İsrail seçimleri Gazze'yi nasıl etkileyecek?
"Ekim seçimleri, Netanyahu'nun uzun siyasi kariyerindeki şimdiye kadarki en zorlu sınav olarak değerlendiriliyor."
Ansam Al-Kitaa | New Arab | Tercüme: Mepa News
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İsraillilerin ekim ayında genel seçimlerde oy kullanmasından önce Gazze'den çekilmeyi kabul etmek için siyasi hareket alanı oldukça dar. Hamas'a zafer kazandırmış gibi görünmenin siyasi maliyeti çok yüksek olduğundan bu durum, ateşkes anlaşmasında ilerleme sağlanmasını riske atıyor.
Ekim 2025'te üzerinde mutabakata varılan barış planı, aylardır süren bir çıkmazda takılı kalmış durumda. İkinci Aşama kapsamında İsrail güçlerinin, Hamas'ın silahsızlanması karşılığında Gazze'den çekilmesi öngörülüyor. Ancak şu ana kadar iki taraf da ilk adımı atmaya yanaşmıyor.
Çıkmazı aşmak amacıyla 30 Temmuz'da açıklanan ABD öncülüğündeki yol haritası, Hamas silahlarını depolayıp yönetimi yeni bir Filistinli yapıya devrederken İsrail'in operasyonlarını aşamalı biçimde durdurmasını öngördü. Hamas, İsrail'in saldırıları derhal durdurması şartıyla bunu kabul etti.
Ancak İsrail şimdiye kadar Gazze'yi İsrail ve Filistin kontrolündeki bölgeler arasında ayıran sözde Sarı Hat'tan çekilmeyi reddediyor, bunun yerine Filistin topraklarının daha içlerine doğru düzenli biçimde ilerliyor.
Bu karmaşık tabloya, 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail genel seçimleri de eklendi. İsrail'in Ekim 2023'te Gazze'ye karşı savaş başlatmasından bu yana yapılacak ilk seçimler, çekilme meselesini siyasi tartışmaların en hassas başlıklarından biri haline getirdi. Bu durum hızlı bir geri çekilme ihtimalini azalttı.
Filistinli siyasi araştırmacı İmad Ebu Rahme, The New Arab'a, "Başbakan Binyamin Netanyahu'nun seçimlerden önce kısmi dahi olsa herhangi bir çekilme gerçekleştirmesi veya teknokratlardan oluşan bir komitenin Gazze'ye girmesine izin vermesi düşük ihtimal. Bu tür adımlar onun ve sağcı koalisyonunun konumunu zayıflatabilir." dedi.
Siyasi analist Reham Avde ise daha ileri giderek Netanyahu'nun seçimden önce çekilmeyi kabul etmek için hiçbir hareket alanı bulunmadığını söyledi.
Avde, The New Arab'a, "Hamas'ın silahlarını imha etmek yerine sınırlandırıp depolamasını ve buna paralel olarak İsrail'in erken çekilmesini öngören bir formülün kabul edilmesi, İsrail içinde savaşın temel hedeflerinden birinden vazgeçilmesi olarak okunabilir: Gazze Şeridi'nin tamamen silahsızlandırılması ve Hamas'ın her türlü siyasi veya askeri rolüne son verilmesi" dedi.
Seçim hesapları İsrail'in çekilmesini ihtimal dışı bırakıyor
Ekim seçimleri, Netanyahu'nun uzun siyasi kariyerindeki şimdiye kadarki en zorlu sınav olarak değerlendiriliyor. Sağcı Likud Partisi ve ultra Ortodoks ortaklarından oluşan koalisyonu, savaş yorgunluğu ve Netanyahu'nun uzun süredir devam eden yolsuzluk davaları nedeniyle oldukça düşük desteğe sahip.
Son anketler Netanyahu'nun lehine değil. Merkezci Yashar Partisi'nin lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, temmuz sonunda yapılan bir ankette başbakanlığa kimin daha uygun olduğu sorusunda yüzde 46'ya karşı yüzde 40 ile öne geçti. Likud ise kısa süre önce Haziran 2025'ten bu yana en düşük anket oranına geriledi.
Avde'ye göre Gazze'den çekilmeye yönelik herhangi bir adım Netanyahu'yu sağcı seçmenlerden uzaklaştırabilir ve rakiplerine bunu "Hamas'a teslim olmak" olarak sunma fırsatı verebilir.
Avde, "Herhangi bir anlaşmayı kabul etme kararı yalnızca Netanyahu'ya bağlı değil, İsrail sağındaki güç dengesi de bu kararı sınırlıyor" dedi.
İsrail meseleleri uzmanı Muhammed Diyab, Netanyahu'nun düşen anket oranları nedeniyle seçim öncesinde çekilme anlaşması yerine sağcı tabanına öncelik vermesinin muhtemel olduğunu söyledi.
Ebu Rahme'ye göre İsrail'deki seçim mücadelesi temelde sağcı kampa mensup partiler arasındaki bir yarış ve bu partilerin savaşa ilişkin görüşleri büyük ölçüde aynı. Hangi parti iktidara gelirse gelsin, Hamas tamamen ortadan kaldırılana kadar Gazze üzerinde İsrail askeri kontrolünün sürmesini savunacak.
Netanyahu, Hamas'ın silahsızlandırılmasına bağlı, müzakere edilmiş ve aşamalı bir çekilmeye kapı araladığında Eisenkot gibi rakipleri bunun için erken olduğunu söylemiş, İsrail güçlerinin yerinde kalması ve önce Hamas'ın tamamen ortadan kaldırılması gerektiğinde ısrar etmişti. Bu durum, Netanyahu'nun kendi rakiplerinden daha zayıf görünmeden uzlaşmaya varması için çok az alan bıraktı.
Diyab, "İsrail muhalefeti, Netanyahu'nun bazı koalisyon ortaklarından daha sert tutumlara sahip. Bu da onun hareket alanını daraltıyor" dedi.
Netanyahu, İsrail'in Hizbullah ve İran karşısındaki "zaferlerinin" ve Esed'in düşmesinin savaş stratejisinin işe yaradığını kanıtladığını, savaşı Hamas'ın şartlarıyla sona erdirmenin bu kazanımları boşa çıkaracağını savunuyor. Bu argümanı, savaşı daha erken bitirmeye çalışan Eisenkot'a karşı doğrudan kullandı.
Ebu Rahme, The New Arab'a, "30 Temmuz anlaşmasının kendisi de ilerleme konusunda fazla umut vermiyor. Anlaşmanın başarısı hala taahhütlerini yerine getirmeye, bunların başında da çekilmeye hazır bir İsrail hükümetinin bulunmasına bağlı." dedi.
30 Temmuz anlaşması kapsamında iki tarafın silahsızlanma ve çekilme takvimi üzerinde anlaşmak için 13 Ağustos'a kadar süresi bulunuyor. Netanyahu'nun ofisi plana tamamen karşı olduğunu ima etti. Hamas ise İsrail ilk adımı atmadan silahsızlanmayacağını söylüyor. Şu ana kadar fiili silahsızlanma veya çekilmenin ne zaman başlayacağına ilişkin belirlenmiş bir tarih bulunmuyor.
İsrail Gazze'den gerçekten çekilecek mi?
Ebu Rahme, "Anlaşma metni birden fazla yoruma imkan tanıyor ve bu durum uygulamayı anlaşmazlıklara açık hale getiriyor. Anlaşmanın maddelerinin nasıl yorumlanacağı konusunda ne zaman boşluklar ortaya çıksa baskı genellikle Filistin tarafına yöneliyor ve uygulamayı geciktirmekle bu taraf suçlanıyor." dedi.
Maddelerden biri sorunu ortaya koyuyor: Yol haritası, bir aşamadan diğerine geçilmesinin her iki tarafın taahhütlerini "doğrulanmış biçimde tamamlamasına" bağlı olduğunu ve uluslararası bir yapının "her türlü ihlali gözlemleme" yetkisine sahip olacağını belirtiyor. Ancak tamamlanmanın veya bir ihlalin fiilen nasıl görüneceğini tanımlamıyor.
Netanyahu'nun Washington'da azalan etkisi
Binyamin Netanyahu'nun Washington'daki etkisi eskisi kadar güçlü değil.
Temmuz sonunda yapılan bir ankete göre Amerikalıların yüzde 49'u Netanyahu'nun Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama kararı uyarınca tutuklanması gerektiğini düşünüyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı ise ABD'nin İsrail'e desteğinin çok ileri gittiğini söylüyor.
Bu değişim, bir dönem yakın olan Trump-Netanyahu ilişkisinin İran savaşından bu yana görünür biçimde gerildiği bir dönemde yaşanıyor. Trump, İsrail'in Lübnan'daki operasyonları nedeniyle Netanyahu'yu kamuoyu önünde azarlarken Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrailli liderleri "geriye kalan tek büyük müttefiklerini" yabancılaştırmamaları konusunda uyardı.
Avde'ya göre Netanyahu şu anda ABD yönetimiyle doğrudan çatışma yaşamaktan çekindiği için anlaşmayı açıkça reddedemiyor.
Netanyahu şimdiye kadar yol haritasına ilişkin kamuoyu önünde açıklama yapmaktan kaçındı ancak ofisi, Sözcü Doron Spielman aracılığıyla itirazlarını açıkça ortaya koydu. Spielman, "Kalıcı herhangi bir düzenlemeye yönelik vazgeçilmez ilk adım, Hamas'ın gerçek, doğrulanabilir ve geri döndürülemez biçimde silahsızlandırılmasıdır. Tam silahsızlandırmadan daha azı, Hamas'ın İsrail'i yeniden tehdit etme kapasitesini korumasına yol açacaktır" ifadelerini kullandı.
Avde, The New Arab'a, "İsrail hükümeti dış baskılarla iç siyasi hesaplar arasında denge kurmaya çalışıyor" dedi ve ekledi:
"Hükümet, görüşmeleri doğrudan reddetmekten kaçınırken sert tutumunun değişmediğini gösteren sahadaki ve siyasi mesajları sürdürüyor: Gazze'de devam eden askeri operasyonlar ve saldırılar, Hamas mensuplarının hedef alınmasının sürmesi ve Netanyahu'nun ofisine yakın kaynakların anlaşmanın şartlarına ilişkin İsrail'in çekincelerini basına sızdırması."
Avde'ye göre amaç, İsrail kamuoyuna hükümetin Hamas'ın taleplerine boyun eğmediği güvencesini verirken ABD yönetimini zor durumda bırakmaktan kaçınmak.
Diyab ise Washington'ın baskısının gerçek tavizler verilmesini sağlamasının düşük ihtimal olduğunu söyledi. Buna kanıt olarak geçtiğimiz ekim ayındaki ateşkes anlaşmasını gösterdi. Anlaşmanın ardından İsrail'in binlerce ihlali yaşandı ve sürekli değişen Sarı Hat, İsrail tarafından düzenli biçimde Gazze'nin daha içlerine doğru kaydırıldı.
ABD, ekim planının ilk aşamasındaki taahhütlerin tam olarak uygulanması için hiçbir şey yapmadı. Bu aşama, Hamas'ın hayattaki rehineleri serbest bırakmasını, İsrail'in karşılığında yaklaşık 2 bin Filistinli mahkumu bırakmasını, Gazze'ye giren insani yardımın artırılmasını ve İsrail güçlerinin Sarı Hat'a çekilmesini öngörüyordu.
Netanyahu zaman kazanmaya çalışıyor
Seçime daha aylar varken ve Sarı Hat artık Gazze'nin yaklaşık yüzde 65'ini kapsarken analistler, İsrail'in anlaşmaya varmaktan çok sahadaki varlığını genişletmek için zaman kazanmaya odaklandığını düşünüyor.
Diyab, Netanyahu'nun bir anlaşmaya varmaktan çok sandığı gözeterek hareket ettiğini söyledi.
Diyab, "Netanyahu belirli maddelere itiraz ederek ve arabulucular ile ABD yönetimini sürekli müzakere turlarına sürükleyerek görüşmeleri yeniden uzatmaya çalışabilir. Böylece bir anlaşma için gerekli esnekliği gösterme konusunda gerçek bir niyeti olmadan zaman kazanabilir" dedi.
Diyab, "Hamas ise silah meselesini tartışmayı kabul ederek bir miktar esneklik gösterdi ve bunu siyasi bir taviz olarak nitelendirdi. Ancak tabanına 'mutlak zafer' ve Gazze'nin tamamen silahsızlandırılması sözünü veren Netanyahu da bu meseleyi seçim kampanyasında kullanıyor. Bu durum hızlı bir uzlaşma ihtimalini azaltıyor." dedi.
Avde, gelecekte çekilmeye ilişkin yapılacak herhangi bir müzakerenin muhtemelen Hamas'ın silahlarının imha edilmesi, siyasi ve askeri rolüne son verilmesi, Gazze yönetiminin uluslararası bir yapıya ve sivil yönetim komitesine devredilmesi şartlarına bağlı kalacağını söyledi.
Avde, "Bu tutum, siyasi farklılıklarına rağmen Netanyahu ile başlıca rakiplerinden bazıları arasında görece bir yakınlık görüyor. Bu da seçimi kim kazanırsa kazansın çekilme meselesinin muhtemelen İsrail'in güvenlik şartlarına bağlı kalacağı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Ebu Rahme, Netanyahu ve koalisyonunun Gazze veya Batı Şeria'daki askeri tırmanışı, giderek daha fazla sağa kayan İsrail toplumunda oyları bir araya getirebilecek bir seçim stratejisi olarak gördüğünü söyledi:
"Muhalefet kazanırsa Trump'ın planına ve Gazze anlaşmasına, muhtemelen Filistin Yönetimine, özellikle de vergi gelirleri konusunda daha esnek yaklaşabilir. Ancak bu, ilhak ve yerleşim politikalarından vazgeçilmesi veya İsrail'in tutumunda köklü bir değişiklik yaşanması anlamına gelmeyebilir."
