1. ANALİZ

  2. Veliaht prens ateşle oynuyor: 'İtirazlar cihat gruplarını güçlendirecek'
Veliaht prens ateşle oynuyor: 'İtirazlar cihat gruplarını güçlendirecek'

Veliaht prens ateşle oynuyor: 'İtirazlar cihat gruplarını güçlendirecek'

Yıllarca Vahabiliği yaymakla suçlanan Suudi yönetim, 'dinlerarası diyalog' politikasına hızlı bir geçiş yaptı.

Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

El Kaide, Suudi Arabistan'ın veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın (MbS) Suudi Arabistan'da yaptığı reformlar ve din adamlarını tutuklaması hakkında geçtiğimiz Eylül ayında "Suudi Arabistan'ın dine olan nefreti belli oldu. Gizlenen şey artık açıkça ortaya çıktı." ifadelerini kullanan bir açıklama yayınlamıştı.

'Putçuluk Arabistan'a geri dönüyor'

Sünni cihat yanlıları ve Selefi grupların Suudi Arabistan hakkındaki fikirleri, MbS'nin 'cesurca' dillendirdiği reform çağrıları ile birlikte 'doğrulanmış' gözüküyor. Muhalifleri, Suudi Arabistan'ın iddia etiği gibi saf İslam'ı benimseyen ve İslam hukuku ile yönetilen bir İslami Krallık olmadığını savunuyorlar. Yine de, -ortalama bir Arap vatandaşın gözüyle bakarsak- kesin karar vermek bu kadar kolay değil. Başka nerede 'din polisleri' devriye gezerek namaz vakitlerinde iş yerlerinin kapalı olup olmadığını kontrol ediyor? Başka nerede müftüler diğer dinlerin mensuplarını kınayarak "Hristiyanlara ve Yahudilere düşmanlık etmek Müslümanların görevidir." diye vaaz veriyor? Ancak şimdi cihat yanlıları, Suudi Arabistan'ın İslami süslemelerinin döküldüğünü ve maskenin düştüğünü iddia ediyor. Kraliyet karşıtlarına göre MbS, Arap Yarımadası'na "Paganizm'i" (putçuluk) geri getiriyor.

Cihat gruplarının tepkisi abartılı bulunabilir lakin oldukça somut bir şeye tepki veriyorlar. Babasının 2015'te Krallığa gelişinin ardından veliaht Prens, ülkedeki dini kültüre ciddi reformlar getirdi. Bir zamanlar Suudi Arabistan'ın olmazsa olmazı olan dini anlayış defalarca sarsıldı ve zayıflatıldı. Yukarıda bahsi geçen vaazlar ve benzeri söylemler ortadan kaldırıldı. MbS, Suudi Arabistan'ın petrol devleti olmaktan çıkarılıp küresel yatırım merkezi haline dönüştürebilmek için planlanmış olan "Vizyon 2030" adlı projeyi ortaya koydu. Proje ayrıca "Ilımlı İslam" anlayışına dayanarak "hoşgörülü ülke" olmayı da hedefliyor.

'Dinlerarası diyalog' söylemi güçleniyor

MbS'nin söylemeye düşkün olduğu "Ilımlı İslam" fikri için birçok girişimde bulundu. Önceleri bir tabu olarak görülen eğlence ve konser gibi etkinlikler için bir "eğlence merkezi" kurdu. Kadınların trafikte araba sürmesine, erkeklerle beraber spor etkinliklerine katılmasına ve askeriyeye katılmalarına izin verildi. Geleneksel İslam anlayışının küresel çehresi de yeniden işlendi. Uzun süre Vahhabiliği yaymakla suçlanan Mekke merkezli Müslüman Dünya Birliği isimli kuruluşun başına dinler arası diyaloğu ve 'hoşgörüyü' savunan ve bizzat Papa ile de görüşen bir adam getirildi. Aynı zamanda bu kuruluş kontrolünde bulunan Büyük Brüksel Camisinin kontrolünü "radikal fikirlerin yayılmasını engellemek" adına Belçika'ya bırakacak.

Abdulaziz Tarifi 2 senedir tutuklu

Bu düzenlemelerle birlikte birçok din adamı ve entellektüel de tutuklandı. MbS, reformalarına ve Katar'la olan diplomatik ilişkilerine karşı muhalefet olan liberal ne de dini muhaliflerin herhangi birisine tahammül göstermedi. Din polisinin yetkilerinin zayıflatılmasıyla ilgili karara eleştiride bulunan Abdulaziz el Tarifi, Nisan 2016'dan beri tutuklu. 1.5 yıl sonra Eylül 2017 tarihinde ülkenin en büyük din adamlarını da içeren bir dizi tutuklama gerçekleşti. Bunlar arasında 1990'lardaki Sahwa hareketinde rol oynadığı öne sürülen Selman el Avde ve Avde el Karni gibi isimler de bulunuyor. 

Cihat grupları alternatif olabilir mi?

Bu baskı ortamında, cihat yanlıları internetin kontrol edilemeyen aleminde Suudi Arabistan'a karşı dini muhalefet edebilme tekelini kazanmış görünüyorlar. Bahsedilen el Kaide açıklamasında, "Suudi Arabistan son iki yılda ayrışma, hata ve sapkınlık üzerine korkunç adımlar attı." ifadeleri kullanılıyor. Açıklamada Suudiler bu azgın dalgaya karşı durmaya çağrılıyor. 

Yine de IŞİD ve el Kaide'nin Suudi Arabistan'daki değişikliklere verdiği tepkiler arasında ciddi farklılıklar var. El Kaide, Krallığın yakın gelecekte birden yıkılması için bir çağrıda bulunmadı. 2016 Eylül'ündeki açıklamada tutuklanan din adamlarından övgüyle bahsederek onların yanında olduklarını ve Suudileri hakkı beyan etmekte örnek olarak onları takip etmelerini tavsiye ettiler. Bununla ilgili tuhaf olan şeyse, el Adve gibi din adamlarının geçmişte el Kaide'yi sapkınlık ve aşırıcılıkla suçlamış olmaları. Ancak El Kaide bu ilim adamlarını da kraliyetin baskılarına karşı söylemsel olarak savundu.

Usame bin Ladin'in oğlu Hamza bin Ladin de şu aşamada Riyad'a karşı yapılacak saldırıların önüne geçmeye çalıştı. Hamza, Suudi Arabistan'da yaşanan bir iç karışıklığın Müslümanlara zararı olabileceğini düşünüyordu. 2016 Ağustosunda Suudileri sosyal medyayı kullanarak yönetime karşı baskı oluşturmaya çağırdı. Savaşmaya hazırlananlara ise "Yemen'deki kardeşlerinize katılın" diye bir tavsiyede bulundu.

IŞİD ise tutuklanan din adamlarına herhangi bir sempati göstermedi ki zaten daha önceden birkaç tanesini 'kafir' olmakla suçlamıştı. IŞİD, 2014-2016 yılları arasında Suudi Arabistan'da onlarca sivil insanın ölümüne yol açan saldırılar düzenledi ve kutsal mekanların yakınında bombalar patlatmaktan çekinmedi.

Öte yandan El Kaide'nin kapsayıcı bir dille muhalefeti birleştirme çabası, Riyad'da olup bitenlerin ciddiyetini ortaya koyuyor.

Kaynak: Mepa News

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler