1. YAZARLAR

  2. Mahmut Cemil İnce

  3. Seküler cemaatler, seküler kaygılar
Mahmut Cemil İnce

Mahmut Cemil İnce

Köşe yazarıYazarın Tüm Yazıları >

Seküler cemaatler, seküler kaygılar

A+A-

Anadolu toprakları, bin yılı aşkın süredir İslami bir anlayışın var olduğu, yaklaşık 400 sene de hilafete merkezlik yapmış olan topraklardır.

Bu tarihin bir eseri olarak, bu topraklar üzerinde halen çeşitli İslami yapılar, düşünceler, cemaatler, ekoller faal haldedir.

Kaldı ki küreselleşen dünyada Londra'dan Port of Spain'e, New York'tan Moskova'ya, hiçbir İslami tarihi olmayan şehirlerde bile benzer İslami yapılara rastlamak mümkün. Zira bu yapılar, insani ve sosyal bir hakikatin ürünüdür. Hiçbir İslami tarihe sahip olmayan bölgelerde bile böylesine canlı bir İslami yaşantı varken, bunun daha fazlasının Türkiye üzerinde olmamasını beklemek açıkçası pek mantıklı olmaz.

Tabi ki eğer hayatınızı ideolojik saplantılar değil, mantığınız yönetiyorsa. Fakat Türkiye özelinde, Müslümanlara hayat hakkı tanımamaya ant içmiş bazı kesimler, böylesi bir mantık geliştirebilmekten ziyadesiyle uzak.

Laikçilik ve dayatmacılık

Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik bir hukuk devleti olarak tanımlanmakta. Laikliğin siyasi arenadaki anlamı ise, dinin ve dini değerlerin hiçbir surette devletin yönetiminde söz sahibi olmaması.

Fakat laiklikten öte bir de laikçilik var ki, bu fikrin müntesipleri, laikliği dikkat çekici bir şekilde tatbik etmek istiyor.

Laikçiliğe göre din devlete karışmamalı, devlet ise dine sonuna kadar karışmalı ve kamusal yaşantıdan dini ve dine dair her şeyi kaldırmalı.

Bunun için hiçbir insan hakkı ihlalinden, hiçbir baskıdan, hiçbir hukuksuzluktan, hiçbir provokasyondan çekinilmemeli.

İki Müslüman bile İslami bir mesele için yan yana gelmemeli, bir dernek, vakıf kuramamalı, kendi çocuklarını dahi kurduğu vakıflara gönderememeli. Müslümanlar başörtüsü ile, sakal ile okullara girememeli, hatta devlet dairelerine, hastanelere bile adım atamamalı. Hastalık sebebiyle can veriyor olsalar bile.

Bu tür bir dayatmacılığın, anayasasında demokratik bir hukuk devleti olduğu ifade edilen bir ülkede vuku buluyor olması ise ayrı bir komedidir aslında. Fakat bu kişiler kendi kinleri, kendi ideolojik saplantıları için hiçbir şeyden çekinmezler. Toplumda yaşanan tüm olayları geneller ve bu genelleme üzerinden Müslümanları hedef almanın yollarını ararlar.

Bir yol bulduklarında ise, yurt dışından fonlanan medya organları, seküler cemaatler, ne olduğu belirsiz sosyal medya hesapları ve tüm vasıtalarıyla, devlet aygıtını Müslümanlar aleyhinde harekete geçmeye davet ederler.

Seküler cemaatler

Cemaat, belirli bir düşünce veya kimlik çevresinde bir araya gelmiş insanlar topluluğuna verilen isimdir. Hal böyleyken cemaatler yalnızca İslami kimliğe sahip olanlardan oluşmaz. Bittabi seküler cemaatler de vardır ki bunların laikçi dayatmacı olanlarının genel maksadı Müslümanları fişlemek, başörtülerini açmak, onları ihbar etmek, hedef göstermek ve toplum yaşantısını dinden uzaklaştırmaktır.

Hatta dünyadaki birçok ülkede bu seküler cemaatlerin müntesipleri devletlerin içerisine sızarak paralel bir hiyerarşi oluşturmuştur. Devletlerin dahili ve harici çıkarları bu kişilerin umrunda değildir. Sadece devleti, kamuyu ve toplumu dinden uzaklaştırıp sekülerleştirmek isterler. Karşılığında o toprakların ve devletin yaşayacağı sorunlar, sosyal problemler, siyasi ve teknolojik geri kalmışlık bunların çok da umrunda olmaz.

Örneğin Mısır'da, ülkeyi sekülerleştirmek pahasına bu seküler cemaatler, Mısır gibi bir devleti İsrail ve ABD'nin çıkarları için çalışmaktan öteye geçemeyen bir hale sokmuşlardır. Yeter ki Mısır seküler kalsın.

Tüm bunlar olurken, söz konusu dayatmacı kişileri, seküler cemaatleri ve onların ihlallerini konuşurken göremiyoruz.

Zira bu gibi kesimlerin derdi hiçbir zaman insanların özgürlükleri, devletlerin çıkarları, toplumun maddi ve manevi kalkınması değildir.

Bu kesimler, kendi psikolojik ve sosyolojik sorunlarını, şahsi kin ve cehaletlerini topluma dayatmaktan başka bir ufka sahip değildir.

Müslümanların bu konuda ziyadesiyle uyanık olması gerekir.

Zira Müslüman kesime yönelik dayatmacı kin hiçbir zaman azalmamıştır. İman kendi nuruyla parladığı sürece, aydınlıktan rahatsızlık duyacak kindar, cahil ve yobaz kesimler hep var olacaktır.


Bu yazıda yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 1808 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.