1. HABERLER

  2. SURİYE SAVAŞI

  3. Türkiye ile Rusya arasındaki Soçi Mutabakatı'na dair merak edilen 7 soru
Türkiye ile Rusya arasındaki Soçi Mutabakatı'na dair merak edilen 7 soru

Türkiye ile Rusya arasındaki Soçi Mutabakatı'na dair merak edilen 7 soru

Türkiye, son bir hafta içinde Suriye'de etkili iki küresel güçle, ABD ve Rusya ile iki mutabakat metnine imza attı.

Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

Türkiye, son bir hafta içinde Suriye'de etkili iki küresel güçle, ABD ve Rusya ile iki mutabakat metnine imza attı. Rusya ile varılan anlaşmada, Esed rejimi güçlerinin sınırın hangi bölgelerine gireceği, YPG'nin 30 kilometre güneye çekildikten sonra ayrı bir silahlı güç olarak varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği, Türk-Rus ortak devriyesinin ne kadar süreceğiyle ilgili sorular yanıtsız.

ABD ile 17 Ekim'de ve Rusya'yla 22 Ekim'de imzalanan mutabakatlarla da, YPG'nin Türkiye sınırından çekilmesi öncelikli amaç oldu.

ABD ile varılan mutabakatla, Barış Pınarı Harekâtı'nın yürütüldüğü Rasulayn-Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik bölgeden YPG'lilerin en az 32 kilometre güneye çekilmesi ve ardından Türkiye'nin kontrolünde olacak bir güvenli bölgenin oluşturulması kararlaştırıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya'nın Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı 6 buçuk saatlik görüşmede de, sınırın geri kalanı ele alındı.

Buradan 10 maddelik bir mutabakat metni çıktı.

Buna göre ABD ile varılan anlaşmadaki 120 kilometrelik güvenli bölgedeki durumun korunmasına, ancak sınırın geri kalanındaki bölgelerde 30 kilometre derinliğe kadar Suriye ve Rusya askerlerinin girerek YPG'nin çekilmesini sağlamasına karar verildi.

150 saat sürecek olan bu görev, 29 Ekim'de, Türkiye saati ile 18.00'da doluyor.

Ardından Rusya ile Türkiye ordularının, sınırın 10 kilometre güneyine kadar inecek olan ortak devriyesi başlayacak.

BBC Türkçe'nin haberine göre, metinde değinilmeyen bazı noktalar ve cevabı verilmeyen sorular da var.

Mutabakat, İdlib ve Afrin dâhil tüm sınırı mı kapsıyor?

Mutabakat muhtırasında bu konuyla ilgili iki ifade yer alıyor. Birincisi, 3. Maddede yer alan "Bu çerçevede, Tel Abyad ve Rasulayn'ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir" ifadesi.

Diğeri ise 5. maddede yer alan ifade:

"Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km'nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir."

Bu ifadelere göre, Barış Pınarı Harekât alanı olan Rasulayn ve Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik sınırın dışında kalan tüm sınır boyunca 30 kilometrelik derinliğe kadar Rusya ve rejim güvenlik güçlerinin gireceği anlaşılıyor.

Ancak Ankara'ya göre, "bu mutabakatın daha çok ABD'nin bölgeden çıkmasıyla oluşan boşluğun nasıl yönetileceği ile alakalı."

ABD'nin çekilmeden önce askerinin bulunmadığı, Fırat Nehri'nin batısındaki İdlib, Afrin, Azez ve Cerablus bölgeleriyle ilgili bir atıf ise yok.

Daha önce ABD ile varılan mutabakat kapsam dışı bırakılsa da, Eylül 2018'de Soçi'de varılan İdlib mutabakatına ya da Türkiye'nin daha önce askeri operasyon yürüttüğü Afrin ve Fırat Kalkanı bölgelerinin kapsam dışı bırakıldığına dair bir ifade mutabakat metninde yer almıyor.

Ancak Ankara için, metinde yer alan "YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km'nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere" girilecek olması şartı önemli. Kapsam dışı bırakıldığına dair bir ifadenin bulunmadığı bu alanlarda, Tel Rıfat ve Münbiç dışında YPG'li yok.

Tel Rıfat ve Münbiç için de ayrıca bir madde yer alıyor, buralardan YPG'nin tamamen çekileceği belirtiliyor.

Mutabakattan önce Suriye ve Rusya'dan yapılan açıklamalarda, "Suriye sınırının güvenliğinin ancak Suriye ordusu tarafından sağlanabileceği" belirtiliyordu.

Fırat'ın batısında kalan sınır bölgelerinde mutabakatın uygulanıp uygulanmayacağı, rejim ordusu ve Rusya ordusunun buralara girip girmeyeceği, Türk-Rus ortak devriyesinin buralarda da yapılıp yapılmayacağı, sahadaki gelişmelere bağlı olarak izlenebilecek.

Erdoğan'la yaptığı görüşmenin ve mutabakatın duyurulmasının ardından Putin, Esed'i telefonla arayarak bilgi verdi.

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Putin, Esed'e "Türkiye ile varılan her anlaşma, tüm terör gruplarıyla mücadeleye odaklanıyor" dedi.

Esed de ülkesindeki "tüm terör gruplarıyla mücadeleye devam edeceğini, Suriye topraklarındaki herhangi bir işgali sonlandırmak için çalışacağını" söyledi. Suriye-Türkiye sınırına ordusunu sevk etmeye hazır olduğu bilgisini Putin'e verdi.

Mutabakatın 2. maddesinde Rusya ve Türkiye için, "Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar" ifadesi yer alıyor.

Şam ve Moskova, İdlib'deki Tahrir el Şam Heyeti (HTŞ) ve diğer silahlı grupları "terörist" olarak gördüğünü ifade ediyor.

Şam, Afrin ve Fırat Kalkanı Bölgesi'ndeki Türkiye destekli muhalifleri de "terörist" olarak kabul ediyor.

Sınırdan çekildikten sonra YPG'lilere ve silahlarına ne olacak?

Bu sorunun yanıtı da mutabakat metninde yer almıyor.

Varılan uzlaşmaya göre YPG'liler, silahlarıyla birlikte sınırın 30 kilometre güneyine çekilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus mevkidaşı Putin'le düzenlediği ortak basın açıklamasında YPG'nin geride bıraktığı tahkimat ve mevzilerin imha edileceğini de söyledi.

Ankara'da yapılan değerlendirmeler, Rusya'nın, silahlarıyla birlikte güneye çekilecek olan YPG'lilerin "eğitimli ve silahlı bir güç olarak" gözden çıkarılamayacağı yönünde.

YPG'nin ayrı bir silahlı güç olarak muhafaza edilmesi yerine Esed'in kontrolüne alınması için rejim ordusuna katılabileceği, Rusya'nın 2016 sonunda kurduğu ve finanse ettiği 5. Kolordu'ya entegre edilebileceği öngörülüyor.

Şam, Rusya'nın aracılığıyla YPG ile 13 Ekim'de yaptığı anlaşma kapsamında Türkiye sınırına gelmişti. Ardından Lavrentyev, Suriye ordusu ile Türkiye askerleri arasında herhangi bir çatışma çıkmasını engellemek için Rusya'nın devriye yapacağını duyurmuştu.

Basın açıklaması sırasında Putin de, "Suriye yönetimi ile ülkenin kuzey doğusunda yaşayan Kürtlerin kapsamlı bir diyalog başlatması çok önemli" dedi.

Şam ile YPG'nin teması, yine Rusya aracılığıyla devam ediyor.

ABD, askerlerinin büyük bir kısmını Irak sınırı üzerinden kuzey doğu Suriye'den çekse de, güneyde, özellikle Deyrizor'da ve bazı petrol kuyularının olduğu bölgelerde kalmaya devam ediyor. Burada YPG ile ABD'nin işbirliği devam ediyor.

YPG'lilerin ABD askerinin bulunduğu bölgelere gidişine izin verilip verilmeyeceği de bilinmiyor.

Türkiye'nin hedeflediği 444 kilometrelik güvenlik bölge oluşturulacak mı?

Mutabakat metninde "güvenli bölge" ifadesi geçmiyor.

ABD ile varılan mutabakatta, TSK'nın kontrolünde olacak "güvenli bölge" oluşturulacağı belirtiliyordu.

Ancak Rusya ile imzalanan metinde, herhangi bir bölge belirtilmeden "Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır." cümlesi yer alıyor.

Türkiye'nin 444 kilometre yeni bir yapılaşma ve yerleşim yerleri oluşturmayı hedeflediği güvenli bölge, şimdilik sadece 120 kilometrelik alanda uygulanacak.

Rusya ile varılan mutabakata göre YPG buralardan çekilecek ve iki ordu ortak devriye yapacak ama güvenli bölge inşasına dair bir detay ya da net bir ifade, mutabakatta yer almıyor.

Rusya ile ortak devriye ne kadar süreyle yapılacak?

YPG'nin çekilmesinin sağlanacağı 150 saatlik süre, 29 Ekim Salı günü, Türkiye saati ile 18:00'de doluyor.

Ardından "Mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacak."

Türk yetkililer, bu devriyeler için herhangi bir süre kısıtlaması olmadığını, ucunun açık olduğunu belirtiyor.

Rejim askerleri 150 saatin sonunda sınırda kalacak mı?

Rejim ordusunun Rus askerleriyle birlikte Çarşamba günü 12:00 itibariyle gireceği sınır bölgelerinden YPG'nin çekilmesinin ardından buralarda kalıp kalmayacağına dair bir bilgi de mutabakat metninde yer almıyor.

Ankara'ya göre, rejim ordusu, bu bölgelerde kalacak.

Halihazırda Fırat'ın doğusunda, Barış Pınarı Harekâtı'nın dışında kalan bölgelerin önemli bir kısmında rejim ordusu zaten aktif. ABD askerlerinin çekilmesiyle birlikte 14 Ekim'den itibaren bu bölgelere rejim ordusu girmişti.

Rejim ordusu şimdi bulunduğu yerlerden de, mutabakat uyarınca 23 Ekim ve sonrasında gireceği bölgelerden de, 150 saatlik sürenin dolması sonrasında çekilmeyecek.

Fırat'ın batısıyla ilgili belirsizlik ise sürüyor.

Ankara'nın, Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin olduğu bölgelerde Suriye ordusunun yeni bir çatışmaya yol açacak faaliyetlerini yakından takip edeceği belirtiliyor.

30 Ekim'de Cenevre'de Anayasa Komitesi'nin toplantısına kadar ve görüşmeler sırasında da Suriyeli muhaliflerin Fırat'ın batısındaki durumunu koruması hedefleniyor.

Adana Mutabakatı nasıl uygulanacak?

Mutabakatta, Rus lider Putin'in Ocak ayından bu yana gündeme getirdiği, Ankara ve Şam arasında teması zorunlu kılan Adana Mutabakatı da yer alıyor:

"Her iki taraf Adana Anlaşması'nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması'nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır."

Bu ifade, tek bir maddede değinilen Adana Mutabakatı'nın uygulanması için Rusya aracılığıyla iki başkent arasında temasın başlayacağı şeklinde yorumlanıyor.

Ancak buna dair net bir ifade yok, herhangi bir zaman ya da koşul da mutabakat muhtırasında belirtilmiyor.

Rusya lideri Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Lavrentyev, Barış Pınarı Harekâtı başladıktan sonra yaptığı bir açıklamada "Türkiye ile Suriye'nin, Rusya aracılığıyla temas halinde olduğunu" söylemişti.

Adana Mutabakatı, "Suriye yönetiminin PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye'ye tehdit oluşturmasını önlemeyi" amaçlıyor ancak 2011'den bu yana fiilen uygulanamıyor. Putin'in Ocak ayında bu protokolü gündeme getirmesinin amacının Türkiye ile Esed rejimi arasında diyaloğun başlatılması olduğu belirtiliyor.

Aynı mutabakat, tarafların bu taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak ve gözlemek için bazı mekanizmalar kurmasını da sağlıyor. Suriye ve Türkiye'nin üst düzey güvenlik yetkilileri arasında doğrudan telefon hattı kurulması, diplomatik temsilciliklerde güvenlik işleri için özel temsilcilerin atanması bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor.

Kamışlı neden ortak devriye yapılacak yerlerin dışında bırakıldı?

Mutabakat metninde, YPG'nin 30 kilometre güneye çekilmesinin ardından yapılacak olan Türk-Rus ortak devriyesinin alanı belirtilirken "Mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır" denilerek Kamışlı kapsam dışı bırakılıyor.

Suriye'deki savaşın ikinci yılında, Temmuz 2012'de kuzeydoğu sınırında Esed'in ordusu çekilirken, YPG bu bölgelerin kontrolünü almıştı.

Ancak rejim ordusu, Kamışlı şehir merkezindeki bazı bölgelerden ve havalimanından çekilmedi.

Bugüne kadar havalimanının kontrolünü elinde tuttu. Şehirdeki devlet binalarında da, diğer bölgelerdeki YPG bayraklarının aksine rejim bayrağı var.

Burada Şam tarafından görevlendirilen memurlar görev yapmaya ve maaşları da Şam tarafından ödenmeye devam ediyor.

Buradan da 30 kilometre derinliğe kadar olan bölgeden YPG'liler çekilecek. Ancak sonrasında Türk ordusu Kamışlı'ya girerek Rus ordusuyla ortak devriye yapmayacak.

Kamışlı, sınırın hemen diğer tarafında, sadece birkaç yüz metre ileride başlıyor. Ortak devriye görevi sınıra sıfır noktasında ve Kamışlı'nın doğusunda Irak sınırına kadar olan bölgede yapılacak, sadece şehir merkezi kapsam dışı bırakılıyor.

twtbanner-001.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler