1. BİYOGRAFİ

  2. Kasım Süleymani kimdir?
Kasım Süleymani kimdir?
A+A-

Doğumu ve ilk yılları

Kasım Süleymani 11 Mart 1957’de, İran’ın güneydoğusundaki Kirman’ın Rabor bölgesindeki Kalat Molk köyünde dünyaya geldi. Bu dağlık bölgede genellikle aşiretler yaşamaktadır. Süleymani’nin beş kardeşi vardır. En büyük kardeş 68 yaşındaki ablasıdır, Kasım ortanca çocuktur. Kendisinden yedi yaş küçük kardeşi Sohrab, Tahran bölgesindeki hapishanelerden sorumludur.

Süleymani 13 yaşındayken orta okulu bitirerek bir akrabasıyla birlikte Kirman şehrine taşındı. İki arkadaş, Süleymani’nin çiftçi babasının borçlarını ödemesine yardım etmek için Kirman Su Şirketi’nin inşaatlarında çalıştı. Kasım spor yapmayı severdi. Belirli bir süre fitness hocası olarak çalıştı ve karatede siyah kuşak sahibi oldu.

Süleymani İran Şahı'na karşı devrim faaliyetlerine 1976’da Kirman’da iken başladı. 79’da da Devrim Muhafızları'nın Kirman’da bir komuta merkezi açmasıyla beraber onlara katıldı. Devrim Muhafızları bünyesindeki birçok komutan gibi Süleymani’nin de daha önce askeri bir tecrübesi yoktu. Ancak kendisini kısa sürede kanıtladı ve hızlı bir şekilde yönetim pozisyonlarına atandı. O günlerde birlikte çalıştığı eski bir devrim muhafızının verdiği bilgiye göre, Süleymani 45 gün süren bir askeri eğitim programını tamamladı. İlk görevini, 79’da Batı Azerbaycan bölgesindeki Kürt ayrılıkçı grupların bastırılması operasyonlarında yer alarak icra etti. Operasyonlar sırasında Mahabad isimli şehri yönetmek ve savunmak için gönderilen bir bölük düzensiz milis kuvvetinin arasında yer aldı. Bu birlik Kürt ayaklanmasını bastırarak Azeriler ve Kürtler arasındaki ayrılıkçı çatışmaları sonlandırdı.

Devrim Muhafızları içinde yükselişi

Mahabad’dan döndükten sonra Süleymani’ye Kirman’daki yerel üssün komutası verildi. 1980’in sonbaharında İran-Irak Savaşı'nın patlak vermesinin ardından Kirmanlı birliği ile birlikte güney cephesinde savaşa iştirak etti. Hızlı bir şekilde rütbe atlayarak daha 20’li yaşlarında iken 41. Sarullah Tümeni'nin başına getirildi.

İran-Irak Savaşı'nın ardından, 41. Tümen Süleymani komutası altında Kirman bölgesinde, İran’ın güneydoğu sınırı boyunca uyuşturucu operasyonları icra etti. Savaşta elde ettiği tecrübeler ve uyuşturucu kaçakçılarına karşı yürüttüğü başarılı operasyonlar, İran’ın lideri Hamaney'in kendisini 97’de (veya 98’in başlarında, tam tarih bilinmemektedir) Kudüs Gücü'nün başına getirmesini sağladı. Süleymani bu göreve geldiğinde Irak artık Tahran’daki rejim için bir tehdit olmaktan uzaktı. İran’ın dikkati Afganistan’da yaşananlar ve Taliban’ın yükselişine çevrildi. Afgan sınırındaki birliklerin güçlendirilmesinin yanı sıra alışılmışın dışında askeri taktikler kullanarak Tacikistan’dan Kuzey İttifakı'nın kontrolünde bulunan bölgelere kadar Afgan toprakları içinde birçok yıkıcı operasyon icra etti.

Kasım Süleymani’nin başına getirilmesinden sonraki yıllarda Kudüs Gücü hem sayıca genişletildi hem de ekipman olarak güçlendirildi. Orta Doğu ve diğer bölgelerdeki harekatlarda bu birlik önemli roller oynadı. Bütün bunlar Süleymani’nin İran lideri Hamaney nezdindeki itibarını arttırdı. Kasım Süleymani 2011 yılında Hamaney tarafından Devrim Muhafızları’nın en yüksek rütbesi olan Tümgeneralliğe terfi ettirildi. Yani Devrim Muhafızları Birliklerinin komutanı ile aynı rütbeye gelmiş oldu.

Süleymani’nin üç oğlundan bir tanesi, kardeşi Sohrab’ın kızıyla evlidir. İki kızından Nergis ise Malezya’da yaşamaktadır.

Süleymani'nin genel portresi

Tümgeneral Kasım Süleymani, 97 Eylül ile 98 Mart arasında bir tarihte Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü'nün başına getirildi. Devrim Muhafızları'nın beş kolundan bir tanesi olan Kudüs Gücü İran’daki en güçlü güvenlik kuvveti olup rejimin en gözde birliğidir. Sayıları binlerle ifade edilen seçkin askerlerden müteşekkil bir kuvvettir. Kudüs Gücü 1990 yılında, devrimin diğer ülkelere taşınması amacıyla İran tarafından yapılan faaliyetlere destek olması amacıyla organizasyonel ve operasyonel seviyede yeni bir yapılanma sürecine sokuldu. Aradan geçen yıllar içinde de İran’ın bölgesel gücünü pekiştiren, terörizm ve siyasi baskı üzerinden ülkenin stratejik hedeflerine hizmet eden bir kuruma dönüştü.

Kudüs Gücü safi bir askeri birlik olmayıp, kendi karargahı, birçok gizli alanda faaliyet yürüten alt komutanlıkları, belirli coğrafi bölgelerden sorumlu yerel yönetimleri olan organizasyonel bir çerçevede görev yapmaktadır. İran liderliğinin en üst tabakası nezdinde çok sevilen bir birlik olan Kudüs Gücü , birçok kaynağa istediği gibi erişim sağlayabilmekte ve ayrıca istediği zaman Hamaney'e ulaşabilmektedir. Birlik, başta İran’ın bölgesel hamleleriyle alakalı hassas harici meseleler olmak üzere Tahran’daki stratejik-savunma karar süreçleri üzerinde büyük bir nüfuza sahiptir. Birlik, İran’ın Orta Doğu ve dünyanın çeşitli yerlerindeki düşmanları ile savaşırken vekillerini kullanmakta, onlara askeri, mali yardımlar yaparak danışmanlık da sunmaktadır.

2011'de terörist ilan edildi

Kasım Süleymani, Kudüs Birlikleri'nin tarihindeki ikinci komutanı olup, kendisinin selefi Ahmed Vahidi 2009-2013 arasında Ahmedinecad döneminde Savunma Bakanlığı yapmıştır. Süleymani uzun yıllar boyunca medya ile arasına mesafe koyarak yaşadığı için İran halkı tarafından son döneme kadar neredeyse tanınmayan bir isimdi. 2011 yılında Suudi Arabistan Washington Büyükelçisi'ne yönelik bir suikast girişiminin ardından ABD tarafından yabancı terör organizasyonları listesine alındı. Bu olay ve daha sonra Arap Baharı olayları sırasında İran’ın Orta Doğu’daki nüfuzunun sağlamlaştırılmasında oynadığı rol nedeniyle hem İran’da hem de uluslararası düzeyde haberlerde daha fazla yer almaya başladı. Üne kavuşmasının ardından Süleymani’nin gelecekte İran rejimi içinde yüksek siyasi bir makama getirilebileceği konuşulmaya başlandı.

Arap dünyasının neredeyse tümünü etkisi altına alan son yıllardaki siyasi değişim süreci İran için Orta Doğu’da nüfuzunu artırmak adına yeni fırsatlar getirdi. Arap Baharı gösterileri başladığında İran bu değişiklikleri “İran İslam Devrimi'nden” ilham almış hareketler olarak nitelendirdi ve olayları bölgenin yüzünü baştan aşağıya değiştirecek bir dönüşüm süreci olarak gösterdi. O günlerden itibaren Kasım Süleymani komutasındaki Kudüs Gücü, milli devlet anlayışının zayıflaması ve Sünni Arap devletlerinin acziyeti nedeniyle kendini gösteren yeni fırsatların İran’ın Arap dünyası üzerinde egemen olması doğrultusunda değerlendirilmesi sürecinde İran rejiminin kullandığı bir numaralı enstrüman oldu.

İran dış politikasında önemli bir isim

Ancak, Orta Doğu’daki dramatik olaylar İran için yeni fırsatlar doğurmasına rağmen yanında bazı riskler ve zorlukları da getirdi. İranlı liderler kısa süre içinde Arap dünyasının dünya siyasetinin sandıklarından çok daha karmaşık olduğunu ve İran’ın basit bir şekilde Sünni Arap devletlerin örnek alacağı bir devlet olarak sunulmasının o kadar kolay olmayacağını ve toplumsal hareketlerin İran lehine manipüle edilmesinin zor bir iş olduğunu anladı. 2011 yılında Bahreyn’de patlak veren Şii isyanı ile beraber Arapların İran’ın artan nüfuzuna dair duyduğu endişeler de arttı ve Sünni Arapların İran’a karşı hep sahip oldukları şüpheler daha da derinleşti. İran’ın Arap dünyasındaki en büyük müttefiği olan Suriye’deki iç savaş, İran’ın karşı karşıya kaldığı en ciddi tehlikeydi ve İran’ın liderliğini yaptığı sözde “direniş cephesinin” birliğini bozabilirdi. IŞİD’in ilk dönemdeki askeri başarıları İran için stratejik zorluklar doğurdu. İran bu zorluklarla başa çıkabilmek için hem Irak’a hem de Suriye’ye silah, mühimmat, milis kuvvetler ve en önemlisi Kasım Süleymani olan çok sayıda danışman gönderdi. IŞİD’e karşı ABD liderliğindeki koalisyonun operasyonlar icra etmesi İran’ın Irak ve Suriye’de halletmesi gereken engelleri daha da zorlaştırdı ve karmaşık hale getirdi.

İran, bölgedeki hareketlilikten en üst seviyede faydalanılması adına Kudüs Gücü'ne fırsatların değerlendirilmesi ve risklerin azaltılması doğrultusunda kullanması için gerekli tüm kaynakları sağladı. Kasım Süleymani son yıllarda yeniden şekillenen Orta Doğu’da önce kapalı kapılar ardında daha sonra da açık bir şekilde İran’ın bölgedeki askeri ve siyasi hamlelerini yöneten kişi haline geldi. Böylece kendisi İran’ın dış politikasını yazan aktörler içindeki en önemli şahıslardan birisi oldu. Kasım Süleymani’nin nüfuzu İran’ın ABD ile yaptığı nükleer anlaşma ile daha da arttı. İran’ın bölgesel dış politikasında dışişleri bakanından dahi daha fazla söz sahibi oldu. Kendisi, İran liderliği tarafından Orta Doğu’da hala cereyan eden gelişmeler hususunda bir uzman ve otorite olarak görülmektedir. Buna örnek olarak, 2014 ve 2015’te iki ayrı sefer Süleymani’nin “Rehberlik Konseyi'ne” (bu şura İran liderini seçer, görevden alabilir ve liderin yaptıkları üzerinde tasarruf sahibidir ayrıca liderin görevini layıkıyla yerine getirip getirmediğine dair hüküm verme yetkisine de sahiptir) davet edilmesi gösterilebilir.

Vekalet savaşları

İran, Kasım Süleymani’nin stratejilerini uygulayarak Arap Baharı sürecinden bölgedeki konumunu ve nüfuzunu iyileştirmiş bir şekilde çıktı. Irak’taki İran müdahalesinin ardından IŞİD bu ülkede durduruldu. Esed rejimine verilen destek ile rejim çökmekten son anda kurtarıldı. Yemen’deki Husilere verilen destek ise İran’ın bölgede söz sahibi olmasının önünü açtı. Ancak, hem İran hem de Kasım Süleymani bazı konularda da başarısız oldu. İran’ın kendi askeri birlikleri ve Hizbullah dahil birçok yabancı milis ile Esed’e yardım edilmesine rağmen rejimin kendini toplayamaması nedeniyle Rusların askeri müdahalesini zorunlu hale geldi. Bağdat hükümeti ile İran destekli Şii milisler arasındaki kavgalar nedeniyle IŞİD’e karşı verilen savaş sekteye uğradı. Bazı saldırılar gerçekleştirseler de Yemen’de Husiler sürekli toprak kaybetti. Bütün bu misaller İran’ın bu alanlardaki gücünün sınırlarını belli ederken, tüm Orta Doğu’da vekil kuvvetlere dayalı sistemin sorunlu doğasını da ortaya çıkardı.

Kasım Süleymani son yıllarda İran siyasi arenasında güçlü bir figür haline geldi. Devrim Muhafızları bünyesindeki hizmeti, Hamaney’den gördüğü destek, İranlı seçkin siyasi liderlerle kurduğu sıkı bağlar, Şii rejime ve devrimin Şii ideolojisine bağlılığı, halk tarafından bir milli kahraman olarak görülmesi Kasım Süleymani’nin gelecekte bu yönde bir karar vermesi halinde siyasi bir kariyere atıldığında elinin çok güçlü olacağını göstermektedir. Ancak, bağlantılar, tecrübe ve yetenek İran’da siyaset arenasında başarılı olunmasını asla garanti etmez. Geçmişte aralarında Muhsin Rızai ve Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bakır Galibaf gibi isimlerin de bulunduğu birçok üst düzey Devrim Muhafızı siyasete atılmış ancak kısa sürede unutulmuşlardı.

Kronoloji

1979 – İran’ın batısındaki bir Kürt ayaklanmasını bastırırken gösterdiği başarılar sonucunda Kirman’daki bir Devrim Muhafızları üssünün komutanlığına terfi ettirildi.

Mayıs 1979 – Yeniden yapılandırılan Devrim Muhafızları'na katıldı.

1980-1988 – İran-Irak Savaşı’nda kilit bir asker olarak görev yaptı.

1998 – Kudüs Gücü komutanı olarak atandı.

Ocak 2007 – ABD kuvvetleri Iraklı Şii militanların ABD askerlerine saldırmasına yardım ettikleri için beş Kudüs Kuvvetleri mensubunu tutukladı.

Süleymani Irak’taki ABD büyükelçiliğine bir mesaj göndererek, tutukluların salınması için İran’ın diyaloğa hazır olduğunu bildirdi.

28 Mayıs 2007 – İran elçisi ABD’li yetkililerle Irak’ın güvenliği hususunda yaptığı görüşme esnasında Süleymani’ye danışabilmek için sık sık ara talep etti.

25 Eylül 2007 – ABD Hazine Bakanlığı Kudüs Gücü'nü, kitle imha silahı üretmek ve dağıtmak suçları hasebiyle yaptırım listesine aldı.

2008 – Süleymani, ABD’li general David Petraeus’a Iraklı bir siyasetçi aracılığı ile mesaj gönderdi.

“General Petraeus biliniz ki ben Kasım Süleymani, İran’ın Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan politikalarını bizzat kontrol eden kişiyim.”

12 Temmuz 2009 – Mahmut Ahmedinecad’ın tekrar başkan seçilmesinin ardından Tahran’da protesto gösterileri patlak verdi.

Kudüs Gücü bu protestoların bastırılması sürecinde sayısız infaz, işkence, dayak ve tecavüz suçu işledi.

30 Aralık 2009 – Iraklı Şii militanlar tarafından 2007’de rehin alınan İngiliz bilgisayar uzmanı Peter Moore serbest bırakıldı.

Uzmanla birlikte kaçırılan dört güvenlik görevlisinin öldüğü bildirildi. The Guardian hazırladığı belgesel haberle kaçırma operasyonunun Devrim Muhafızları tarafından organize edildiği ve rehin alınanların İran’daki Kudüs Gücü hapishanelerinde kaldığını ortaya çıkardı.

Aralık 2010 – Bağdat hükümeti Başbakanı Maliki bir koalisyon hükümeti kurdu.

Süleymani, Maliki’nin ABD askerlerinin Irak’tan ayrılması için ısrar etmeye devam etmesi karşılığında Arap ve Kürt liderlerden destek sözü aldı.

24 Ocak 2011 – Şii lider Ali Hamaney Süleymani’yi tümgeneralliğe terfi ettirdi.

29 Nisan 2011 – Kudüs Gücü, Suriye’deki barışçıl göstericilere şiddet uyguladığı ve işkence ettiği için ABD tarafından yaptırım listesine alındı.

11 Ekim 2011 – ABD, Suudi Arabistan Washington Büyükelçisi Adil el Cubeyr’e yönelik suikast girişiminin Kudüs Gücü tarafından planlandığını ilan etti.

Aynı açıklamada Kudüs Gücü'nün Meksikalı uyuşturucu karteli ile müttefik olarak Washington’daki İsrail büyükelçiliği ile Arjantin’deki Suudi ve İsrail büyükelçiliklerinin patlatılması için bir plan hazırladığını da iddia etti. ABD Hazine Bakanlığı Süleymani’nin 13224 sayılı Başkanlık Emri gereği terörist olarak tanımlandığını duyurdu.

Ocak 2012 – Şam’da gerçekleştirilen bir toplantının ardından Süleymani, İran’ın Esed’e ilave askeri sağlayacağını ilan etti.

13 Şubat 2012 – Hindistan’da görevli bir İsrailli diplomatın karısı Devrim Muhafızları tarafından aracına yerleştirildiği öne sürülen bombanın patlamasıyla yaralandı.

Haziran 2014 – Devrim Muhafızları'nın IŞİD ile mücadele adı altında Irak’a asker sevk etmesinin ardından Süleymani’nin Bağdat’ta olduğu basına yansıdı.

Ağustos 2014 – Hamas ile İsrail arasında ateşkes ilan edilmesinden birkaç gün sonra Hamas lideri Halit Meşal Türkiye’ye bir ziyarette bulundu ve bu ziyaret esnasında Süleymani ile Meşal bir görüşme gerçekleştirdi.

Alınan istihbaratlara göre ikili İran’ın Hamas’a yapacağı mali ve askeri yardımları konuştu.

Ekim 2014 – İran devlet televizyonunda Süleymani’nin Irak’ta Kürt güçleri ile çekilmiş fotoğrafları yayınlandı.

29 Ocak 2015 – Süleymani ve Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah Beyrut’ta bir araya geldi.

13 Şubat 2015 – İran kontrolündeki haber ajansı “Tehran Times” tarafından yapılan haberde, Süleymani’nin IŞİD’in neredeyse yenilgiye uğratıldığını ilan ettiği yazıldı.

“Irak ve Suriye’de IŞİD ve diğer terörist grupların yaşadığı yenilgiler göz önüne alındığında, bu grupların ömürlerinin son günlerini yaşadığından artık eminiz.”

24-26 Haziran 2015 – BM’nin seyahat yasağına rağmen Süleymani Moskova’ya giderek Rusya Savunma Bakanı Sergei Şoygu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi.

Ekim 2015 – Günler süren başarısız Hizbullah ve Esed rejimi saldırıları sonrasında Süleymani, binlerce Iraklı Şii militanın Halep’in geri alınması için bölgeye sevk edilmesi emrini verdi.

Bu sevkiyat İran’ın Suriye sınırları içine yaptığı en geniş çaplı sevkiyat olma özelliğini taşıyordu.

Kasım sonları - Aralık başları 2015 – Süleymani’nin Suriye’de bir topçu saldırısı sonucunda yaralandığı iddia edildi.

Devrim Muhafızları, Süleymani’nin operasyon sırasında yaralandığını yalanladı. İran ve Rus haber kaynakları Süleymani’nin düşen bir Rus uçağının pilotunu kurtarmak için başlatılan Hizbullah-Esed müşterek kara operasyonunu bizzat yönettiğini yazdı.

Aralık 2015 – İran basınında çıkan haberlere göre Süleymani bir kez BM seyahat yasağını hiçe sayarak Rusya’da Putin ile bir görüşme yapmaya gitti.

Kremlin yönetimi haberleri reddetti.

Aralık 2015-Nisan 2017 – Katar hükümeti ve Iraklı bir örgüt arasında, kaçırılan Katar vatandaşlarının salınması için yürütülen pazarlıklarda arabuluculuk yaptı.

Rehinelerin geri dönmesinde oynadığı rol için Katar hükümeti tarafından Süleymani’ye 80 milyon dolar ödeme yapıldı.

ABD’nin eski Irak elçisi Zalmay Halilzad Amerikan basınına George W. Bush hükümeti’nin 2006 yılının bahar aylarında Kasım Süleymani ile işbirliği yaparak o dönemki Irak Başbakanı İbrahim el-Caferi’nin koltuğundan indirilmesini sağladığını söyledi. Halilzad, ABD askerlere Süleymani’ye Bağdat’a giriş izni vermesi için gereken emri bizzat kendinin verdiğini itiraf etti.

ABD-Süleymani ortak çabalarının ardından Caferi istifa etmiş ve Nuri Maliki’nin yeni başbakan olmasının önü açılmıştı. Halilzad’ın bu itirafı üst düzey bir Pentagon yetkilisi tarafından da teyit edildi.

Ağustos 2016 - Ekim 2016 – İran destekli Şii militanların IŞİD’den Musul’u geri almak için başlatacağı operasyonun hazırlıklarını yapmak üzere Süleymani Irak’ta sahaya indi.

Şii militanlar ve Irak ordusu tarafından icra edilen müşterek operasyon Ekim ayı bitmeden başlatıldı.

Şubat 2017 – BM’nin seyahat yasağını bir kez daha delerek Moskova’da Rus yetkililerle görüşmelerde bulundu.

Kaynak: Mepa News

twtbanner-001.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler