Abdullah Ghadhawi

Abdullah Ghadhawi

Suriye'nin yeni meclisi hakkında neler biliniyor?

Suriye'nin yeni meclisi hakkında neler biliniyor?

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara çarşamba günü yeni Halk Meclisi'ne atadığı isimlerin listesini açıkladığında iki isim öne çıktı. Bunlardan biri, Esed döneminde meclisten ayrılarak saf değiştiren eski milletvekili Nasır el Hariri'ydi ve şimdi özellikle yeniden meclise döndürülüyordu. Diğeri ise Suriye'nin ünlü oyuncularından Rouzaina Lazkani'ydi. Lazkani, fiilen yeni parlamentonun kadın yüzü olarak konumlandırılmıştı. Bu iki atama birlikte, Esed sonrası Suriye'de gücün gerçekte nasıl işleyeceğine dair, onlardan önce yapılan seçimlerden çok daha fazla şey söylüyordu.

Çünkü Suriye'nin Esed sonrası ilk parlamentosu iki yüzle ortaya çıkıyor ve bu iki yüz birbirinden bağımsız okunamaz. İlk yüz, hükümetin geçen Ekim ayında düzenlediği seçimlerle ortaya çıkan 140 üyeye ait. Bu oylama büyük ölçüde şekliydi, ancak kazananlar yine de yeni Suriye'de gücü kimin elinde tuttuğuna dair bugüne kadar çizilmiş en net haritayı oluşturuyor. İkinci yüz ise Şara'nın bizzat atadığı 70 üyeye ait. Bu liste, Devlet Başkanı'nın seçimlerin sağlayamadığını düşündüğü şeyi ve bunu düzeltme girişimini ortaya koyuyor. Suriye'nin siyaseti, ekonomisi ve güvenliğinin tehlikeli biçimde kırılgan kaldığı bir anda bu iki grup birlikte, Şam'da nasıl bir devletin inşa edilmekte olduğunu gösteriyor.

Önce 140 seçilmiş üyenin özgeçmişlerinden başlayarak 210 üyenin tamamının geçmişini inceledim. Bu 140 üyenin arka planı, parlamentonun parti hayatından değil, 13 yıllık savaştan doğduğunu gösteriyor. Üyelerin ezici çoğunluğu ilan edilmiş bir partiye bağlı değil ve kurumsal bir platformla yarışmadılar. Bunun yerine 2011'den sonra Suriyelilerin kurduğu sosyal ve siyasi ağlar içinden yükseldiler: Muhalefet hareketi ve ona bağlı yerel silahlı gruplar, şeriat meclisleri ve yerel konseyler, yardım kuruluşları ve sahra hastaneleri, özgür meslek birlikleri, sivil savunma grupları, uzlaşı komiteleri, kasaba eşrafı ve Kürt partileri.

Bu anlamda meclis, sürekli iç içe geçseler de kabaca 6 bloğa ayrılıyor:

- Çeşitlilik arz eden bir İslamcı blok
- Devrimci-askeri blok
- Yerel yöneticiler bloğu
- Doktorlar, avukatlar, mühendisler, akademisyenler ve iş insanlarından oluşan profesyonel blok
- Doğuda yoğunlaşan aşiret bloğu
- Kürt bloğu

Asıl mesele de bu örtüşme. Bir üye şeriat eğitimini askeri komutanlıkla birleştiriyor, bir diğeri tıbbı saha yardımıyla, üçüncüsü yerel yönetimi insan hakları çalışmalarıyla, dördüncüsü ise toplumsal konumunu devrimci geçmişle bir araya getiriyor.

Bu hayat hikayelerinde gerçek partizan çelişkilerden oluşan bir parlamento izlenimi yok. Bu ağların birçoğu da savaş boyunca olduğu gibi muhtemelen partilere dönüşmek yerine yerel ağları içinde sınırlı kalacak. Daha muhtemel senaryo, Şam'daki yeni siyasi düzeni tehdit edebilecek her şeye karşı içgüdüsel olarak safları sıklaştıran savaş sonrası bir siyasi akımın ortaya çıkmasıdır. Sünnilerin Suriye'de onlarca yıl siyasi hayattan dışlandığı düşünüldüğünde bu refleks şaşırtıcı değildir.

Bu blokların en görünürü, Esed karşıtı ayaklanmanın silahlarını taşıyan bloktur. Mecliste Özgür Suriye Ordusu'nda savaşmış, yerel tabur ve tugaylara komuta etmiş, Feylaku'r Rahman ve Ahraru'ş Şam gibi gruplarda görev almış ya da savaşı yürüten ve kuşatmaları sona erdiren tehcir anlaşmalarını müzakere eden askeri konseylerde bulunmuş isimler yer alıyor. Başka bir ifadeyle bu parlamentonun kayda değer bir bölümü meşruiyetini eski rejimle karşı karşıya gelerek kazandı. Üyeler kuşatma, sürgün, müzakere ve bombardıman altında şehir yönetme tecrübelerinin izleriyle geliyor. Meclis, bir boyutuyla, Suriye devriminin hafızasının siyasi bir hayata kavuşmuş halidir. Bu en çok Şam kırsalı, Dera, Humus, Halep, Hama ve Deyrizor için geçerlidir. Bu da bu parlamentoyu hem kendisinden önceki tüm parlamentolardan hem de herhangi bir yerdeki geleneksel parti meclislerinden farklı kılıyor.

Ancak en önemli katman savaşçılar olmayabilir. Devrimci yerel yöneticiler sınıfı muhtemelen daha belirleyicidir. Bu kişiler rejim kontrolünden çıkan bölgelerde ya da kuzeydeki göç kamplarında eğitim, sağlık, nüfus kayıtları, yardım, sivil savunma ve uzlaşı komitelerini yürüttü. Yıllar boyunca toplum çöküş içindeyken bir tür alternatif yerel yönetim pratiği geliştirdiler. Çok azı açık ya da geleneksel anlamda partizan. Ancak gerçek mekanizmanın nasıl işlediğini biliyorlar: Muhalif Suriye'yi hayatta tutan hizmet, finansman, yardım, eşraf ve gruplar ağları üzerinden. Yeni meclis içinde en kullanışlı sermaye ideolojik etiketlerden çok bu bilgi olabilir. Oylamalar İslamcılar ve sekülerler ya da askerler ve siviller arasında düzgün biçimde bölünmeyecek. Daha çok muhafazakar, bölgesel, mesleki, devrimci ve dini ağlar arasında, konudan konuya değişen ittifaklar ve ayrışmalar şeklinde işleyecek.

Kağıt üzerinde meclis, doktorlar, avukatlar, eski hakimler, mühendisler, akademisyenler ve iş insanlarından oluşan etkileyici bir profesyonel sınıfa da sahip. Ancak teknokratik nitelikler beraberinde daha önemli bir şeyi getiriyor. Doktorların çoğu savaş boyunca sahra hastanelerini yönetti. Avukatlar özgür barolara mensuplardı ya da savaş boyunca tutukluları belgeledi. Mühendisler ateş altında hizmetleri yeniden kurdu, akademisyenler alternatif okullar inşa etti. Yeterlilik gerçek, ancak devrimin içinden yükseldi ve devrimin siyasetini de beraberinde taşıyor.

Üyelerin bazıları İdlib'deki Kurtuluş Hükümeti'nde, bakanlıklarda, Şura Konseyi'nde, sağlık ve idari müdürlüklerde görev yaptı. Bu iz bütün meclise yayılmıyor ve genellikle Aralık 2024'te Esed rejimini deviren harekata liderlik eden Tahriru'ş Şam ile doğrudan bir örgütsel bağı kanıtlamıyor. Ancak kuzeyde bu grubun gölgesi altında yönetmeyi öğrenen elitin bir bölümünün artık ulusal temsile yükseldiğini doğruluyor.

Bunların hiçbiri iktidar elitini yekpare hale getirmiyor. Belki de meclisin en önemli özelliği bu. İçinde İslamcılar ve Müslüman Kardeşler çevresinden şekillenmiş isimler bulunuyor. Bu akım gerçek bir etki kapasitesine sahip, ancak üyelerin geçmişleri tek başına onu meclisin örgütlü çekirdeği olarak tanımlamaya yetmiyor. Yanlarında eski komutanlar, yöneticiler, doktorlar ve yardım çalışanları, aşiret eşrafı ve yerel iş insanları yer alıyor. En muhtemel sonuç ideolojik bir blok değil, bazı konularda birleşen ve bazı konularda parçalanan esnek bir koalisyondur. Kimlik, devrimin mirası, eski rejimin hesap vermesi ve eski devlet yapısının herhangi bir biçimde geri dönmesinin reddi konularında birleşebilir. Ancak adem-i merkeziyetçilik, azınlıklarla ilişkiler, kişisel statü yasaları, ekonomi, yürütme gücünün sınırları ve yasamada şeriatın rolü konularında bölünmesi daha muhtemeldir.

Meclisteki azınlıklar tabloyu karmaşıklaştırıyor, ancak değiştirmiyor. Kürtler, Türkmenler, Hristiyanlar, Aleviler ve İsmaililer Sünni Arap çoğunluğun yanında yer alıyor. Sahilde, Lazkiye ve Tartus'ta listelerde Alevi ve Hristiyan profesyoneller bulunuyor, bunların bazıları muhalif ailelerden ya da sol ve insan hakları çevrelerinden geliyor. Varlıkları parlamentoya ulusal bir kapsama kazandırıyor ve onu yalnızca mağdur bir topluluğun ürünüymüş gibi gösteren imajı yumuşatıyor. Aynı zamanda çift amaçlı bir işlev görüyor: Uluslararası kamuoyuna kapsayıcılık mesajı vermek ve silahlı muhalefetin dışında kalan ya da eski rejime yakın olan yerel topluluklara güvence sunmak. Şimdilik bu, meclisin yönünü değiştirebilecek bir güçten ziyade dengeleme ve sembolik temsil gibi görünüyor. Sembolizm ile gerçek temsil arasındaki fark komisyon görevlerinde ve yasamada test edilecek. Azınlık üyeleri güvenlik ve geçiş dönemi adaleti gibi hassas dosyalarda yer alırsa, parlamento ile arkalarındaki topluluklar arasında gerçek köprülere dönüşebilirler.

Suriye'nin doğusunda ise alışılmış kategoriler işlemiyor. Haseke, Kobani, Malikiye ve Kamışlı'da sandalyeler Kürtler ve Araplar arasında paylaştırıldı. Kürt sandalyeleri Kürt Ulusal Konseyi isimlerine ve saygın bağımsızlara gitti. Arap sandalyeleri ise aşiret eşrafına, devrimci aktivistlere, medya figürlerine, sağlık çalışanlarına ve aşiret ağlarına verildi. Hiçbir tarafın baskın olmasına izin verilmedi. Bu denge, Kürtlere bu parlamentodaki hiçbir azınlığın sahip olmadığı bir şey sağlıyor: Özellikle adem-i merkeziyetçilik, kültürel haklar, Kürtçe ya da Şam ile Kamışlı arasındaki ilişki gündeme gelirse gerçek bir pazarlık pozisyonu. Bu denge aynı zamanda Sünni bloğun üniter ağırlığını azaltan topluluklar arası ittifaklar da üretebilir. Ancak ulusal kimlik ya da vilayet yetkileri gündeme zorla sokulursa bir sürtüşme kaynağına da dönüşebilir.

Bu da hikayeyi yeniden cumhurbaşkanının 70 atamasına, parlamentonun ikinci yüzüne ve muhtemelen daha açıklayıcı olanına getiriyor. Şara, atamalarını seçimin bıraktığı boşlukları doldurmak için kullandı. Hariri'nin yeniden meclise alınması, Esed yıllarında saf değiştirenlere verilen bir mesajdı. Kardeşi Esed rejimi döneminde öldürülen Lazkani ise savaşçılar ve şeyhlerin tek başına sağlayamayacağı kamusal bir yüzü meclise kazandırdı. 70 kişinin 14'ü kadın. Bu, Ekim seçimlerinin ürettiği oranla kıyaslandığında yüksek bir pay. Liste Hristiyanlara, Kürtlere, Türkmenlere ve aşiret figürlerine de yer açtı. Bu, seçimlerin gidişatının "mümkün olduğunca" düzeltilmesi anlamına geliyordu. Devlet Başkanı'nın geç müdahalesi olmasaydı bu parlamento, şimdi olduğundan çok daha az Suriye toplumuna benzer görünecekti.

Böylece kurum inşa edildi. Şimdi sıra sınavlarda. Bunların ilki meclis ile hükümet arasındaki ilişkidir. Parlamento hakkında sorulan büyük soru, bir başkanlık kararıyla -eğer buna cesaret edebilirse- ters düştüğünde ne olacağıdır. İkincisi, onlarca yıl boyunca siyasi özgürlüğün en temel unsurlarından bile mahrum bırakılmış bir ülkede, Esed'in devrilmesinden 2 yıldan az süre sonra siyasi hayatın gerçekten genişleyip genişleyemeyeceğidir. Üçüncüsü ise ekonomidir. Zira uluslararası destek ve özellikle Körfez desteği geri çekilirken Suriyelilerin ihtiyaçları artıyor.

Hemen komşuda incelenebilecek bir başarısızlık haritası da var. Suriye'ye rahatsız edici derecede benzeyen Irak, bir diktatörlüğün yerini alan parlamentonun yasama organı olmaktan ziyade ağların pazarı haline geldiğinde ne olduğunu gösteriyor. Suriye meclisi de bizzat bir ağlar parlamentosu olduğu için yapısal olarak aynı akıbete açıktır. Bundan kaçınmak yeni düzenlere doğal gelmeyen şeyleri gerektirecek. Bunların başında, bu meclisin gerçekte hangi yetkilere ve ayrıcalıklara sahip olduğu konusunda kamuoyuna karşı açık sözlü olmak geliyor.

Bütün diğer soruların altında yatan daha derin soru, bu parlamentoyu dolduran ağların 2011'de başladıkları yolculuğu tamamlayıp tamamlayamayacağıdır: Kuşatma komitelerinden ve sahra hastanelerinden gerçek siyasete geçiş. Bu ağlar meşruiyetlerini, devlet onları öldürmeye çalışırken Suriyelileri savunarak ve hayatta tutarak kazandı. Bu, sıradan hiçbir parlamentonun sahip olmadığı ahlaki bir mirastır. Meclisin açık tartışmaya ve gerçek denetime dönüştürebileceği şey de bu savaş dönemi meşruiyetidir. Bu denetimin, İdlib ve Şam'a ulaştığı kadar Alevi sahiline ve Kürt kuzeydoğusuna da ulaşması gerekir.


New Lines Magazine'de yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 559 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Abdullah Ghadhawi Arşivi