1. ANALİZ

  2. Suudi Arabistan'da din ve devlet ilişkileri raporu
Suudi Arabistan'da din ve devlet ilişkileri raporu

Suudi Arabistan'da din ve devlet ilişkileri raporu

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı, Suudi Arabistan'da din ve devlet ilişkilerinin seyri üzerine kapsamlı bir rapor yayınlayarak son dönemdeki hızlı değişikliklere dikkat çekti.

Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

"Carnegie Uluslararası Barış Vakfı" tarafından yayınlanan bir raporda Suudi Arabistan'ı derinden etkilemekte olan son yıllardaki dini değişim ele alındı.

Rapor Yasmine Farouk ve Nathan J. Brown'ın ortak çalışmasıyla hazırlandı.

Kuruluş dönemi ve İslam

Raporda 20. yüzyıl başında Abdulaziz bin Suud'un (1875-1953) mevcut 3. Suudi devletini kurarken toplumu İslam'a göre dizayn etmeyi hedeflediğine ve dini kurumlara çok büyük yetkiler verdiğine değinilerek sonraki dönemlerde de Kral Abdulaziz'in sabitlediği bu sistemin sürdüğü belirtiliyor. Bu şekilde Suudi Arabistan'da eğitim tamamen dini otoritenin elinde olurken "iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak" için çalışan 'Hisbe Teşkilatı' da İslam'a uymayan bir fiil gördüğünde doğrudan müdahale hakkına sahip olmuştu.

Raporda 1960'lı yıllardan itibaren Mısır'da ağır baskılar gören Müslüman Kardeşler mensuplarının Suudi Arabistan'a kabulüyle ülkedeki geleneksel İslami yapıyla modern İslamcılığın iç içe geçmesinden büyük bir dini enerji doğduğuna değiniliyor. Raporda Kral Faysal'dan bu yana Suudi Arabistan'da din ve devlet ilişkileri kronolojik bir sırayla işleniyor.

1975'te Kral Faysal'ın öldürülmesinin ardından 1990'a kadar geçen sürede Suudi Arabistan yönetiminin ülkedeki İslamcı yükselişe engel olmamakla beraber İslamcılıktan uzaklaşmaya başlayıp ortaya çıkan yüksek İslamcılık enerjisini dizginlemeye çalıştığı söyleniyor.

1990'lı yıllar, Körfez Savaşı ve kırılma

1990-1991 Körfez Krizi'nde ülkedeki İslamcıların Suudi Arabistan'ın politikasını şiddetle eleştirmesi ülkede büyük bir kırılmaya yol açtı.

Yönetim ulema sınıfını yönetim yanlıları ve karşıtları olarak ayırdı. Devleti doğrudan müdahil göstermeden, siyasi tartışmaları ulemanın iç meselesi gibi göstermeye gayret ederek, halk nazarındaki dini meşruiyetini korumaya çalıştı. Bu dönemde devlet desteğiyle, devletin savunuculuğunu yapmak üzere ilmiye sınıfından kimseler organize ve finanse edildi.

Tutuklama ve işkence süreci

Fakat devlet, muhalif İslamcılık ile mücadeleyle görevli ilmiye sınıfının yetersiz kaldığını düşünerek, 1994'ten itibaren tutuklama, baskı ve işkence kampanyasına girişti. Bu süreçte özellikle, dönemin öne çıkan "Sahve Hareketi" isimli İslami akımı hedefe oturtuldu. İslami muhalefetin gözde hatiplerinden Selman Avde ve Sefer Havali başta olmak üzere pek çok isim tutuklandı, konuşmaları yasaklandı.

Ülkedeki İslami muhalefet bu baskılarla da bitirilememişti ve aktifliğini koruyordu.

11 Eylül sonrası

11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon Saldırıları'nın ardından ABD'nin baskısıyla Suudi Arabistan eğitim müfredatı başta olmak üzere çeşitli alanlarda bir değişim sürecine girdi.

Örneğin müfredattan, Kuran'da ve sünnette yer alan cihada dair hükümler gibi ABD'nin rahatsız olduğu konular çıkarıldı. İslami yasaların uygulanmasında bir gevşeme yaşandı. Bu sürece ve 11 Eylül sonrası döneme paralel olarak Suudi Arabistan'da Suudi yönetimini hedef alan saldırılar baş gösterdi.

2003'te ülkede yaşanan bazı saldırılardan sonra, 1994'ten daha geniş bir tutuklama ve baskı kampanyası başladı. Dini muhalefete sözlü destek bile tutuklama gerekçesi oldu, fakat halk nazarında yönetimin dini meşruiyeti oldukça itibar kaybetti. İslami muhalefet yok olmaya yüz tutarken Suudi hanedanı itibar kaybetmekle beraber güç kazandı.

Arap Baharı

Arap Baharı sürecinde İslamcı bir halk hareketinden endişe eden Suudi yönetiminin resmi ilmiye sınıfının gösterilerin haram olduğuna dair yoğun fetvaları dikkat çekti. Bu dönemde Suudi Arabistan'ın resmi ilmiye sınıfı "Ülkemizde ve yönetimde dini hataların olduğunu kabul ediyoruz ama bu ülke ve devlet kadar İslami bir ülke ve devlet yok, kıymetini bilelim. Bozuklukları düzeltmenin yolu siyasi mücadeleler değil kendimizi düzeltmektir. Kendimizi düzelttiğimizde yönetim de kendiliğinden düzelecektir." söylemi paralelinde tezler işledi.

Böylece yönetimin meşruiyetini tahkim etmeye ve muhtemel muhalif çıkışların önünü almaya çalıştılar.

Muhammed bin Selman devri

Ocak 2015'te Kral Abdullah'ın ölümüyle tahta çıkan Kral Selman, 2015 boyunca İslami konularda Kral Abdullah'tan farklı bir dönem yaşanacağına dair herhangi bir sinyal vermemişti. Fakat 2016'ya girerken yaşlı kralın, daha sonra veliaht da olacak olan genç oğlu Prens Muhammed bin Selman'ın öncülüğünde görülmemiş bir değişim başladı.

Nisan 2016'da ülkeyle özdeşleşmiş, İslam'a aykırı fiillere mani olmakla görevlendirilmiş Hisbe Teşkilatı'nın kısıtlanmasını da içeren bir dizi dini değişik başladı. Bu değişimleri sosyal medya hesabında eleştiren ülkenin önde gelen alimlerinden Abdulaziz Tarifi tutuklandı. Bu tutuklama gelecek değişim dalgasına ilmiye sınıfının eleştirilerinin önünü almak için bir gözdağı olarak değerlendirildi. Tutuklama süreci artarak devam edecekti.

Mayıs 2016'da Suudi Arabistan 'İnfitah'ı (Açılım) ilan etti. Bu programa göre Suudi Arabistan'da İslami kuralların daha da gevşetileceği, bazılarının kaldırılacağı ima edildi. Bu açılım kapsamında öncelikle resmi bir 'Eğlence Heyeti' kurularak, daha önce görülmemiş bir biçimde, ülkede konser gibi etkinlikler düzenlenmeye başlandı.

2016'dan bu yana birçok İslami kural ve uygulama gevşetildi veya kaldırıldı. Ülkedeki topluma ve İslami kesime tezatlık teşkil eden Batılı kültür ögeleri ithal edilip uygulamaya sokuldu. Birçok konser düzenlendi, gece kulüplerinin görüntüleri sosyal medyada servis edildi. Uygulamaları eleştirenler hapse atıldığı gibi, siyasete karışmayıp da yönetim tarafından talep edildiği halde yönetimi övmeyenler de hapse atılmaya başlandı.

Yeni dönemde eski yönetimlerden farklı olarak resmi bir ilmiye sınıfının desteklenmesine ve yöneticilerin yanında gösterilmesine de pek ihtiyaç duyulmaması dikkat çekti.

Nisan 2021'de Veliaht Prens Muhammed bin Selman, katıldığı bir televizyon programında ülkedeki geleneksel ve yerleşik, resmi ilmiye sınıfının da içinde olduğu din anlayışını eleştirdi. Ülkedeki korku atmosferi nedeniyle ilmiye sınıfı bu açıklamaları görmezden geldi.

Gelinen son süreçte, önceki dönemlerden farklı olarak yapılan hızlı değişiklikler ve Muhammed bin Selman'ın kendi din anlayışlarını da eleştirmesi nedeniyle resmi ilmiye sınıfının yönetimi savunamaz hale geldiği gözlemleniyor.

Suudi Arabistan'daki "dinde reform" döneminin ilerlemesinin veya ters tepmesinin, ülkedeki ilmi sınıf ve İslami kesimin tepkiye cesaret edip edememesine göre neticelenmesi tahmin ediliyor.

Kaynak: Mepa News

twtbanner-001.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.