1. İNSANA DAİR

  2. Gitgide artan en büyük sağlık düşmanı: Yalnızlık
Gitgide artan en büyük sağlık düşmanı: Yalnızlık

Gitgide artan en büyük sağlık düşmanı: Yalnızlık

Yalnızlık her üç yetişkinden birinde görülüyor, beyne ve bağışıklık sistemine zarar veriyor ayrıca depresyona ve intihara yol açabiliyor.

A+A-

Yalnızlık her üç yetişkinden birini etkileyen genel bir durum. Bu rahatsızlık beyninize ve bağışıklık sisteminize zarar veriyor ayrıca depresyona ve intihara yol açabiliyor. Yalnızlık ayrıca erken ölüm riskini sigara içmek kadar artırabiliyor; hatta erken ölüm konusunda obeziteden daha tehlikeli. Yalnız hisseden kişiler diğerlerinin kolaylıkla başa çıktığı durumlarda daha fazla stresli hissediyor ve yeterince uyusalar dahi dinlenmiş hissetmiyorlar.

Gitgide artıyor

Dünya Halleri'nden Semih Sönmez'in haberine göre, Yalnızlık geçtiğimiz 30-40 yıl içinde daha da arttı. 1980’lerin verileriyle karşılaştırıldığında, ABD’de tek başına yaşayan kişi sayısı bugün üçte bir oranında artmış görünüyor. Amerikalılar 1985’te sırlarını ortalama 3 kişiye anlatabileceklerini söylerken bu rakam 2004’te 2’ye düştü. Birleşik Krallık’ta insanların yüzde 21 ila 31’i bazen yalnız hissettiklerini söylüyor. Dünyanın farklı bölgelerindeki anketler de benzer sonuçlar gösteriyor.

Yalnız hissedenler sadece yetişkinler de değil. Anaokuluna ve birinci sınıfa giden çocukların onda birinden fazlası, okulda yalnız hissettiğini söylüyor.

Bugünlerde çok fazla kişi yalnız hissediyor ancak yalnızlığın tanımı biraz karmaşık. Çünkü sadece konuştuğunuz ya da tanıdığınız kişi sayısına bakarak yalnızlığınızı ölçmeniz mümkün değil. Etrafınızda çok fazla insan olsa da yalnız hissedebilirsiniz. Komedyen Robin Williams, ‘Dünyanın En İyi Babası’ filminde “Başına gelebilecek en kötü şeyin yalnız kalmak olduğunu düşünürdüm. Öyle değilmiş. Hayatta başına gelebilecek en kötü şey sana yalnız hissettiren insanlarla bir arada olmakmış.” demişti.

Yalnızlık nedir?

Yalnızlık insanların sahip olmak istediği ilişki sayısı ve kalitesi ile aslında sahip olduğu ilişkiler arasında bir fark olması durumu olarak tanımlanabilir. Sadece iki tane arkadaşınız olsa bile o insanlarla iyi anlaştığınızı ve onların sizin ihtiyaçlarınızı karşıladığını düşünüyorsanız yalnız sayılmazsınız. Öte yandan kalabalık bir arkadaş çevresinde yalnız hissetmek de mümkündür.

Ancak yalnızlık sadece hislerle ilgili değil. Bu durumda olmak davranışlarınızın da farklılaşmasına sebep oluyor çünkü kendi üzerinizde daha az kontrole sahip oluyorsunuz. Yalnız biriyseniz, örneğin öğle yemeğinde sıcak yemek yemek yerine bir çikolatalı pasta yeme ihtimaliniz daha yüksek. Ya da egzersiz yapma konusunda daha az hevesli oluyorsunuz. Bu da hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınızı etkiliyor. Ayrıca başkalarına karşı agresif tavırlar sergileme ihtimaliniz de artıyor.

Sorun etkileşimin az olması değil

Bazen insanlar yalnızlıktan kurtulmak için sadece çıkıp birkaç insanla konuşmak gerektiğini düşünüyor. Bu işe yarayabilir ancak yalnızlık etkileşim sayısıyla değil dünyayı nasıl gördüğünüzle alakalı bir durum. Yalnız olduğunuzda dünyayı farklı bir şekilde görmeye ve farklı davranmaya başlıyorsunuz. Çevrenizdeki tehditlere karşı daha duyarlı oluyorsunuz, reddedilmeye hazır oluyorsunuz ve etkileşim kurduğunuz kişileri daha fazla yargılamaya başlıyorsunuz.

Konuştuğunuz kişiler de bu hislerinizi anlayabiliyor ve sonuç olarak sizden uzaklaşmaya başlıyorlar. Böylece yalnızlık bir kısır döngüye dönüşüyor. Çalışmalar, yalnız hissetmeyen kişilerin de yalnız insanlarla vakit geçirdiğinde yalnızlaşmaya başladığını gösteriyor. Yani yalnızlık bulaşıcı bir hastalık. Ama mutluluk da öyle. Mutlu insanlarla bir arada olan kişiler daha mutlu olmaya başlıyor.

Ayrıca nesiller boyunca aktarılan bir yalnızlık geni var. Bu gene sahip kişiler yalnız olmasalar bile toplumdan uzak hissettiklerinde daha fazla strese giriyorlar. Bu gene sahipseniz, istediğiniz gibi ilişkiler kuramamak size daha kötü hissettiriyor.

Özellikle erkekler yalnızlıktan çok daha fazla etkileniyor. Yalnızlığa bağlı ölüm oranları erkekler arasında kadınlara göre çok daha fazla. Yalnız erkekler, yalnız kadınlara göre çok daha fazla depresyona girebiliyor. Bunun sebebi toplumun erkekleri duygularını anlatmamaya yönlendirmesi ve duygularını ifade eden erkekleri sert bir şekilde yargılaması. Öyle ki erkekler bazen yalnız hissettiklerini kendilerine bile itiraf etmekten çekiniyor ve yardım aramak istemiyorlar. Bu durum ciddi zihinsel sağlık problemlerine yol açabiliyor.

Nasıl kurtulabilirsiniz?

Yalnızlıkla başa çıkabilmek ve zihinsel sağlığınızı geliştirmek için bazı yöntemler bulunuyor. Araştırmalar bu durumla başa çıkmak için konuşulan insan sayısını artırmak, sosyal yetenekleri geliştirmek ve insanlara iltifatta bulunmak gibi bazı yöntemleri inceledi. Ancak öncelikle yapılması gereken şey etrafınızdaki dünyayı algılama şeklinizi değiştirmeniz. Bazen buluşmak istediğiniz insanların sizi sevmedikleri için değil sadece müsait olmadıkları için sizi reddettiğini anlamanız gerek.

Belki akşam birlikte yemek yemek istediğiniz kişinin davetinizi reddetmesinin sebebi çok az süre kala haber vermeniz ya da o kişinin daha önce başka bir plan yapmış olması olabilir. Yalnız olmayan kişiler bu durumu fark ediyor ve birisi davetlerini kabul etmediğinde kendilerinde bir eksiklik aramıyorlar. ‘Başarısızlıkları’ kendinize değil de içinde bulunulan duruma atfettiğiniz zaman hayatta daha dayanıklı hale gelebilirsiniz.

Yalnızlıkla mücadele etmek için başkalarında art niyet aramaktan ve güvensizlikten de vazgeçmek gerek. Yani artık yeni biriyle tanıştığınızda o koruma kalkanınızı indirmeyi ve onları kendi dünyanıza davet etmeyi deneyin. Sonucun ne olacağını bilmeseniz de denemek size bir şey kaybettirmeyecektir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler