İsrailli yazar: Yahya Sinvar İsrail toplumunu mağlup etti
İsrailli yazar Rubik Rosenthal, Yahya Sinvar'ın 7 Ekim saldırısıyla İsrail toplumunu yenilgiye uğrattığını savundu.
İsrailli yazar Rubik Rosenthal, Haaretz gazetesinde yayımlanan yazısında, Hamas'ın eski lideri Yahya Sinvar'ın İsrail toplumunu yenilgiye uğrattığını söyledi.
Rosenthal, İsrail'in Channel 13 televizyonunun yayımladığı bir ankete işaret ederek katılımcıların yüzde 37'sinin "İsrail'in Hamas'ı yendiğine" inandığını belirtti. Kamuoyunun çoğunluğunun ise Hamas'ın kazanıp kazanmadığından emin olmadığını veya İsrail'in kazandığına inanmadığını aktardı.
Anketlere göre toplumun yüzde 13'ü Hamas'ın kazandığına inanırken yüzde 50'si ise iki tarafın da kazanmadığını söyledi veya fikir beyan etmedi.
Rosenthal, "Neredeyse hiç gündeme getirilmeyen bir tartışma var. Bu da İsrail toplumunun 7 Ekim'den bu yana geçirdiği dönüşümlerle ilgili. Bu yönleri ele aldığımızda ortaya çıkan tablo netleşiyor: Endişe verici, rahatsız edici ve tehditkar bir tablo" dedi.
Rosenthal, şöyle devam etti:
"Yahya Sinvar kazandı ve İsrail toplumunu yenilgiye uğrattı. Üstelik yalnızca önümüzdeki bir veya üç yıl için değil, nesiller boyunca sürecek bir yenilgiye uğrattı. Gergin olan, kendi iç anlaşmazlıklarıyla ve dünyayla güçlükle uzlaşabilen toplumun içinde bastırılmış ne varsa adım adım yüzeye çıktı. İsrail toplumu bir canavara dönüştü.
Bir anda, kendisinden olmayan herkese karşı derin bir düşmanlığın tohumlarını içinde taşıyan bir toplumdan, nefretin belirlediği bir topluma dönüştük. Dalgalar halinde yükselen bir nefret: Sırf Arap olduğu için Arap'a duyulan nefret, bize sırtını dönen dünya milletlerine duyulan nefret ve bizim gibi düşünmeyen herkese duyulan nefret."
Hamas neden 7 Ekim saldırısını gerçekleştirdi?
Yazara göre 7 Ekim saldırısı "daha önce marjinal konumda bulunan bazı isimleri ön plana çıkardı ve bu kişiler geniş kesimlerin kabul ettiği figürlere" dönüştü.
Rosenthal, "Gazze Şeridi'nde tek bir sağlam ev bile bırakılmaması gerektiğini hararetle savunan, tanınmayan bir haham, geldiği bilinmezliğe geri gönderilmek yerine adı propaganda sözcülerinin dilinden düşürmediği bir ifadeye dönüşen bir figür haline geliyor" dedi.
Rosenthal, "Bir zamanlar dışlanan Moşe Feiglin ise artık devleti yöneten koalisyonun ortağı olan bir partinin ikinci sırasından küstahça karşımıza çıkıyor. Zaten Itamar Ben-Gvir'in varlığını uzun zaman önce normalleştirdik" ifadelerini kullandı.
Yazara göre zorla tehciri savunanlar da "artık ancak bir veya iki sandalye kazanabilen marjinal isimlerden" ibaret değil. Aksine bu görüşü savunanlar artık ana akımı oluşturuyor.
Rosenthal, "Marjinal bir avuç genç, yalnızca sözde kalan cılız kınamalar karşısında, ordu ve polisin kendilerine müdahale etmediği bir ortamda işgalin ve zorla göç ettirmenin yeni öncü gücü haline geldi" dedi.
Rosenthal, Sinvar'ın İsrail'in ulusal güvenliğinin temelini de hedef aldığını belirterek şunları söyledi:
"Sinvar, bizi toplar ve uçakların hiçbir işe yaramadığı en zayıf noktamızdan vurarak ulusal güvenliğimizin altyapısını sarsmayı başardı. Tünellerde canlı ve ölü olarak tuttuğu yüzlerce rehine aracılığıyla ülkeyi parçaladı."
Rosenthal, Sinvar'ın İsrail'i uluslararası alanda da ağır bir yenilgiye uğrattığını savundu:
"Bizi dünyanın gözünde uyuz bir köpek gibi gösteren eylemlere sürükledi. Batı dünyasındaki milyonlarca şımarık çocuğu Filistin kimliğine sıkı sıkıya bağlı, kefiye takan Filistinlilere dönüştürdü. Geriye kalan son sadık dostumuz ABD'nin desteğine zarar verdi. Üstelik onun başında da bize sadık kalan son dostumuz bulunuyordu."
Rosenthal, Sinvar'a hitaben şöyle devam etti:
"Seni yenilgiye uğratma çabamız sırasında bizi trilyonlarca şekellik bir ulusal borcun altına soktun. Bu borç gelecek nesillerin omuzlarına yüklenecek. Ayrıca bizi, yakın zamanda ortaya çıkan Argaman Enstitüsü üyelerinin vizyonunu gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştırdın. Bu vizyon, Binyamin Netanyahu'nun hiç de tesadüfi olmayan bir dil sürçmesiyle dile getirdiği gibi, bir 'Süper Sparta'ya dönüşmemizdir."
Yazar "böyle bir Süper Sparta'da eğitim ve sağlık hizmetleri üçüncü dünya ülkeleri düzeyine gerileyecek, daha iyi bir yaşam isteyen nitelikli insanların kitlesel göçü yaşanacak. Tanrı isterse Ürdün ve Mısır'la barış da ölecek. Buna, barışın adını taşıyanlar da dahil" ifadelerini kullandı.
Kaynak: Mepa News
