Dr Mustafa Fetouri

Dr Mustafa Fetouri

İsrail Gazze'yi yıkmak için zaman kazanma amacıyla diplomasiyi kullanıyor

İsrail Gazze'yi yıkmak için zaman kazanma amacıyla diplomasiyi kullanıyor

Gazze'de geçen hafta 112 kişinin toplu cenaze töreni düzenlendi. Bunların arasında birbirleriyle yakın akraba iki geniş aileden 44 çocuk da vardı. Bu yeni bir trajedi değildi, yaklaşık üç yıl önce işlenen bir suçun acı verici ve gecikmiş hesabıydı. Kurbanların tamamı Ebu Şeria ve Hasayine ailelerine mensuptu. İsrail hava saldırıları 22 ve 23 Kasım 2023'te evlerini yerle bir ettiği sırada Gazze kentinin Sabra mahallesinde yan yana olan konut bloklarında yaşıyorlardı. Bütün soyları, en az üç kuşak bir anda yok edildi. Nineler, dedeler, babalar, anneler, kardeşler, çocuklar ve bebekler yan yana toprağa gömüldü. Enkaz altından ancak 17 gün süren kazı çalışmalarının ardından yakın zamanda çıkarılan ya da kesintisiz kuşatma sırasında geçici toplu mezarlardan kimlikleri belirlenen cenazeler nihayet defnedildi.

Bu kasvetli manzara, İsrail'in Gazze savaşının dehşet verici küçük bir örneği niteliğinde. Endüstriyel ölçekte şiddetle bütün aile soylarını tek seferde yok etmekle kalmayan, ölülerin bile onurdan, güvenlikten ve huzura kavuşmaktan mahrum bırakılmasını titizlikle sağlayan bir savaş.

Kağıt üzerinde Gazze'nin, Ekim 2025'te açıklanan ateşkes çerçevesinin ardından sakin bir döneme girmesi gerekiyordu. Gerçekte ise barış hiçbir zaman gelmedi. İsrail güçleri anlaşmanın imzalanmasından bu yana Gazze Şeridi genelinde aralıksız hava saldırılarını sürdürdü. 300'den fazlası çocuk olmak üzere 1200'den fazla Filistinliyi öldürdü ve yaklaşık 4 bin kişiyi yaraladı. Gazze nüfusunun yüzde 90'ından fazlası çoktan yerinden edilmişken aileler kıyıdaki giderek küçülen kumsal alanlara ve derme çatma çadır kamplarına sıkıştırıldı. Ancak bu basit bez barınaklar bile saldırılardan korunamıyor: İsrail ordusu bu "güvenli bölgeleri" düzenli olarak vuruyor ve yerinden edilmiş sivilleri uykularında hedef alıyor.

İsrail diplomasisinin çifte standardı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze için ABD destekli 15 maddelik barış planını açıkça reddetmesiyle bir kez daha gözler önüne serildi. Donald Trump'ın Barış Kurulu tarafından Gazze'yi Filistin yönetimine ve nihayetinde kendi kaderini tayin sürecine taşımayı amaçlayan bir çerçevenin parçası olarak açıklanan 15 maddelik taslak, Hamas'ın silahsızlandırılmasıyla eş zamanlı olarak İsrail ordusunun aşamalı şekilde çekilmesini öngörüyordu. Başkan Trump 30 Temmuz'da Hamas ile varılan anlaşmayı coşkuyla barışa doğru "muazzam bir adım" olarak nitelendirmiş, Hamas da planı uluslararası gözetim altında uygulamayı kamuoyu önünde taahhüt etmişti. Ancak Netanyahu 9 Ağustos'ta kabine toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada İsrail'in "15 maddelik belgeyi kabul etmediğini" açıkça belirtti ve Hamas ile diğer silahlı grupların tamamen, derhal ve doğrulanabilir biçimde silahsızlandırılması gerçekleşmeden İsrail ordusunun tek bir karış bile geri çekilmeyeceğinde ısrar ederek şartları değiştirdi. Bu ret tamamen öngörülebilirdi.

27 Ekim 2026'da yapılacak İsrail parlamento seçimleri yaklaşırken ve sağcı koalisyonu kamuoyu yoklamalarında muhalefet bloklarının gerisinde kalırken, hem uluslararası cezai sorumlulukla hem de iç siyasi tehlikeyle karşı karşıya olan bir liderin anlamlı tavizler vermesi hiçbir zaman beklenemezdi.

Netanyahu'nun ofisinden gelen son açıklamalarda bu kamuoyu önündeki retlerin nihai olmadığı ve Amerikalı yetkililerle sessiz görüşmelerin devam ettiği izlenimi verilmeye çalışılsa da Trump yönetiminin Netanyahu'nun manevralarına gösterdiği hoşgörü, Tel Aviv'e devam eden diplomasiyi yeni gecikmeler için kalkan olarak kullanma konusunda tam serbestlik tanındığını doğruluyor. Genel olarak Gazze barış sürecinde ekim ayındaki İsrail seçimlerinden önce büyük bir gelişme yaşanması beklenmiyor. Bu durum, kasım ayında kendi ara seçimleriyle karşı karşıya olan Trump yönetimine duyulan güveni daha da zedeliyor.

Gazze Şeridi'nin tamamen askeri olarak yeniden işgal edilmesini talep eden Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı koalisyon ortaklarının rehinesi haline gelen Netanyahu'nun önceliği kişisel siyasi varlığını korumaya devam etmek. Tel Aviv, Washington'daki en yakın müttefikinin öne çıkardığı önerilerden uzaklaşarak diplomatik vaatlerinin değersiz olduğunu ve siyasi çıkarlar daha fazla kan dökülmesini gerektirdiğinde hiçbir barış çerçevesine asla bağlı kalınmayacağını bir kez daha gösterdi.

Aynı zamanda İsrail, reddedilen barış taslaklarının siyasi mesaj boyutunun çok ötesine geçerek temel yaşam ihtiyaçlarını stratejisinin merkezi bir unsuru olarak silahlaştırmayı sürdürüyor. 15 maddelik öneri ve geçen yıl prensipte kabul edilen daha geniş çerçeve kapsamında gıda, hayat kurtarıcı ilaçlar, tıbbi malzeme ve yakıt/elektriğin derhal ve kısıtlamasız biçimde girişine acil bir asgari gereklilik olarak açıkça yer verilmişti. Netanyahu 9 Ağustos'ta bu çerçeveyi açıkça reddederek yalnızca askerlerin çekilmesini kabul etmemiş olmadı, Gazze'nin zorla yavaş yavaş ölüme sürüklenmesini sona erdirmesi gereken insani yükümlülükleri de resmen ortadan kaldırdı.

Sahadaki bu reddin sonuçları hesaplı ve mutlak. Yardımlar zaman zaman sınırlı biçimde girse de sıkı karne uygulaması, Gazze'deki hiçbir Filistinlinin yeterli günlük kalori veya besin almasını sağlayamıyor ve bütün nüfusu her gün yiyecek aramaya zorluyor. BM gıda güvenliği gözlemcilerine göre 1.4 milyondan fazla kişi hala ciddi gıda güvensizliği içinde. İnsanlar hem nitelik hem nicelik bakımından yetersiz, son derece kısıtlı yardım paketleriyle ve ciddi temiz su sıkıntısı içinde hayatta kalmaya zorlanıyor. Elektrik şebekelerinin tam olarak yeniden devreye alınmasını, su arıtma tesisleri için yakıt girişini ve ticari faaliyeti engelleyen İsrail, kalori alımının sistematik biçimde insanın hayatta kalması için gereken seviyenin altında tutulmasını sağlıyor.

Birleşmiş Milletler'in Gazze'deki durumu hala kritik olarak nitelendirdiği 7 Ağustos tarihli raporuna göre 15 maddenin reddedilmesi, Tel Aviv'in politikasını açık hale getiriyor: Planlanmış açlık ve biyolojik mahrumiyet geçici taktik tedbirler değil, kalıcı kontrol araçlarıdır.

15 maddelik planın açıkça reddedilmesi ani bir politika değişikliği değil, fiziksel yıkım ile insani tükenişin yan yana ilerlediği bir kampanyanın devamıdır. Netanyahu, askerlerini çekmeyi reddederek ve kendi döneminde hiçbir Filistin devletinin kurulmayacağını tekrar ederek diplomatik görüntünün kalan son parçalarını da ortadan kaldırdı. Tutumu şu gerçeği açık hale getiriyor: Anlaşmalar, ateşkesler ve uluslararası öneriler, yavaş ilerleyen aç bırakma ve askeri yıkım sürerken diplomatik baskıyı yumuşatmak için tasarlanmış taktiksel oyalama mekanizmalarından ibaret.

Gazze'de mahsur kalan iki milyon Filistinli açısından bu siyasi gösteri her gün yaşanan, acı verici şiddet anlamına geliyor. Diplomatlar aşamalı çerçeveleri ve silahsızlanma eşiklerini tartışırken aileler derme çatma çadır kamplarına düzenlenen saldırıların ardından çocuklarını toprağa veriyor ve aynı zamanda çok az temel gıda ile kirli suyla hayatta kalmaya çalışıyor. Ebu Şeria ve Hasayine ailelerinin toplu cenazesi 2023'ten kalma trajik bir hatıra değil, Tel Aviv'in stratejisi denetlenmeden devam ederse Gazze'nin bugününün ve geleceğinin bir ön izlemesidir.


Middle East Monitor'de yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 596 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Dr Mustafa Fetouri Arşivi