1. YAZARLAR

  2. Rex Tillerson

  3. ABD'nin Suriye'ye ilişkin ileriye dönük mülahazaları
Rex Tillerson

Rex Tillerson

ABD Dışişleri BakanıYazarın Tüm Yazıları >

ABD'nin Suriye'ye ilişkin ileriye dönük mülahazaları

A+A-

Suriye'de savaş tüm hızıyla devam ederken ABD'nin özellikle IŞİD sonrası politikası merak konusu. ABD birçok kere El Kaide, HTŞ gibi yapıların yanı sıra İran'ın ülkedeki etkinliğini de bir sorun olarak gördüklerini açıklamıştı. Konuya ilişkin ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un yaptığı konuşma, ABD'nin ülkedeki gelecek tutumunu anlamak için oldukça önemli. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un söz konusu konuşması, Ortadoğu Günlüğü bloğunda bölgeye dair çevirilere imza atan Zahide Tuba Kor tarafından tercüme edildi. (Not: Köşeli parantez içerisindeki ifadeler çevirmene aittir.)


(…)


Bugün burada yapacağım konuşmanın başlığı ve konusu Suriye’de ABD’nin ileriye dönük mülahazaları.


(…)


Trump yönetiminin terörle mücadele politikası gayet basit: Amerikalıları yurtiçinde ve yurtdışında teröristlerin saldırılarından korumak. Bu politikanın merkezinde de teröristleri ve terör örgütlerini örgütlenme, finansman sağlama, savaşçı devşirme ve eğitme, saldırı planlama ve düzenleme imkânından mahrum bırakmak var.


Başkan Donald Trump göreve gelir gelmez Suriye ve Irak’ta kaydedilen kazanımlara ivme katmak için kararlı adımlar attı. Savunma Bakanı Jim Mattis’e 30 gün içinde IŞİD’i yenilgiye uğratmak için yeni bir plan hazırlaması talimatı verip hızlıca bu planı onayladı. Bu çerçevede sahadaki Amerikalı komutanlara daha fazla yetki vererek hızlı bir sonuç alınacak şekilde bir dizi operasyonu yönetti ve askerî liderlerimize IŞİD’in yenilgiye uğratılmasını sağlayacak en iyi taktiklere karar verip uygulamaları için daha fazla serbestlik tanıdı. Bugün Suriye ve Irak’ta IŞİD tarafından kontrol edilen toprakların yaklaşık %98’i kurtarılmış durumda ve Rakka’daki fiziki “hilafet” de yok edildi. (…)


Biz bugün Suriye’ye temelde şu üç faktörle şekillenen büyük resim üzerinden bakıyoruz:


— IŞİD büyük ölçüde yenilgiye uğratılsa da tamamen bitirilmiş değil.

— Esed rejimi Suriye toprağının ve nüfusunun yarısını kontrol ediyor.

— ABD’ye yönelik süregelen stratejik tehditler, sadece IŞİD ve el-Kaide’den değil aynı zamanda diğerlerinden, bilhassa İran’dan halen daha devam ediyor.


(…)


Özetle, Suriye hala ciddi stratejik tehditlerin kaynağı ve diplomasimize yönelik temel bir meydan okuma.


(…)


ABD Suriye’de şu beş kilit sonucu arzuluyor:

— Birincisi, Suriye’de IŞİD ile el-Kaide’nin kalıcı bir yenilgiye uğraması, vatanımıza yönelik bir tehdit teşkil etmemesi ve yeni bir formda ortaya çıkmaması; Suriye’nin bir daha asla teröristler için bir örgütlenme, adam devşirme, finansman, eğitim ve gerek ülkemizde gerekse dünyada Amerikan vatandaşlarına veya müttefiklerimize karşı saldırı düzenlemede bir platform veya güvenli liman olarak hizmet etmemesi

— İkincisi, Suriye halkı ile Esed rejimi arasındaki temel çatışmanın Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde BM öncülüğündeki bir siyasi süreçle çözüme kavuşturulması ve Esed sonrası [yeni bir] liderlik altında istikrarlı, bütüncül ve bağımsız bir Suriye’nin [düzgün] bir devlet olarak işlemesi.

— Üçüncüsü, Suriye’de İran nüfuzunun azalması ve onların kuzey hilali hayalinden mahrum kalması ile Suriye’nin komşularının Suriye’den kaynaklı tüm tehditlerden kurtulması.

— Dördüncüsü, mültecilerin ve yerinden edilmişlerin güven içinde ve gönüllü olarak Suriye’ye dönüşleri için gerekli şartların yaratılması.

— Beşincisi, Suriye’nin kitle imha silahlarından arındırılması.


Trump yönetimi bu nihai hedeflere ulaşmak için yeni bir strateji uyguluyor. Bu süreç, devam edegelen askeri başarılarımızın hemen akabinde diplomatik adımları artırmayı büyük ölçüde gerektiriyor. Diplomatik çabalarımız, istikrara kavuşturucu inisiyatifleri ve Suriye çatışmasının siyasi çözümü için yeni bir vurguyu içerecek.


Açık olmak gerekirse, ABD IŞİD’in yeniden ortaya çıkamamasına odaklanarak Suriye’deki askeri varlığını sürdürecek. Suriye’deki askeri vizyonumuz belirli şartlara dayalı olmaya devam edecek. Irak’tan erken ayrılmamızın el-Kaide’nin varlığını sürdürüp sonunda IŞİD’e dönüşmesine imkân verdiği 2011’deki o hataların aynısını tekrarlayamayız. Bu boşluk IŞİD’in ve diğer terör örgütlerinin ülkeyi mahvetmesine yol açtı. Ve Amerikalılara ve müttefiklerimize karşı saldırılar planlaması için IŞİD’e güvenli bir liman sundu. Suriye’de tarihin tekerrürüne izin veremeyiz. Şu an IŞİD’in bir ayağı çukurda; örgüt bütünüyle yenilgiye uğratılana kadar Suriye’deki Amerikan askeri varlığını koruyarak sonunda onu tamamen mezara gömeceğiz.


(…)


Birçok nedenden ötürü ABD’nin Suriye’de kalması hayati. Özellikle çatışma bölgelerindeki yönetilemeyen alanlar IŞİD ve diğer terör örgütleri için bir üreme alanı. IŞİD’e karşı savaş bitmedi. Çoktan silahlı isyana başlamış IŞİD çeteleri var. Biz ve müttefiklerimiz onları avlayacağız ve öldüreceğiz veya yakalayacağız.


Benzer şekilde, Suriye’nin kuzeybatısında hala daha operasyon üssü ve önemli bir varlığı bulunan el-Kaide’yi engellemekte ısrarcı olmalıyız. (…) IŞİD manşetleri doldursa da el-Kaide hala daha muazzam bir tehdit ve kendisini daha güçlü bir şekilde yeniden yapılandırmanın yollarını arıyor.


Ayrıca bu aşamada Amerikan personelinin tamamen geri çekilmesi Esed’i eski konumuna yükseltecek ve rejim kendi halkına karşı vahşice muamelelerini sürdürecektir. Kendi halkının katili, ülkede uzun vadeli istikrarın tesisi için gerekli güveni yaratamaz. İstikrarlı, bütüncül ve bağımsız bir Suriye’nin başarılı olması nihai olarak Esed sonrası [yeni bir] liderliği gerektiriyor. IŞİD’i kalıcı olarak yenilgiye uğratmak için Amerikan varlığını sürdürmek, aynı zamanda meşru yerel sivil otoritelerin kurtarılmış bölgelerde sorumlu/güvenilir bir yönetim tarzını tesis edebilmesini kolaylaştıracaktır. (…)


ABD’nin Suriye’den geri çekilmesi İran’a Suriye’deki konumunu daha da güçlendirme fırsatı sunacaktır. Tahran’ın resmî söylemlerinden ve yürüttüğü vekâlet savaşlarından gördüğümüz üzere İran, Ortadoğu’da tahakküm kurma ve müttefikimiz İsrail’i yok etme arayışında. (…)


Son olarak (…). Biz Suriyelilere evlerine geri dönme ve hayatlarını yeniden kurma şansı vermeliyiz. Suriyelilerin güvenli bir şekilde geri dönüşü ülkemizin, müttefiklerimizin ve ortaklarımızın da güvenlik çıkarlarına hizmet edecektir. (…) Akdeniz’in bir ucundaki Suriye’de kaos ve adaletsizlikler devam ederse diğer ucundaki Avrupa’da istikrarı sağlamak imkansız olacaktır.


ABD, müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte Suriye’ye barış ve istikrarı getirmek için aşağıdaki adımları atacaktır:


Birincisi, kurtarılan bölgeleri istikrara kavuşturucu inisiyatifler (mesela mayınları temizlemek, hastaneleri yeniden açmak, su ve elektrik tesisatlarını tamir etmek ve çocukların okula dönüşünü sağlamak vs.) hayatın normale dönmesi ve IŞİD’in yeniden ortaya çıkmamasını teminat altına almak için elzem. Milyonlarca Iraklının evlerine dönebildikleri Irak’ta bu yaklaşımın başarısı ispatlandı. Ancak, Irak’ın aksine, Suriye’de istikrar çabalarına ortak olacak bir milli hükümet bulunmadığından bu işi diğerleriyle yürütmek zorundayız. (…) Mayıs ayından bu yana ABD olarak BM’yle, IŞİD’e karşı küresel koalisyon içindeki ortaklarımızla ve çeşitli sivil toplum örgütleriyle iş tutarak Suriye’deki etkilenen alanlara ilave diplomatlar yolladık.


Kurtarılan bölgelere hizmet götürülmesinde yerel ve bölgesel otoritelere yardım etmemiz geri dönen yerel nüfus ile yerel liderler arasında güven inşa edecektir. (…)

Net olmak zorundayız: “İstikrara kavuşturma” ucu açık ulus inşası veya yeniden inşayla eşanlamlı değildir. Ama bu hayatidir. Suriye çatışmasında hiçbir tarafın zafer kazanma veya sadece askeri yollardan ülkede istikrarı sağlama kapasitesi yok. Bizim askeri varlığımız, –kurtarılan halkların kendi topluluklarını istikrara kavuşturmasına yardımcı olmak için çoktandır yerel otoritelerle birlikte iş tutan– [Amerikan] Dışişleri Bakanlığı ve USAID ekiplerince de destekleniyor.


İstikrar çabalarıyla eşzamanlı olarak genel çatışmayı yatıştırmak, Esed sonrası bir siyasi anlaşmanın şartlarını oluşturma noktasında da kritik önemde. Temmuz ayından bu yana ABD, Suriye’nin güneybatısında bir çatışmasızlık bölgesi kurmak için Rusya ve Ürdün’le birlikte çalışıyor. Ateşkesi sağlamakta başarılı oldu (…). Buradaki anlaşma, başta Hizbullah olmak üzere İran destekli milislerin İsrail sınırından uzaklaşmasını zorunlu kılarak İsrail’in güvenlik ihtiyacına da hitap etti. Bu çatışmasızlığı hayata geçirmek için Rusya’nın ABD ve Ürdün’le birlikte çalışmasına ihtiyacımız var. Eğer ki bu başarılırsa, rejim ile muhalefetin husumetinin kesilmesi insani yardımların dağıtılmasına, mültecilerin ve yerinden edilmişlerin güvenli bir şekilde geri dönüşünün ve yeniden inşaya başlamak için gerekli güvenliğin sağlanmasına imkân verecektir. Bu çabalarımız sonucunda (…) 2017’de 715 bin Suriyeli evlerine döndü. (…)


Terörle mücadele konusunda müttefiklerimiz ve ortaklarımızla çalışmaya devam edeceğiz, özellikle de Türkiye’yle hem İdlib’deki terör tehdidine hem de diğer yerlerde Ankara’nın PKK’lı teröristlerden endişesine bir çözüm bulma noktasında. (…)


ABD, Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde siyasi bir çözüm için BM çabalarını, özellikle de Cenevre sürecini güçlü bir şekilde destekliyor. (…)

(…) ABD ve Rusya olarak, güneybatıdaki çatışmasızlık bölgesinin başarısı için birlikte çalışmaktayız ve yine kuvvetlerimizin güvenliğini sağlamak için Fırat Vadisi çevresinde çakışmayı önleme düzenlemeleri yaptık.


Rusya artık BM öncülüğündeki Cenevre süreciyle nihai çözüm bulma konusunda iki başkanın [yani Trump ile Putin’in]kasım ayında birbirlerine verdikleri taahhütleri gerçekleştirmeli. (…)


ABD, AB ve bölgesel ortaklarımız Esed yönetiminin kontrolü altındaki hiçbir bölgeye yeniden inşa için uluslararası yardım temin etmeyecek. Suriye’nin geleceği konusunda tüm paydaşlarımızdan aynısını yapmasını istiyoruz. Diğer devletleri Esed rejimiyle iktisadi ilişki kurmaktan caydıracağız. Bunun yerine küresel koalisyonun ve onun yerel ortaklarının IŞİD’den kurtardığı alanları yeniden inşa için uluslararası yardımların akıtmasına destek olacağız. Esed rejimi gittikten sonra, ABD olarak, Suriye’yle iktisadi ilişkilerde normalleşmeyi memnuniyetle teşvik ederiz. (…)


2254 sayılı BMGK kararı BM denetiminde Suriye’de serbest seçimlerin yapılmasını öngörüyor. Çatışmalardan kaçan Suriye diasporasının da katılacağı serbest ve şeffaf seçimlerin Esed ve ailesinin iktidardan kalıcı olarak gitmesini sağlayacağına Amerikan yönetimi olarak inanıyoruz. Ancak bu vakit alacaktır; dolayısıyla Esed’in gidip yerine yeni bir liderliğin kurulması konusunda sabır tavsiye ediyoruz. Sağlam bir değişim, bazılarının ümit ettiği gibi öyle hemencecik değil, kademeli bir anayasal reform süreciyle gelebilir ve önünde sonunda değişim meydana gelecektir.


ABD, Suriyelileri IŞİD’den kurtarmakta SDG’nin yaptığı o muazzam fedakârlığı kabul ve takdir ediyor. Ancak onun savaş alanındaki zaferleri, Suriye’nin doğusu ve kuzeyindeki halkların temsili ve yerel yönetimdeki meydan okumaları çözmüyor. Suriye’nin daha geniş siyasi dönüşümünü destekleyen tüm gruplara ve etnisitelere söz hakkı veren geçici yerel siyasi düzenlemeler uluslararası destekle ortaya çıkmalı. Herhangi bir geçici düzenleme tamamen temsil edici nitelikte olmalı ve fakat Suriye’nin hiçbir komşusunu da tehdit etmemeli. Benzer şekilde bu bölgelerdeki Suriyelilerin seslerine Cenevre’de ve Suriye’nin geleceğine ilişkin daha geniş tartışmalarda kulak verilmeli.


Bu noktada ABD olarak NATO müttefikimiz Türkiye’nin endişelerini işitiyor ve ciddiye alıyoruz. (…) Suriye için komşularının da güvenliğini teminat altına alacak şekilde yeni bir geleceğin başarılmasında Türkiye’nin yakın işbirliğini sağlamak zorundayız.


Son olarak Suriye’deki kötücül İran nüfuzunu azaltmak ve def etmek demokratik bir Suriye’nin tesisine bağlı. Yıllar yılı Esed yönetimi altındaki Suriye İran’ın vekil gücü oldu. (…) Çatışmasızlık çabaları ve uluslararası yardımın yeniden akışıyla birlikte, yeni bir hükümet tarafından ulusal egemenliğin yeniden tesisi, hem şiddeti azaltacak hem istikrar için daha iyi şartlar oluşturacak hem de yabancı savaşçıların ülkeyi terk edişini hızlandıracaktır.


(…) Geçmişte Irak’ta ve Libya’da yaptığımız hataları tekrarlamayacağız.


İstikrara kavuşturmaktan ve siyasi stratejilerden bağımsız salt iyi niyetli askerî müdahaleler bir dizi aksi ve beklenmedik sonuçlara yol açar. Bu nedenle Suriye’deki iç savaşı yatıştırma, barışın tesisi için çalışma ve tüm tarafları müzakere masasına oturmaya teşvik etme arayışındayız. Çatışmaların devam etmesinin insani şartları kötüleştirmesi, daha fazla kaos üretmesi ve bölgesel askeri müdahaleyi arttırması muhtemeldir. Odaklandığımız nokta, Suriye halkının iradesine değer veren ve Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü sürdüren olumlu bir siyasi gidişatı inşa etmektir.


Hemen hemen tüm dış politika meydan okumalarında olduğu gibi, burada da hedeflerimizi başarmanın adımlarını yalnız başımıza atamayız. Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla yakın çalışmaya devam edeceğiz. (…)


(…)

Bu yazı toplam 1318 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.