Ibrahim Hamidi

Ibrahim Hamidi

McGurk'un milislerinden Barrack'ın boru hatlarına ABD'nin Suriye politikası

McGurk'un milislerinden Barrack'ın boru hatlarına ABD'nin Suriye politikası

ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsraillilerin "Golan'ın Suriye'ye ait olduğunu belirten Birleşmiş Milletler kararlarını ve tüm uluslararası düzeni ihlal ederek Golan'ı işgal etmeyi sürdürdüğünü" söylediğinde ne bir Suriye açıklamasından satır okuyordu ne de bir BM belgesinden alıntı yapıyordu. İsrail'le yeni bir kriz çıkarmaya çalışıyor da değildi.

Beklendiği üzere Barrack, İsrail'in tepkisini yatıştırmak için hızla harekete geçti ve Trump'ın 2019'da İsrail'in Golan üzerindeki egemenliğini tanımasıyla şekillenen Washington politikasının değişmediğini söyledi. Ancak bu açıklama, sözlerinin basit bir dil sürçmesinden daha fazlası olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Barrack'ın sözlerinin önemi, Dışişleri Bakanlığının bir temsilcisi değil, Beyaz Saray'ın özel temsilcisi olarak atanmasından bu yana savunduğu vizyonla ne kadar uyumlu olduğunda yatıyor: Devletin önceliği, egemenlik, toprak bütünlüğü ve devlet kurumlarının denetimi dışındaki silahların ortadan kaldırılması... Barrack özel görüşmelerde daha da ileri giderek İsrail'i Suriye'nin karşı karşıya olduğu en büyük sorun olarak tanımlıyor. Kamuoyu önünde ise İsrail'in hava saldırılarını eleştirdi ve Ebu Zuhur Havalimanı'nın İsrail tarafından hedef alındığını ilk açıklayan isim oldu.

Barrack Irak'ta da Ali Zeydi hükümetine ve tüm silahların devlet denetimi altına alınması, milislerin dizginlenmesi ve ABD'nin ülkeden çekilmesi tamamlanmaya yaklaşırken Irak'ın komşularıyla ilişkilerinin devletler arası bağlar, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı ağlar üzerinden güçlendirilmesi planına destek vermeye çalıştı.

Farklı yaklaşımlar

Barrack'ı anlamak için onu tam karşısında duran isimle karşılaştırmak gerekir: Son 15 yılda ABD'nin Orta Doğu politikasının en etkili isimlerinden biri olan Brett McGurk. McGurk, George W. Bush'tan Barack Obama'ya, Donald Trump'ın ilk döneminden Joe Biden'a kadar hem Cumhuriyetçi hem Demokrat yönetimlerde görev yaptı.

McGurk, 2010 seçimlerinden sonra İyad Allavi'nin listesi Nuri el-Maliki'nin Hukuk Devleti Koalisyonu'ndan iki sandalye fazla kazanmış olmasına rağmen Maliki'nin ikinci dönem başbakanlığı elde ettiği süreçte ABD'nin Irak politikasının merkezindeydi. Bunun sonucunda giderek daha mezhepçi ve merkezileşmiş bir hükümet ortaya çıktı, Sünni Araplarla ortaklık gerilerken ordu da giderek daha fazla siyasallaştı. McGurk ayrıca Bush döneminde imzalanan bir anlaşma çerçevesinde kararlaştırılan ve Obama tarafından uygulanan 2011'deki Irak'tan çekilme müzakerelerinde Washington'ın önde gelen isimlerinden biriydi.

IŞİD Haziran 2014'te Musul'a saldırdığında, askeri birliklerin tamamı çöktü ve örgütün Irak'ın geniş kesimlerini ele geçirerek "hilafet" ilan etmesinin önü açıldı. McGurk daha sonra IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonun operasyonlarını yönetti. Bu süreçte iki yerel unsura bel bağladı: Irak'ta bir kısmı İran'la bağlantılı gruplar ve Suriye'de Kürt Halk Savunma Birlikleri, yani YPG. YPG, Washington ve Ankara'nın terör örgütü olarak tanımladığı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile organik ve ideolojik bağlarına rağmen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) omurgasını oluşturdu.

Bu politika önemli bir hedefe ulaştı. IŞİD askeri olarak yenilgiye uğratıldı ve kontrol ettiği toprakları kaybetti. Ancak sahada büyük bir boşluk kaldı. Irak'ta Tahran'ın vekil güçleri daha da güçlendi. Suriye'de ise Fırat'ın doğusunda, Amerikan korumasına bağımlı, Türkiye'nin kaygıyla baktığı ve "Esed Suriyesi"nin kurumlarının dışında kalan askeri ve idari bir yapı ortaya çıktı. IŞİD topraklarını kaybederken İran, Irak'ta Suriye ve Lübnan'a uzanmasını kolaylaştıran paralel bir ordu kazandı. Türkiye ise sınırında PKK'nın uzantısı olarak gördüğü bir güçle karşı karşıya kaldı.

Barrack ise farklı bir kavramlar dünyasıyla geldi. Ona göre Irak'taki grupların devletten daha güçlü kalması ya da Tahran adına komşu ülkeleri tehdit etmesi için bir neden yoktu. Aynı şekilde SDG'nin IŞİD'e karşı savaşmış olması da varlığını süresiz biçimde devam ettirmesini haklı çıkarmıyordu. Barrack'ın yaklaşımına göre SDG'nin başlangıçtaki görevi sona ermişti, Esed rejiminin devrilmesiyle Washington'ın bu yapıyla ittifakının gerekçesi de ortadan kalkmıştı. "Yeni Suriye", koalisyonun yeni ortağı olabilir ve Kürtlere McGurk'ün himayesinde ortaya çıkan Özerk Yönetim'in sunduğundan daha geniş anayasal, toplumsal ve kültürel haklar tanıyabilirdi.

Yılın başında Şam ile SDG arasındaki çatışma sırasında Barrack, Washington'ın Kürt güçlerine sağladığı siyasi desteği geri çekti. Mazlum Abdi'ye, Washington'ın İsrail'in SDG'yi savunmak ve Türkiye'yle savaşmak üzere çatışmaya dahil olmasına izin vermeyeceğini söyledi. Bu değişiklik, Kürtlerin bütünüyle terk edilmesinden ziyade, korunmalarının silahlı bir yapıya dayanmasından devlet içine dahil edilmelerine doğru kaydırılması anlamına geliyordu. Birkaç ay sonra SDG'nin bağımsız askeri misyonu sona erdi. Yapının feshedildiği açıklandı ve güçleri Suriye ordusuna entegre edildi.

Barrack Süveyda'da da aynı mantığı uyguladı. İsrail'in koruması altında ayrı bir bölgenin onun yaklaşımında yeri yoktu, devletin dışında silahlı bir güç de kabul edilemezdi. Ürdün ve Suriye ile birlikte çalışan Barrack, Amman'da onaylanan bir yol haritasının hazırlanmasına yardımcı oldu. Plan, ihlallerin ele alınması, hizmetlerin yeniden sağlanması, güvenlik düzenlemelerinin kurulması ve bölgenin yeniden devlet yapısına dahil edilmesi üzerine kuruluydu. Ancak İsrail'in vetosu planın uygulanmasını engelledi.

Trump'ın özel temsilcisi tarafından ileri sürülen ve Arap ülkeleri ile bölgesel aktörlerin desteklediği bu yaklaşım yaptırımların kaldırılmasını, terör listelerinden çıkarılmayı, Ahmed Şara yönetimiyle ortak olarak ilişki kurulmasını ve ekonomik faaliyet, enerji ve yatırımın önünün açılmasını da içeriyordu. Mantık basitti: Devletten sınırlarını kontrol etmesi, milisleri dağıtması, IŞİD'le mücadele etmesi ve İran koridorunu engellemesi bekleniyorsa, ona devlet olmanın araçları da verilmelidir. Bir devleti kuşatma altında ve parçalanmış halde tutup ardından ondan egemenliğini tesis etmesini isteyemezsiniz.

Farklı bakış açıları

İki başkanlık temsilcisinin yolları tam da burada ayrılıyor. McGurk, devletin zayıflığını yerel vekil güçler aracılığıyla yönetilmesi gereken bir gerçeklik olarak gördü. Barrack ise bu vekil güçlere duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmanın temel yolunu devletin yeniden güçlendirilmesinde görüyor. McGurk sınırların ötesinde faaliyet gösteren milislere bel bağlarken Barrack, sınırların üzerinden bu kez boru hatlarının ve projelerin geçebilmesi için devleti güçlendiriyor.

Barrack, McGurk tarzında geleneksel bir diplomat değil. Bürokrasinin dışından gelen bir iş insanı. Gücünün temelinde Trump'la olan doğrudan dostluğu yatıyor. Zaman zaman sarsıcı bir dil kullanıyor ve sonradan açıklama gerektiren ifadeler sarf ediyor. Bu nedenle Golan'a ilişkin sözleri, sonradan geri adım atmış olsa bile, basit bir dil sürçmesinden daha fazlasıydı. Dostunun desteğini koruduğu sürece bunun son açıklaması olması da pek olası görünmüyor.


Al Majalla'da yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 1471 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Ibrahim Hamidi Arşivi