Mahmut Cemil İnce

Mahmut Cemil İnce

Filin kör tarifi

Filin kör tarifi

Körlerin fil tarifine dair meşhur kıssayı bilirsiniz.

Gözleri görmeyen bir grup insan, daha önce hiç bilmedikleri bir canlı olan fili anlamak için ona dokunur ve yorumlar yaparlar.

Allahu alem, kökenleri eski Hint geleneğine dayanan bu hikmetli kıssa, İslami literatürde de kendisine sıklıkla yer bulmuştur.

İmam Gazali rahimehullah, İhyau Ulumi'd Din eserinde bu kıssayı şu şekilde aktarır:

"Şöyle bir olay anlatılır:

Bir grup kör, şehre 'fil' adı verilen garip bir hayvanın getirildiğini işitmişti. Daha önce onun ne biçimini görmüşlerdi ne de adını duymuşlardı. Bunun üzerine, 'Onu mutlaka görmeli ve gücümüzün yettiği tek yol olan dokunma yoluyla tanımalıyız' dediler. Fili arayıp buldular ve yanına vardıklarında onu elleriyle yoklamaya başladılar.

Körlerden birinin eli filin bacağına, bir başkasının eli dişine, bir diğerinin eli ise kulağına rastladı. Sonunda, 'Artık fili tanıdık' diyerek oradan ayrıldılar. Diğer körler onlara filin nasıl bir şey olduğunu sorduklarında ise verdikleri cevaplar birbirinden farklı oldu. Filin bacağına dokunan şöyle dedi:

'Fil, dışı pürüzlü bir sütundan başka bir şey değildir, yalnız sütundan biraz daha yumuşaktır.'

Dişine dokunan ise:

'Hayır, fil onun söylediği gibi değildir. Serttir, onda hiçbir yumuşaklık yoktur, pürüzsüzdür, üzerinde hiçbir kabalık bulunmaz. Ayrıca sütun kadar kalın da değildir. Daha çok bir direğe benzer' dedi.

Kulağına dokunan da şöyle söyledi:

'Doğrusu, fil yumuşaktır ve üzerinde bir miktar pürüz vardır; bu bakımdan ilk söyleyen doğru söyledi. Fakat fil ne bir direğe ne de bir sütuna benzer. O, geniş ve kalın bir deri gibidir.'

İşte bunların her biri bir bakımdan doğru söylemiştir. Çünkü her biri fil hakkında, kendisinin ulaşabildiği bilgiye göre haber vermiş ve söylediklerinde filin niteliklerinin dışına çıkmamıştır. Bununla birlikte hepsi birlikte düşünüldüğünde, filin gerçek biçimini bütünüyle kavramaktan aciz kalmışlardır. Bu örnek üzerinde iyice düşün ve bundan ibret al. Çünkü insanların ihtilafa düştüğü meselelerin çoğu için bu uygun bir örnektir."

***

Kıymetli okur kardeşim...

Bu kıssadaki körlerin iyi niyetli olduklarından ve sadece hata ettiklerinden söz edilebilir, çağımızdaki kalbi körler ise Müslümanları ezmenin araçları konumundaki kötü niyetli kimselerdir.

Çağımızdaki realitede, tanımlayan daima güçlü ve üstün, tanımlanan ise zayıf ve esirdir. Bu açıdan, incelemek ve tanımlar yapmak, insanın tecrübesinde sürekli ikili bir durumu ortaya koymuştur: İnceleyerek tanımlar ve tarifler yapanlar yönetir, incelenen ve tanımlananlar ise yönetilir. Bu ilişkide maalesef tanımların doğruluğu veya yanlışlığı önemsizleşmiştir. Önemli olan kimin özne, kimin nesne olduğudur. Zira güç sahibi olanların tanımları yanlış bile olsa güçleri gereği yanlış tanımlarını insanlara dayatabilirler.

Müslümanlar ve diğerleri bakımından son birkaç asırdaki tecrübemiz de bu yönde.

Maalesef Müslümanlar daima birileri tarafından incelenen, tasnif edilmeye ve tanımlanmaya çalışılan nesneler pozisyonunda görüldü.

Birileri Müslümanları sınıflandırmaya kalkıştı. "Müslümanlar şöyledir", "Müslümanlar böyledir" demeye çalıştılar. Kimi Müslümanlara "radikal", kimine "ılımlı", kimine "gelenekçi", kimine "yenilikçi" gibi sıfatları yakıştırdılar.

Bu açıdan, Müslümanlar ve diğerleri arasındaki ilişki bakımından biz Müslümanlar sürekli olarak bir nesne gibi muamele edilmeyi maalesef kanıksadık. Böylece zayıf görülen, yönetilen ve sağa-sola sürüklenen kitleler olarak addedildik.

Bu halin içerisinden çıkmamız, bizim dışımızda kalanları, küresel küfür sistemini, bu sistemin alışkanlıklarını, hayat tarzını ve diğer meseleleri alt edip bunları Müslümanca tanımlayabilme becerimizle yakından ilişkilidir.

***

Müslümanları ve İslam'ı tanımlamaya çalışan müsteşrik ve müşrik zihniyeti hep "körlerin fil tarifi" kıssasına benzetmişimdir.

Hiçbir şeyden anlamayan, kendilerini çok bilgili zanneden ancak körlüklerinin farkında olmayan bu kimseler, el yordamıyla ulaştıkları neticeleri onlarca yıldır "Müslümanlar böyledir" diye sundular. Böyle bir genellemeciliğin ahlakla da "bilimsel yöntem" dedikleri sistematikle de bağdaşmadığı açık olmasına rağmen bunu yaptılar. Bunu yaparken bilimsel bir neticeye varmayı değil, Müslümanlara yaftalar vurmayı ve bizleri alt ederek köleleştirmeyi amaçladılar. Körlerin file dokunup ahkam kestiği gibi, necis ellerini Müslümanlar üzerinde gezdirip ahkam kestiler.

Kıymetli kardeşim...

Yüzlerce yıldır körlerin fil tarifini dinledik. Peki ya filin kör tarifinin zamanı artık gelmedi mi? Kimdir bu kalbi körler? Neden necis elleri Müslümanlar üzerinde dolaşır? Neden dokundukları parçaları genelleyip abes tarifler yaparlar? Neden anlamadıkları meseleler üzerinde kesin konuşup ahkam keserler? İnsanlar neden ısrarla körlerin fil hakkındaki düşüncelerini dinlerler?

Filin artık bu körleri izah etme vakti gelmiştir. Belki de şunu diyecektir: "Körler elleri üzerimde gezinen, hiçbir şeyden anlamayan, hakikati sadece algısından ibaret sanan, birilerinin üzerime saldığı, havsalası dar kimselerdir."

Sembolizmden gerçeğe dönecek olursak...

Müslümanların artık çağın ve dünyanın gidişatını ıslah etmek için ipleri ele alma vakti gelmiştir. Başlangıç noktalarından biri de sistemi alt etmek için ona geniş açıdan bakmak, onu tanımlamak ve aşmaktır. Filin kör tarifi bu noktada başlar. Şu gibi sorular ve yanıtları bu açıdan ehemmiyet arz eder:

- Mevcut küresel kapitalist, liberal, demokrat sistem nedir ve neye inanmaktadır?

- Halihazırda dünya neden ve nasıl sömürülmektedir?

- Küresel sistem ve onun bölgesel kuklaları kimlerdir? Bunlarla aramızdaki ilişki nedir?

- Bölgesel kuklalardan ve onların ittifaklarından İslam adına bir menfaat çıkması mümkün müdür?

- Sözde "modern" dünyanın bize getirdiği mesailer, metropol hayatları, iktisadi alışkanlıklar, insan ilişkileri, siyasi kavramlar gibi unsurlar gerçekten insan yaşamına yakışır mı?

- İslami davetin Mekke ve Medine dönemlerindeki mücadelede yakinen görülen inkar edenler, kalbinde nifak olanlar, şirk koşanlar, irtidat edenler ve diğerleri bugün hangi kişi ve kesimlere tekabül eder?

- Başımıza üşüşen bu körleri ve onları başımıza musallat edenleri bertaraf etmenin yolu nedir?

Kıymetli okur kardeşim...

Filin kör tarifinin zamanı geldi de geçiyor.

Bilhassa genç kardeşlerimizin bu çaba için yoğun bir mesai harcaması ve hayatını buna adaması şart.

Bu çağa getirilen İslamca ve Müslümanca tanımlar, ezen ve ezilen arasında birkaç asırdır maalesef alıştığımız bu ilişkiyi kökünden sökecek ve beklenen İslam çağını başlatmanın vesilesi olacaktır inşallah.


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 2305 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
3 Yorum
Mahmut Cemil İnce Arşivi