1. YAZARLAR

  2. David Ignatius

  3. Rusya Ortadoğu’daki başarısının bir kısmını Trump’a borçlu
David Ignatius

David Ignatius

Washington Post gazetesi yazarıYazarın Tüm Yazıları >

Rusya Ortadoğu’daki başarısının bir kısmını Trump’a borçlu

A+A-

"Rusya Ortadoğu’daki başarısının bir kısmını Trump’a borçlu"

Bunu söylediğinizde insanlar sizi aforoz edebilir ancak Rusya, Ortadoğu'da elde ettiği başarısını sonuna kadar hak etti.

Ruslar, ABD’yi onlarca yıl bölgedeki baskın güç kılan aynı askeri ve diplomatik araçları kullanmaktadır. Amerika bu nüfuz savaşını kaybetmedi; teslim oldu.

Başkan Trump’ın Suriye’deki kuvvetlerin çekilmesini makyajlayıp bir zafer olarak gösterme çabaları kendisini utandırmaktan öte bir şey değildir. Trump, Amerika’nın üstünlüğünü çarçur edip bitirdi, Kürt müttefiklerimizi bir Türk işgalinin insafına terk ederek, yere düşen IŞİD’in Batıda saldırılarına devam etmesi için kapıyı yeniden açtı.

Trump’ın özellikle askeri manadaki performansı Birleşik Devletler için bir utanç kaynağıdır. Geçtiğimiz ay içinde Suriye sahasından çekilen Özel Harekât kuvvetleri, nefretle kendilerini domates fırlatarak protesto eden eski Kürt müttefiklerinin görünce sizce nasıl hissetmiştir? IŞİD’e karşı yürütülen son derece başarılı bir harekatın böyle acı şekilde sonlanması hiç iyi olmamıştır.

Rusya, boşalan kuzeydoğu Suriye’ye girmekte hiç gecikmedi. At gözlüklerini çıkarıp Başkan Vladimir Putin’in hangi nedenlerden dolayı Suriye’de bu kadar başarılı olduğunu incelemek faydalı olacaktır. İlk karanlık ancak önemli neden, Putin’in iyi niyetlerle hareket etmemesi ve belki kendisinden daha vahşi Esed rejimi ile ortak olabilmesiydi. Ancak vaziyet sadece bu kadarıyla açıklanamaz.

Putin’in başarılı olmasının bir diğer sebebi de tasarrufundaki güç enstrümanlarını etkili bir biçimde kullanmasıdır. 2015’te Suriye’ye müdahale ederken ilk etapta kısıtlı bir gücü sahaya sürmesine rağmen bunu son derece kararlı bir şekilde yaptı. Esed rejiminin sahadaki feci yönetimi ve İran’a göbekten bağlı olmasından rahatsız olup ilk operasyon safhasının ardından ülkedeki güçlerinin bir kısmını geri çekti ve gerekirse daha fazla askeri çekeceği tehdidini savurdu.

Rusya başarısının ardındaki bir başka etken ise, Ortadoğu'da savaşan tüm milletlerle şu veya bu şekilde bir iletişim içinde olmasıdır. Rusya aynı anda hem İran hem de İsrail ile dostane ilişkileri olan, hem Türklerle hem de onların azılı düşmanları Kürtlerle konuşabilen bir ülkedir. İki taraflı oynamak Putin’in alet çantasının bir parçasıdır. O kendini asla pazarlık masasının dışında tutmaz.

Amerika da daha kısa bir süre öncesine kadar benzer şekilde tüm taraflarla masaya oturabilme özelliğine sahipti. Herkesle konuştuğu için Amerika herkesin isteyerek veya istemeyerek de olsa ortağı olmasını istediği bir ülkeydi. ABD bir yandan İsrail’in sadık müttefiki olmaya devam ederken bir yandan da Filistin gerilla gruplarla derin ilişkilerini saklı da olsa devam ettirdi. Kısacası, ikili olarak görüşmesi mümkün olmayan taraflar arasında anlaşmalar yapılmasını sağladı.

Ülkemizin yaptırım bağımlısı olması kendi ayağımıza sıktığımız bu sürecin parçalarından bir tanesidir. Bu mali cezalar, ABD çıkarlarının muhafaza edilmesi için daha ciddi politikalar yerine kullanılan neredeyse istem dışı bir ikame politikası haline gelmiştir.

Hali hazırda ABD, Rusya, Suriye, İran, Çin, Kuzey Kore, Küba ve Venezuela’ya yaptırım uygulamaktadır … en son olarak Trump aptalca bir hamle ile Türkiye’nin Suriye’ye girmesine yol verince, ardından yine hemen yaptırım lafı ortaya çıktı. Bu araç o kadar haddinden fazla kullanıldı ki artık gelinen noktada ülkemiz kendi kendini cezalandırmaktadır.

ABD yakın tarihte yaptırımları aslında bir duruma müdahale etmek istemediği ancak müdahale ediyor görünmek zorunda olduğu durumlarda kullanmıştır. Rusya işte bu hatayı yapmamaktadır. Ruslar müdahale ettikleri vakit fazla göze batmayan ancak sillesi ağır bir biçimde meseleye girmektedir.

Rusya’nın Ortadoğu'da yakın zamanda elde ettiği kazançlar, iyi Arapça konuşabilen ve bir zamanlar ABD’nin yaptığı gibi birçok taraf ile aynı anda müzakereler yürütebilen iyi eğitimli diplomatlarına borçludur.

Mesela Moskova, 2017 yılından beridir Suriye’nin yeniden inşasını görüşmek üzere Türkiye, İran ve birçok Suriyeli grubu “Astana Süreci” diye bilinen bir diyalog girişimi ile bir araya getirmektedir. ABD’nin Suriye hususunda Rusya’ya alternatif olarak yürüttüğü Cenevre görüşmeleri ise yarı bir vaziyettedir.

Rus diplomasisi büyük ölçüde Beşar Esed’in rejimini hayatta tutmak üzerine kuruludur. Ancak Rus özel temsilcileri Kürtlerle de irtibata geçerek, 2017 yılında Suriye için düşündükleri anayasanın bir taslağında bölgede “Kürt Kültürel Özerkliği” olacağının ve ülkenin resmi ismi olan Suriye Arap Cumhuriyeti’nden “Arap” ibaresinin çıkartılacağının sözünü vermişti.

Rusya’nın ideoloji umrunda değildir, onların tek odaklandıkları nokta çıkarlardır. Suriye’deki Rus yetkililerle beş yıldır uğraşan bir Batılı STO temsilcisi şunları söylemektedir: “Rusya’nın 2015’te başlayan müdahalesinin amacı devletin çökmesini engellemek ve istikrarı yeninden sağlamaktı. Rusların bölgeyi yeniden şekillendirmek gibi bir niyeti yok bunun için çalışmıyorlar da zaten, onların istedikleri istikrar ve ticaret. Amerikan müdahaleleri ise hep Ruslarınkinin tam tersine ideolojik fantezilerin ürünü ve beraberinde istikrarsızlığı getiren türden oldu.”

Ben şahsen Amerikan değerlerinin hala bize kuvvet veren bir faktör olduğu kanaatindeyim ancak en ufak meselede dahi müdahale etme dürtüsü kesinlikle başımızı derde soktu.

Putin’in Suriye’deki en büyük zaafı, Rusya’daki gibi rüşvettir. Kürtlerin kontrolünde olan bölgelerdeki ABD güçleri tarafından korunan petrol kuyularının ele geçirilmesi için Rusya’nın izlediği incelikten yoksun stratejisi paralı askerleri kullanmak üzerine kuruldu.

Paralı askerlere kontrol altına aldıkları her kuyu için bir yüzde verildi. Bu düpedüz haydutluktur, bir devlet böyle davranmaz. Biraz önce sözlerine yer verdiğim aynı STO temsilcisi şu ifadeleri kullandı: “Ruslar o kadar senedir tek bir Suriyeli profesyonel birlik eğitmeyi başaramazken Amerikalılar Kürtlerden, Iraklılardan ve Afganlardan seçkin özel kuvvetler birlikleri çıkartmayı bilmiştir.”

Rusya, Ortadoğu'da bugün artık elde etmeye başladığı bu nüfuzun hayalini yüzyıllardır kurmaktaydı. Bu 19. yüzyıl sonlarında İngiliz İmparatorluğu ve Rusya arasında Orta Asya’da cereyan eden rekabetin yani nam-ı diğer “Büyük Oyun’un” bir parçasıydı. Rusya’nın yana yakıla arzuladığını Trump’ın çıkıp onlara bedavaya vermesi ne kadar da absürt bir sahnedir.

Washington Post yazarı David Ignatius'un yazısı Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Yazarın ifadeleri Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 716 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.