İç krizler yaşayan BRICS'in geleceği nasıl şekillenecek?
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan, o zamana kadar fazla dikkat çekmeyen grup 2023'te Johannesburg'da düzenlenen zirvede büyük bir genişleme kararı açıkladığında, zengin Batı nihayet dönüp BRICS'e dikkat kesildi.
Aradan iki yıl geçip genişlemenin yol açtığı ilk hareketlilik yatıştığında, kuruluşunun üzerinden de 16 yıl geçmişti. BRICS'in çekirdek üye sayısı 5'ten 10'a çıkmıştı. Mısır, Etiyopya, Endonezya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri gruba katılmıştı. Ayrıca daha alt düzeyde 10 "ortak ülke"den oluşan yeni bir kategori de açıklanmıştı.
Ancak liderler 12 Eylül'de düzenlenecek 18. yıllık zirve için Yeni Delhi'ye gelirken havada belirgin bir tedirginlik var. Üyelerinin büyük çoğunluğunun geldiği Küresel Güney'in zafer havası içindeki sahneye çıkışı gibi görünen süreç, artık sadece bayramlarda bir araya gelen sorunlu bir aileyi biraz andırmaya başladı. Ev sahibi Hindistan, "Dayanıklılık, İnovasyon, İş Birliği ve Sürdürülebilirlik için İnşa" teması etrafında kapsamlı ve iddialı bir gündem hazırlamak için yoğun çaba harcadı. Ancak hızlı genişlemenin yol açtığı uyum sorunları ve BRICS'in sahadaki sınırlı etkisi düşünüldüğünde, grubun bundan sonra nereye yöneleceği sorusu her şeyin üzerinde duruyor.
BRICS'in sorunları, genişleme sürecinin başlamasının hemen ardından ortaya çıktı. En beklenmedik olanı ise sorunların Afrika kanadından gelmesiydi. Yeni üyeler Mısır ve Etiyopya, daha önce bunu yapmayı taahhüt etmiş görünmelerine rağmen, reforme edilmiş bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Güney Afrika'nın daimi üyeliğini desteklemeyi reddetti. Eylül 2024'te düzenlenen dışişleri bakanları toplantısında ortak bildiri yayınlanamadı, bu BRICS tarihinde bir ilkti. Aynı durum Nisan 2025'teki bir sonraki toplantıda da tekrarlandı. BRICS'in 2011'deki zirvesinden bu yana yayımlanan bildirilerde, grubun BM reformuna ilişkin tutumu bağlamında Brezilya ve Hindistan'ın yanı sıra Güney Afrika'ya da düzenli olarak yer veriliyordu. Nihayetinde aynı yıl Rio'da düzenlenen BRICS zirvesinin sonuç bildirisinde Güney Afrika'ya yapılan atıf tamamen çıkarıldı, BMGK reformuna ilişkin paragrafta yalnızca Brezilya ve Hindistan'ın adı geçti.
2026'nın başlarında ABD, İsrail ve İran arasında ciddi bir savaşın patlak vermesi ve çatışmanın kısa sürede BAE'yi de içine çekmesi durumu daha da karmaşık hale getirdi. Bir önceki yıl, çatışma henüz sınırlı düzeydeyken Brezilya tarafları ortak bir açıklama üzerinde uzlaştırmayı başarmıştı. Ancak savaş yeniden başlayıp genişleyince bu kırılgan uzlaşı uzun ömürlü olmadı. Mayıs 2026'da düzenlenen BRICS dışişleri bakanları toplantısında yine ortak bir bildiri yayımlanamadı. Ardından yapılan ulusal güvenlik danışmanları toplantısı ise İran ile BAE arasındaki sert tartışmalar nedeniyle gergin geçti. İran, BRICS'in grubun ilk yıllarından bu yana temel başlıklarından biri olan terörizme yönelik kınamalarının, Tahran'ın ABD ve İsrail'e ilişkin yaklaşımına gönderme yapan "devlet terörizmi" kavramını da içermesi gerektiğinde ısrar etti. Diğer üyelerin çoğu bu kadar ileri gitmek istemedi. Sonuç olarak Hindistan, iki toplantıdaki temel tartışmalara ilişkin kendi değerlendirmelerini özetleyen bir dönem başkanlığı açıklaması ile basın bildirisi yayımladı.
Büyük güçler arasındaki rekabet, Hindistan'ın mevcut BRICS dönem başkanlığının daha en başından grubun dengesini sarstı. Ocak 2026'da Güney Afrika; Çin, İran ve Rusya ile ortak bir deniz tatbikatı düzenledi. Pretoria bunu bir BRICS tatbikatı olarak sundu ve tüm BRICS üyelerini davet etti. BAE bir korvet gönderdi ancak gemiyi limanda tutmaya karar verdi. Brezilya, Mısır, Etiyopya ve Endonezya katılımlarını gözlemci statüsüyle sınırladı. Yeni Delhi ise özellikle uzak durarak tatbikatı "tamamen Güney Afrika'nın girişimi" ve "BRICS'in düzenli ya da kurumsallaşmış bir faaliyeti olmayan bir etkinlik" olarak tanımladı. İran'ın katılımı Washington'un sert tepkisini çekti. Pretoria, İranlıların tatbikattan çıkarılması talimatını verdi ancak İran gemilerinin bölgeden ayrılmadığı bildirildi. Sonuçta Güney Afrika, kendi donanmasının cumhurbaşkanının emirlerini ihlal etmiş olabileceği gerekçesiyle soruşturma başlatmak zorunda kaldı. Özetle bu, BRICS'in en parlak anlarından biri değildi.
Son dönemde yaşanan bu aksaklıklara rağmen BRICS'i başarısız olarak nitelendirmek hata olur. BRICS, yirmi yıldan kısa bir sürede zengin Batı'nın dışında gerçekten kıtalararası nitelik taşıyan ilk oluşumu kurmayı başardı. Bugün Küresel Güney'in bütün bölgelerinden ülkeleri bünyesinde barındırıyor ve ekonomik üretim açısından G7'yi geride bırakmış durumda. Kalkınma finansmanı ise grubun en belirgin başarılarından biri. Yeni Kalkınma Bankası on yıldır faaliyet gösteriyor ve yüksek kredi notlarına sahip. BRICS ülkeleri arasındaki giderek yoğunlaşan etkileşim de Küresel Güney açısından önem taşıyan çeşitli konularda politikaların daha uyumlu hale gelmesine katkı sağlıyor.
Ancak son dönemde genişleyen BRICS, aynı zamanda giderek daha çatışmalı bir dünyayla karşı karşıya. Suriye ve Afganistan gibi BRICS üyesi olmayan ülkeleri ilgilendiren çatışmalarda ortak tutum geliştirmek daha kolaydı. Ukrayna gibi çetrefilli bir konuda bile uzlaşma sağlamak mümkündü, çünkü Küresel Güney ülkelerinin neredeyse tamamı diplomasiyi destekliyor ve çatışmanın nedenlerini Batılı ülkelerin çoğundan daha karmaşık görüyordu. Ancak savaşların yayılmasıyla birlikte daha fazla BRICS ülkesi kendisini taraf seçmek zorunda buluyor. Böyle koşullarda ortak bir tutum benimsemek son derece güç hale geliyor.
Peki BRICS güvenlik gündeminden tamamen uzak durmanın bir yolunu bulabilir mi? Sonuçta grubun kökenleri doğrudan ekonomi ve finans alanına dayanıyor. İlk dört üye, Goldman Sachs'ın küresel ekonomi araştırmaları başkanının bir çalışmasından hareketle, 2006'da BRIC adı altında dışişleri bakanları düzeyinde bir araya gelmeye başladı. Ancak 2009'daki ilk liderler zirvesinde bile BRIC güvenlik odaklı konulara vurgu yapıyordu: Çok kutuplu bir dünya düzeni, kolektif güvenlik ve BMGK reformu ile terörizme karşı mücadele... Bu üç konu o tarihten bu yana yayınlanan 16 zirve bildirisinin tamamında sürekli olarak yer aldı. Üstelik güvenlik gündemi zamanla daha da genişledi. Çin'de düzenlenen 2011 zirvesinin bildirisinde NATO'nun Libya müdahalesine ilişkin bir paragraf bulunuyordu. Arap-İsrail çatışması, Suriye ve Afganistan 2012'deki Yeni Delhi zirvesinin gündemine girdi. 2013'ten itibaren ise ulusal güvenlik danışmanları arasında bağımsız toplantılar düzenlenmeye başlandı.
Tüm BRICS zirvelerine ilişkin verileri bir araya getiren yeni bir araştırma, ekonomik kalkınmanın grubun en fazla odaklandığı alan olduğunu ancak jeopolitik ve güvenlik konularının hemen ardından geldiğini gösteriyor. BRICS gündemini güvenlik konularından arındırmak için artık çok geç. Üstelik hemen her konunun güvenlik meselesi haline geldiği günümüzde bu yaklaşım pratik de değil.
BRICS, 2009'da uluslararası sahnede görünür hale gelmesinden bu yana iki olumlu dönüm noktası yaşadı. Bunlardan ilki 2012-2014 dönemiydi. Hindistan'ın yenilikçi önerisi ile Brezilya ve diğer ülkelerin 2014 zirvesi öncesindeki yoğun çalışmaları Yeni Kalkınma Bankası'nın kurulmasını sağladı. İkinci ivme ise daha önce ayrıntılarıyla ele alınan ve Güney Afrika'daki 2023 zirvesinde başlatılan üyelik genişlemesiydi.
BRICS'in öngörülebilir gelecekte de çekişmelerin hakim olacağı dünyada felce uğramaması ve önemini koruyabilmesi için üçüncü bir ivmeye ihtiyacı var.
Bundan sonra BRICS'in reformcu köklerine bağlı kalması ve radikalleşme eğilimlerine karşı direnmesi temel yol gösterici ilkelerinden biri olmalı. Somut sonuç üretme hedefinin gözden kaçırılmaması da aynı ölçüde önemli: Küresel Güney'deki gerçek insanların yaşamlarında gerçek bir etki oluşturmak. Bunun için her şeyden önce kalkınmaya yönelik imkanların büyük ölçüde artırılması gerekiyor.
Güvenlik gündeminin de daraltılması gerekiyor. Özellikle alınan tutumun somut bir eyleme dönüşme ihtimali düşükse, devam eden her savaş konusunda pozisyon almaya gerek yok. Bunun yerine BRICS içinde en köklü desteğe ve en geniş uzlaşıya sahip konulara odaklanmak daha verimli olabilir. Örneğin BRICS, devlet dışı aktörlerin şiddetiyle, özellikle terörizm, korsanlık ve organize suçlarla mücadelede birlikte çalışarak somut sonuçlar elde edebilir. Bunlar ciddi ve giderek artan tehditler. BMGK'nin reformu da iddialı ve uzun vadeli bir hedef olmasına rağmen kararlılıkla gündemde tutulmalı. BRICS aynı zamanda ikili gerilimlerin azaltılabildiği bir forum işlevini de sessizce yerine getiriyor. Örneğin 2024'teki Kazan zirvesi, Hindistan ile Çin'in 2020'deki sınır çatışmasının ardından tırmanan gerilimi yatıştırması açısından önemli bir zemin oluşturdu.
Yirmi yıldan kısa bir sürede BRICS liderleri, giderek büyüyen, üyeleri arasındaki etkileşimin yoğunlaştığı ve bazı başarı örnekleri ortaya koyan kıtalararası bir koalisyon kurmayı başardı. Grubun etkisi halen sınırlı ancak Batı'nın hakimiyetini sürdürdüğü uluslararası sistem içinde ayakta kalmayı ve büyümeyi başarması başlı başına etkileyici. Zaman içinde, güvenlikle bağlantılı mayınlı alanlardan uzak durabilmesi halinde reformcu bir BRICS kalkınma alanındaki etkisini artırabilir ve mevcut uluslararası sistemdeki belirgin boşlukların giderilmesine katkı sağlayabilir. Biraz da şansın yardımıyla BRICS, kırılgan bölgelerin istikrara kavuşmasına ve sistemik şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesine dahi yardımcı olabilir.
Foreign Policy'de yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.