Muhammed Elikçi

Muhammed Elikçi

Yenilgiden zafere: Rum suresi bağlamında Bizans-İran mücadelesi

Yenilgiden zafere: Rum suresi bağlamında Bizans-İran mücadelesi

Orta Çağ’da döneminin iki büyük imparatorluğu olan Bizans ve İran arasında yaşanan mücadeleler, İslam güneşinin doğduğu döneme denk gelmiş ve bu çekişme Rum Suresi’ne konu olmuştur. Surenin ilk ayetlerinin konusu olan olay, yalnızca yaşanan bir durumu anlatmakla kalmamış; gaybî bir bilgi vererek hem bir mucizeye şahit olmamızı sağlamış hem de bizlere önemli mesajlar sunmuştur. Bu minvalde yazının amacı sadece tarihi bilgileri aktarmak değildir. Bu olay üzerinden ayetler bize darlıktan sonra ferahlığın, hüzünden sonra mutluluğun, yenilgiden sonra zaferin olabileceğinin delillerini göstermektedir.

Sure ismini 2. ayette geçen Rum kelimesinden almaktadır. Rumlar ile İranlıların savaşı hakkında bilgi veren ayetler ise şunlardır;

Rumlar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Fakat onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler. Eninde sonunda Allah’ın dediği olur. O gün müminler Allah’ın yardımı sebebiyle sevinecekler. O dilediğini muzaffer kılar. O çok güçlüdür, engin merhamet sahibidir. Bu Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz; ama insanların çoğu bunu bilmezler. [1]

Ayetlere konu olan Bizans ve İran arasında yaşanan mücadeleleri ve Müslümanlar ile müşriklerin durumunu iki aşamada ele alabiliriz.

Savaşın ilk aşamasında II.Hüsrev liderliğindeki İran birlikleri büyük başarılar kazandı. Tüm Ermenistan'ı; Urfa (607) dahil Yukarı Mezopotamya yı; Antakya (611) ve Şam (613) başta olmak üzere Suriye'yi; Kudüs'le (614) birlikte Filistin'i; Başkent İskenderiye ile beraber Mısır’ı ele geçirdiler. İran askerleri Anadolu’ya girdi ve üç kez Boğaz'a kadar ilerleyerek (608, 615 ve 626) Bizans'ın başkentini tehdit etti.

II. Hüsrev liderliğindeki İranlılar, Bizans şehirlerinin yağmalanması neticesinde birçok esir de dâhil olmak üzere Şah'ın hazinesini ve askeri aristokrasinin zenginliğini artıran büyük bir ganimet elde etti.[2] İranlılar Kudüs’ü zapt ettiklerinde burada günlerce katliam yaptıkları ve Mukaddes Mezar Kilisesi’ni yakarak Îsâ’nın gerildiği kabul edilen kutsal haçı alıp başkentleri Medâin’e götürdükleri de bilinmektedir.[3]

Bizanslıların bu yenilgi haberi Mekke'ye ulaştığı zaman müşrikler Müslümanlara karşı onların yenilgisinden duydukları sevinci açığa vurmuşlar: "Siz ve Hıristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve İranlılar ümmiyiz; bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizi tepelediler. Biz de sizi tepeleriz" demişlerdi.[4] O güne kadar inen ilgili ayetlerde kendileri hakkında müşrik Araplar’a nisbetle daha sıcak bir üslûp kullanılan Ehl-i kitap Bizanslılar karşısında ateşperest olan İranlılar’ın bu galibiyetleri putperest Mekkeliler ’de büyük bir sevinç meydana getirmişti. Mekke müşrikleri de bu gelişmeyi Müslümanlara karşı böbürlenme aracı olarak kullandı.[5]

Fakat böyle bir zamanda Allah Teâlâ, Resulüne gayptan ayetleri ile şu haberi bildiriyordu: “Bununla birlikte onlar, bu yenilgilerinin ardından kesinlikle galip gelecekler”. Hem uzak değil. Birkaç yıl içinde ki”, ayette geçen arapça "bıd" kelimesi üçten dokuza kadar olan bir sayıyı ifade eder, nitekim bu âyet inince Hz. Ebu Bekir (r.a.), o sevinen müşriklere şöyle demişti: “Allah, sizin gözlerinizi aydınlatmayacak, peygamberimiz haber verdi. Yemin ederim ki, Rumlar birkaç yıl içinde İranlılara mutlaka galip geleceklerdir." Buna karşı Übeyy b. Halef: “Yalan söylüyorsun, haydi aramızda bir müddet tayin et, seninle bahse girelim.” dedi ve her iki taraf ta on deve üzerine bahse girişip, üç yıl müddet tayin ettiler. Ebu Bekir, durumu Resulullah'a haber verdi. Resulullah (s.a.v.) "Bıd', üçten dokuza kadardır, miktarı artır, müddeti uzat." buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir çıktı, Übeyy'e rast gelince o: “galiba pişman oldun” dedi. Ebu Bekir de: “Hayır” dedi, gel seninle bahsi artıralım, müddeti de uzatalım, haydi dokuz seneye kadar yüz deve yap. O da: “Haydi yaptım” dedi.[6] Hz.Ebubekir ile Übeyy b.Halef arasındaki bahis, henüz kumarın yasaklanmadığı dönemde gerçekleşmişti. Kumarın ve şans oyunlarının yasaklandığı ayetler, hicretten sonra Medine döneminde indirilmiştir.[7]

Savaşın seyri İran lehine devam ederken, müşrikler bu galibiyeti Müslümanlara karşı üstünlük göstergesi olarak kullanmaya devam etmekteydi. Ancak süreç müşriklerin istediği gibi ilerlemedi. Herakliyus önderliğinde ki Bizans orduları II.Hüsrev liderliğinde ki İran ordularına karşı tekrar savaş başlattı.

Savaşın ikinci aşamasında Bizanslılar Heraklius'un liderliğinde 627'de Azerbaycan'a, ardından Mezopotamya'ya girerek Ninova’da İranlıları kesin bir galibiyet alarak yendi. Sonunda kaçmak zorunda kalan II.Hüsrev ümitsizlik içinde ordusunu tekrar toplamaya çalıştı. Ne var ki bu sırada çıkan ve oğlu II.Kavad’ın bile katıldığı ayaklanma sonucu hapsedilerek 628 yılında öldürüldü. Babasının yerine tahta çıkan II.Kavad barış isteyerek Mısır, Filistin, Suriye ve Anadolu gibi yeni fethedilmiş bütün topraklardan çekildi. Kudüs'te ele geçirilen gerçek haçın kalıntıları da dahil, ganimet karşılığında esirler takas edildi. Heraklius'un kazandığı başarılar karşısında İran devleti bir daha toparlanamadı.[8]

Rumlar kesin bir galibiyet alırken, Hicaz bölgesinde de Müslümanlar ve müşrikler arasında çetin mücadeleler gerçekleşiyordu. Galibiyetin haberi Müslümanlara ulaştığında ehli kitabın putperestlere karşı olan galibiyetlerine sevinmişlerdi. Böylelikle Hz. Ebubekir ile Übeyy arasında gerçekleşen bahisi de Hz. Ebubekir kazanmış oldu ve alacağını da Übeyy'in vârislerinden aldı. Bahse konu olan develeri Hz. peygambere götürdü. Peygamberimiz de ona: "Bunu tasadduk et [9]" buyurdu.

Ehli kitap olan Rumlar ve Mecusi İranlılar arasında ki savaş Rumlar lehine sonuçlanmışken, Bu çekişme de Müslümanların ve müşriklerin aldığı tavırdan da kısaca bahsetmiş olduk. Ancak ayetlerin verdiği mesajların sadece o dönemi kapsamadığını, aynı süreçlerden hali hazırda tekrar geçmekte olduğumuzu görüyoruz. Zira Müslümanların maddi ve manevi olarak zayıf olduğu günümüzde şunu bilmeliyiz ki; hiç beklenilmediği zamanlarda imanında samimi olanlar nasıl Allah’ın izniyle büyük başarılar sağlamışlarsa, aynı koşulların tekrar meydana gelmesi durumunda benzer başarıların tekrar gerçekleşebileceğini bilmeliyiz. Yenilgiden sonra zaferin gerçekleştiğinin delilleri Rum suresindeki hakikatler ile karşımızda dururken, ümitsizlik hastalığına düşmek doğru olmayacaktır.

Konumuzu, Müfessir Elmalılı Hamdi Yazır'ın müjde verilen Rûm Suresi ayetleri hakkında yorumladığı veciz sözlerle bitirelim:

“Bu nasıl olur demeyin. O kimi dilerse yardım eder, dilediğini muzaffer kılar. Yani O'nun yardımı sebeplere bağlı değil, sebepler O'nun iradesine bağlıdır. Dün İranlıları galib kılmış iken, yarın Rumları galib kılar. Bir de bakarsın hiç ümit edilmedik bir zamanda, tutar hiçbir kuvvetleri yok zannedilen müminleri hepsine karşı galib ve muzaffer kılar

[1] Rum suresi 1-6.ayetler
[2] Mihail Seryegeviç İvabov,”İran Tarihi En Eski Çağlardan 20. Yüzyıla”, ”, Çeviren Hasan Demiroğlu, Selenge yay.2021,s.134
[3] Işın Demirkent, “Herakleios Maddesi”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, TDV Yayınlar,2008,Cilt 17, S.210
[4] Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dili Kuran Dili,”Rum Suresi Tefsiri” Erişim; 02.06.2026


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 288 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Muhammed Elikçi Arşivi