1. ÇATIŞMA BÜLTENİ

  2. SOMALİ

  3. Somali'de tarafların hakimiyet alanları ve son durum analizi
Somali'de tarafların hakimiyet alanları ve son durum analizi

Somali'de tarafların hakimiyet alanları ve son durum analizi

Somali'de devam eden bölgesel savaş, çok yönlü bir iç sistematik barındırıyor.

A+A-

Afrika kıtasının en önemli kavşak noktalarından birinde yer alan Somali, uzun yıllardır küresel çatışmanın önemli bir cephesini teşkil ediyor. Somali'de yaşanan savaş yerel ve uluslararası birçok gücü askeri anlamda karşı karşıya getiriyor.

Yerelden bölgesele evrilen savaş

Doğu Afrika'nın Afrika boynuzu olarak adlandırılan kesiminde yaşanan savaş zamanla yerel bir hüviyetten çıkıp bölgesel bir nitelik kazandı. Özellikle ülkede süren iç savaşı sona erdiren ve Mogadişu'yu ele geçirerek hükümet ilan eden İslami Mahkemeler Birliği'ne karşı, komşu ülkelerin Somali'ye ABD desteğiyle girmesi savaşı bölgesel hale getiren ilk adımdı. Daha sonra Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM) güçlerinin ülkeye dahil oluşu bu niteliği daha da pekiştirdi.

Savaşın yerel bir nitelikten bölgesel hale evrilmesinde tek etken Somali'nin komşularının ülkeye müdahalesi değil. Ülkede şu an Birleşmiş Milletler (BM) destekli Mogadişu hükümetine karşı savaşı sürdüren Eş Şebab da başta Kenya olmak üzere sınır ötesi saldırılar düzenliyor. Bu saldırılar özellikle Kenya sınırında yoğunlaşmış halde. Eş Şebab'ın saldırılarının boyutunu anlamak için Kenya'da yarattığı etkiye bir göz atmak gerekiyor. 

AMISOM Eş Şebab'a karşı

Somali'de savaşın yoğunluk kazandığı bölge ülkenin güneyi. Ülkenin kuzeyinde de siyasi birtakım ayrılıklar olmasına rağmen, bu ayrılıklar henüz bir çatışma niteliğini kazanmış değil. Bunun sebebi, ayrılıkların bir çatışmaya dönmesinin olası etkilerinin net olarak görülmesi olarak değerlendirilebilir. Ülkenin kuzeyinde Somaliland ve Puntland adlı özerk olarak nitelenebilecek iki ana oluşum mevcut.

Ülkenin genel siyasi ve coğrafi durumuna bu şekilde inceledikten sonra yaşanan çatışmanın doğasına yönelik bir bakış atmak da gerekiyor. Somali'de şu an yaşanan çatışmalarda Eş Şebab'ın günden güne daha da baskın hale geldiği ve Mogadişu hükümetine özellikle kırsal bölgelerde ve askeri üslerde büyük zayiatlar verdirdiği ifade edilebilir. Grup aynı zamanda AMISOM üslerine yönelik saldırılarda yabancı askerlere de büyük kayıplar verdirebiliyor. AMISOM güçleri Uganda, Burundi, Cibuti, Kenya, Sierra Leone ve Etiyopya askerlerinden müteşekkil. Bu kayıpların odağında özellikle dört ülke askerleri var: Kenya, Uganda, Burundi ve Etiyopya. Zaman zaman bu ülkelerin askerlerinin bulunduğu üslere yapılan saldırılarda ölenlerin sayısı onlarla ifade ediliyor.

Eş Şebab aralıklarla merkezi bölgelerde ve Mogadişu'ya saldırı yapsa da kırsal alanlarda yaptığı saldırılar açık ara farkla çok daha ölümcül. Mogadişu'ya yapılan saldırıların genellikle örgüt açısından daha az "başarıyla" sonuçlandığını söylemek gerek.

ABD saldırıları ve sivil kayıplar

Somali'de süren küresel çatışmadan bahsedilirken değinmeden geçemeyeceğimiz bir diğer konu da ABD'nin ülkedeki etkinliği. Geçmişten bugüne ABD Somali'de askeri faaliyetlerini devam ettirmesine rağmen Başkan Donald Trump öncülüğünde Somali'de ABD askeri faaliyetlerinin dozu oldukça artmış vaziyette. ABD, Somali'de insansız hava aracı ile düzenlediği "nokta" saldırıların yanı sıra baskınlar ve hava indirmeleri de gerçekleştiriyor. Ancak ABD'nin bu baskınlarda şu ana kadar istenilen başarıyı elde ettiğini söylemek pek mümkün değil. Özellikle düzenlenen bazı saldırılarda ABD askerlerinin kayıplar vermesi ve bunun yanında ülkedeki ABD askerlerine yönelik ölümle sonuçlanan bazı saldırıların gerçekleşmesi ABD'nin Somali stratejisini ülke içinde tartışmaya açmıştı.

Öte yandan ABD saldırılarında Somalili sivillerin de hayatını kaybediyor oluşu oldukça önemli bir gerçek. Donald Trump'tan önceki dönemlerde ABD'nin askeri hamleleri nedeniyle Somali'de yaşamını yitiren sivillerin sayısı bu denli fazla değildi. Rakamlar incelendiğinde, Trump'ın başa geçtiği 2017 yılında hava saldırılarının önceki yıla oranla 2 kattan fazla bir artış gösterdiği göze çarpıyor.

Ülkede Eş Şebab'ın varlığını besleyen bazı ana damarlar mevcut. Bunlar arasında grubun ülkede iç çatışmayı sona erdirip bir hükümet kuran İslami Mahkemeler Birliği'nin mücadelesinin bir devamı olarak görülmesi, ülkede AMISOM ve Mogadişu hükümeti eliyle gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri ve özellikle bu birliklerin gerçekleştirdiği tecavüzler, artan yoksulluk ve Mogadişu hükümetinin batı yanlısı olarak görülmesi.

Sivil kayıplarında Eş Şebab'ın rolü

ABD, AMISOM ve Mogadişu hükümeti güçleri gibi sistematik bir düzlemde olmasa de Eş Şebab'ın da ülkede sivil kayıplarla anıldığını söylemek mümkün. Batılı güçler Eş Şebab'ın şeriat mahkemelerini sık sık insan hakları ihlalleri ile suçlasa da, buna dair reel bir veri bulmak zor ve bu suçlamalar genellikle "partizan" bir eksende kalıyor. Ancak Eş Şebab'ın yerleşim alanlarında düzenlediği bazı saldırılarda sivil ölümleri yaşanmakta. Bu her ne kadar doğrudan bir yönelim olmasa da sivillerin de saldırılarda hedef haline geldiğini söylemek gerekiyor.

Halkı kazanma savaşı

Eş Şebab kendi kontrolündeki bölgelerde şeriata dayalı hukuku uyguluyor, vergi topluyor, güvenliği sağlıyor, tarım ve hayvancılık gibi faaliyetlerde bulunuyor. Yani grup adeta küçük bir devlet gibi hareket ediyor. Bu da Somali'de Afganistan'da olduğu gibi ikili bir görünüm ortaya çıkarıyor. Bu açıdan Mogadişu hükümeti ile Eş Şebab arasında halkı kazanma gibi bir yarış olduğu da söylenebilir. Zira savaşın özellikle kırsal alanda sürdüğü bir düzlemde gerek siyasi, gerek stratejik, gerekse askeri açıdan halkın destek ve sempatisini kazanmak oldukça önemli. Savaşı sürdürülebilir kılmak için her iki tarafın da halk desteğine ihtiyacı oldukça fazla.

Somali'de son durum

Somali'de mevcut çatışmanın haritasına bakıldığında, ülkenin güneyinde özellikle Mogadişu'nun hemen dışarısında oldukça ağır bir savaşın seyrettiğini söylemek mümkün. Kenya sınırına yakın bölgelerde hakimiyetini pekiştirmiş olan ve bu bölgede Kenya sınırları içerisinde de yerleşik faaliyetlerine devam eden Eş Şebab, daha çok alan hâkimiyetine değil düşmanını yıpratmaya dayalı bir savaş stratejisi izliyor. Özellikle merkezden izole üsleri, askeri konvoyları ve belli başlı noktaları saldırılarla hedef alan grup bir yandan Mogadişu hükümetini köşeye sıkıştırmayı, bir yandan da ülkedeki yabancı kuvvetleri Somali'den çekilmeye mecbur bırakmayı amaçlıyor.

Ülkede yaklaşık son durum haritası şu şekilde:

somali.jpg

Yüksek çözünürlük için haritaya tıklayın

Ancak bölge ülkelerinin Somali'den bu kadar kolay çekileceğini düşünmek oldukça zor. Zira gerek onlar, gerekse ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri Eş Şebab'ın Somali güneyinde kontrolü ele almasının bölge için sonuçlarının ne olacağının farkında. Somali ile sınırlı kalmayan ve Kenya, Etiyopya, Cibuti ve Doğu Afrika'nın tamamına yayılan bir Eş Şebab tehdidi bu güçler için kabul etmesi oldukça zor bir tehdit. Kıtanın geri kalanındaki cihat yanlısı akımlarla beraber düşünüldüğünde, Doğu Afrika'da böylesi bir gelişmenin Orta ve Batı Afrika'da da domino etkisine yol açması açması ihtimali, Somali'deki savaşı daha da önemli hale getiriyor.

Açlık, kıtlık ve kuraklık

Somali denildiğinde gündeme getirilmesi gereken bir diğer şey ise açlık, kıtlık ve kuraklık. Güney bölgesinde akarsuların ve tarım alanlarının olduğu, oldukça geniş bir sahil şeridi ve verimli balıkçılık alanları olan, bunun yanı sıra dünya deniz ticaret yollarının üzerindeki bir ülkenin neden bu kadar yoksul olduğunu küresel çatışmalarla ilgili bu analizde doğrudan ortaya koymak oldukça zor. Ancak bu konuya dair hiçbir şey söylemeden Somali bahsini kapatmak okuyucu açısından durumu anlaşılmaktan uzak kılabilir.

Uzun süredir savaşla iç içe bir durum arz eden Somali'nin sahilleri, yabancı ülkelerin üsleri, resmi binaları ve yabancılar tarafından işletilen tesisler sebebiyle tam olarak halka açık değil. Bu nedenle Somali sahillerinin ulusallaştırılması meselesi Somalililer açısından bir sorun olarak ufukta görünüyor. Buna ek olarak Somali'de halkın meşru olarak seçtiği herhangi bir hükümetin olmadığı ve "atanmış" olarak nitelenebilecek söz konusu hükümetin Somali'nin geleceği gibi bir vizyon taşımadığı söylenebilir.

Mağduriyetler savaşı besliyor

Somali'nin konumuna bakıldığında Aden Körfezi'nin kıyısında ve önemli su yolları üzerinde yer aldığı görülüyor. Ayrıca Somali hem hinterland olarak hem de Afrika üzerindeki konumu ve kara bağlantıları bakımından da ciddi bir önemi haiz. Ve de Somali Afrika kıtası içinde halkının eğitim ve kültür durumuyla da öne çıkan bir toprak parçası.

Ancak tüm bu önemine rağmen Somali yıllardır süren yahut sürdürülen savaş sebebiyle hak ettiği iktisadi ve stratejik önemi kazanamadı. Bu denli önemli ve değerli bir toprak parçasında Somali halkı dünyanın en müreffeh ve modern  ülkelerinden birine sahip olabilecekken, halen açlık kıtlık ve kuraklıkla boğuşuyor. Bu da Somali'de korsanlık da dahil olmak üzere uluslararası sistemin ve Somali'ye savaşı dayatan odakların zararına olacak faaliyetlerin ateşine odun taşıyor. Somali'de halkın mağduriyetleri dış güçler marifetiyle sürerken, savaşın da bunun paralelinde artan bir seyir izleyeceğini söylemek güç değil.

Kaynak: Mepa News

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler