1. YAZARLAR

  2. Alessandra Bajec

  3. Tunus'ta tek adam referandumu demokrasiyi tersine çevirecek
Alessandra Bajec

Alessandra Bajec

Ortadoğu ve Kuzey Afrika uzmanı gazeteciYazarın Tüm Yazıları >

Tunus'ta tek adam referandumu demokrasiyi tersine çevirecek

A+A-

Tunus’un resmi seçim komisyonu ISIE tarafından salı günü açıklanan sonuçlara göre Kays Said’in merkezi güç pozisyonunu hukuka uygun hale getiren yeni anayasa tasarısı seçmenlerin sadece %30,5’inin katılım gösterdiği referandumda %94,6 (yaklaşık 2,6 milyon oy) oranında oy alarak kabul edildi.

Muhalefetin bir darbe olarak nitelendirdiği ve Said’in hükümeti görevden alıp meclisi de feshettiği hamlesinin birinci yıl dönümünde (25 Temmuz) yaklaşık 9 milyon seçmene sandığa gitmeleri çağrısı yapıldı. Kabulü için herhangi bir alt sınır belirlenmeyen anayasa tasarısı artık teknik olarak hukuki geçerlilik elde etti.

Pazartesi günü Habib Burgiba Caddesi’nde yeni anayasanın kabulünü kutlayan destekçilerinin karşısına çıkan Başkan Kays Said yaptığı konuşmada referandum sonucunun “tarihi bir an” olduğunu söyledi.

Seçimin meşruiyetine eleştiriler

Said’in istediği başlıkları değiştirilen anayasa tasarısı büyük bir oy farkı ile referandumdan galip çıkmış olsa da katılım oranının son derece düşük olması nedeniyle sonuçların meşruiyeti konusunda birçok kesim eleştirilerde bulundu.

Muhalif gruplar, yeterli gözlem imkânı sağlanmayan ve seçim sandıklarının tamamen denetimsiz şekilde bırakıldığı referandumun sonucunu katılım oranlarına dayanarak reddetti.

ISIE tarafından referandumun yapıldığı gece %27,5 olarak açıklanan katılım oranı daha sonra yeni bir açıklama ile arttırıldı.

Seçimlerle ilgili bağımsız çalışmalar yürüten Sigma Conseil tarafından sandık başlarında yapılan ankete göre seçmenlerin %92,3’ü evet oyu kullandı.

Yine bu anketten elde edilen verilere göre seçmenlerin %21’i referandumu boykot ettiği %54’ü de ‘umurunda olmadığı’ nedeniyle toplamda %75’i oy kullanmamayı tercih etti.

Başkan Kays Said hakkında bir nevi güvenoyu olarak görülen referanduma katılım oranı tartışmalarının anahtar bir başlık olacağı beklenen bir durumdu.

"Katılım oranı mağlubiyetin göstergesi"

Legal Agenda bünyesinde analiz ve araştırma çalışmaları yürüten Mahdi Elleuch konu ile alakalı şunları söyledi: “Katılım oranının azlığı göz önüne alındığında ben bu referandumun Kays Said açısından bir mağlubiyet olduğunu düşünüyorum. Taslağın hazırlık sürecinde kabul ile alakalı bir alt sınır belirlenmiş olsaydı bu sonuç bugün geçersiz olurdu.”

Elleuch ayrıca 2011’deki meclis seçimlerinde 4 milyondan fazla, 2019’da Sayın Said’in zaferiyle sonuçlanan başkanlık seçiminde de 3,4 milyondan fazla seçmenin oy kullandığını da hatırlattı.

Destek oranı yüksek büyük partilerin neredeyse tamamının ve STK’ların seçimi boykot çağrıları nedeniyle gözlemciler referandum oylamasına katılımın düşük olacağını zaten beklemekteydi ancak yine de tahmin edilenden fazla oranda seçmenin sandığa gitmesi Said’in neredeyse üç yıldır devam eden başkanlığının ardından hala belirli miktarda halktan destek gördüğünü göstermektedir.

Bu kısıtlı desteğe rağmen anketlerden elde edilen verilere göre geçtiğimiz yılın ağustos ayında %49,8 olan Kays’a destek seviyesi bu yılın mayıs ayında %22’ye kadar gerilemişti.

Tunus halkının Kays’a artık güvenmediği açık olmasına rağmen 2019’da %45 ve 2014’te de %60 seviyelerinde sandığa giden halk bu defa oy kullanmayı tercih etmedi.

Tunuslu bir siyasi analiz uzmanı ve yazar olan Emine Sunusi hazırladığı bir çalışmada, yakın dönemde referandum gerçekleştirilen ülkelerdeki katılım oranlarını inceledi ve Tunus’taki katılım oranının normal seviyelerin çok altında kaldığını tespit etti. Mesela Uruguay’da bu yıl yapılan referanduma katılım oranı %86, Şili’de 2020 yılında yapılan seçimlerde oy kullanma oranı %51 ve 2016’da İngiltere’de yapılan Brexit oylamasına katılım oranı %72 olarak kayıtlara geçti.

Sadece ‘Evet’ veya ‘Hayır’ oyu vermeye karar verenler ile seçimi boykot etmeyi tercih edenlerin gündeme getirildiğini savunan Emine Sunusi konuyla alakalı şunları söyledi:

“Attığı her adımı halkın çoğunluğunun desteğini almak için bir hamle olarak tasarlayan Said, böylesine düşük katılımlı bir oylamadan çıkan sonucu nasıl olur da meşru gösterebilir?”

“Bu referandumda anayasa tasarısının onaylanması veya reddedilmesi sorusuna cevap aranmaktan ziyade başkanın siyasi projesi münazara edildi. Said’in referandum öncesi yapılan çalışmalarda büyük çaplı toplulukların harekete geçirememesinin arkasındaki sebep buydu.”

“Umurunda olmadığı için oy kullanamaya gitmeyen insan sayısı çok fazlaydı. Muhalefet, önümüzdeki dönemde işte bu insanlara ulaşarak rejime karşı verdikleri savaşa dahil edebilir.”

Halkın görüşleri

Referandumda oylanan tasarı, 2014 anayasasının yerine geçecek olup ülkeyi şu anki hibrid bir parlamenter demokrasi sisteminden kopararak başkanın neredeyse mutlak güç sahibi olduğu bir rejim haline getirecektir.

Yeni anayasayla birlikte devlet başkanına, meclise yasa tasarısı sunma, devlet bütçelerini onaylama, meclisi feshetme, meclis onayı olmadan hükümeti atama ve görevden alma ve hakimleri atama yetkisi verilecek.

Referandum günü devletin liderine tam destek vererek Said’in yapmak istediklerini açık kollarla karşılayan ve hayatlarını pek de iyi yönde değiştirmeyen 2011 sonrası siyasi sisteme yönelik öfkesini gösteren Tunuslular büyük oranda sandığa gitti.

İnsanlar, yönetimdeki aksilikler, mali ve sosyal krizlerle dolu yılların sorumlusu olarak özellikle, feshedilen meclisteki en büyük parti olan İslamcı kimlikli Nahda’yı gördüklerini ifade etti.

Bir oy kullanma merkezinde kendisiyle konuştuğumuz Molk Mahwashy isimli 24 yaşında hemşire sunları söyledi: “Ben evet oyu vereceğim. Eski sistemde birçok şey yolunda gitmiyordu. ‘Üç kafanın’ da kendi bakış açısı vardı.”

Aynı oy kullanma merkezinde sohbet ettiğimiz Kerim Cemal isimli 25 yaşındaki esnaf ise kendisinin bir başkanlık sistemini tercih ettiğini söyleyerek uzun yıllar başkanlık koltuğunda oturan Zeynel Abidin bin Ali’nin görevi bırakmasıyla sonuçlanan 2011 devriminden sonra ortaya çıkan siyaset ortamını eleştirirken şu ifadeleri kullandı:

“Şahit olduklarımızdan … para ve güç peşinde koşan, memleketin iyiliğini düşünmeyen pis insanlardan artık bıktım. Başımızda tek bir adam olunca kurallar (nizam) bir sıkı olacak ama bu artık önümüze bakmamıza yardım edecek.”

Sondes bin Ashour isimli 31 yaşındaki öğretmen de benzer görüşler bildirerek şunları söyledi: “Rüşvet ve ikiyüzlülük dolu son on yılda yüzümüz hiç gülmedi o yüzden buna (yeni anayasaya) bir şans veriyorum.”

Ettadhamen’de ziyaret ettiğimiz bir başka oy kullanma merkezi öğlen saatlerinde resmen bir hayalet kasabaydı. Kendisi ile sohbete başladığımız saate kadar sadece 142 kişinin oy kullanmaya geldiğini söyleyen seçim yetkilisi: “insanlar oy kullanacak mı kullanmayacak mı belli değil” diyerek durumu özetledi.

Otoriter rejimin hayatlarına geri dönme riskinden rahatsız olanlar da sandığa gitti.

Başkentteki bir metro istasyonunda çalışan 41 yaşındaki Muhammed, bu anayasanın sadece daha otoriter bir rejime geçişi değil aynı zamanda polis devletinin de yeniden dönüşünü de tetikleyeceğini düşündüğü için gücün tek bir adamın elinde toplanmasına karşı çıktığını söyledi ve şunları ekledi:

“Kays Said’in aklında kendi projesi var bu projeyi ne olursa olsun hayata geçirecek. Gelecekte daha otoriter başkanlar göreceğiz.”

Ülkenin kuzeyindeki Menzah şehrinde bir oy kullanma merkezinde rastladığımız 31 yaşındaki mühendis Gazi, biraz umut biraz da endişe hissettiğini ve oyunu biraz önce kullandığını paylaştı. Genç mühendis Tunus devlet başkanına neredeyse mutlak güç bahşeden yeni anayasa tasarısı hakkında endişeleri olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Devletin başına gelen kişinin geniş yetkilere sahip olması ancak bu makamın otoritesini denetleyecek bir yapının var olmaması bu anayasanın en zayıf noktasıdır.”

Evet veya hayır demek için oylamaya iştirak edenlerin yanı sıra sanki bir referandum yokmuş gibi gününe devam eden Tunusluların sayısı ise inanılmazdı.

28 yaşındaki muhasebeci Faris Solani seçimle alakalı düşüncelerini şu ifadelerle aktardı: “Gidip oy vermem için beni motive eden hiçbir sebep yok. Tunusluların hayatına herhangi bir değişiklik getirmesi de zaten zor.”

Burgiba Caddesi’nde kendisiyle konuştuğumuz 21 yaşındaki Amira da benzer şekilde “oy verdikten sonra yine aynı durumda olacağız o nedenle hiçbir manası yok. Değiştirdikleri şeyler insanların değişmesini istedikleri değil” diyerek umutsuz bir tablo çizdi.

Referanduma yönelik düşük katılım oranından da anlaşılacağı üzere halkın büyük bir kısmının seçime ilgi gösterilmeye değecek bir durum gibi davranmamasına ilaveten referandum sürecinde yaşanan bir dizi hukuksuzluk da meşruiyet meselesini daha karmaşık hale getirdi.

Tunus devletinin kendi seçim gözlem kurumları olan Murakibun ve ATIDE birçok noktada engellendi ve gazetecilerin bazı oy kullanma merkezlerine girmesine izin verilmedi. AB, I-Watch ve Carter Center dahil olmak üzere büyük çaplı tüm seçim gözlemcileri haftalar öncesinden referandumda gözlem yapmayı toptan reddettiklerini açıklamıştı.

Afik Tonues gibi ‘hayır’ kampanyası düzenlemek için organize olmayan çalışan birkaç parti de kendilerine gösteri yapmak için izin verilmediğini iddia etti. Oyunu kullandıktan sonra devlet televizyonunda canlı yayına çıkarak oylanan anayasa taslağı ve siyasi projesini uygulamaya koymak için atacağı bir sonraki adımlardan bahseden Kay Said de ‘seçim sessizliği ilkesini’ bizzat ihlal etti.

Referandumu boykot etme çağrısı yapan beş ayrı muhalefet partisi yetkilileri yaptıkları açıklamada Said’in oy işlemleri hala devam ederken rakiplerine sözlü olarak saldırmasının ‘sessizlik’ ilkesinin açık bir ihlali olduğunu savundu.

Muhalefet partileri ve birçok STK referandumdan önce birçok kez anayasa taslağının içeriğine dair halkı uyararak söz konusu tasarının demokratik meşruiyet, kapsayıcılık ve şeffaflık açısından kısıtlı bir çerçevede hazırlandığını anlattı.

Tüm bunlara ilaveten, Kays Said tarafından nisan ayında alınan bir karar ile o güne kadar ülkenin son bağımsız kurumlarından birisi olarak görevine devam seçim komitesinin üyeleri değiştirilerek bağımsızlığına leke sürüldü.

Tüm bu olumsuzluklar nedeniyle referandumun nitelik olarak ne demokratik ne de güvenilir olmasının imkânsız olduğunu söyleyen araştırmacı Mehdi Elleuch durumu şu ifadelerle özetledi: “2014 Anayasasının ölümünü tek taraflı bir şekilde ilan ettiği günden referandum gününe kadar geçen Said’in zorlamasıyla başlamış ve bölünmelerle lekelenmiş tüm bu süreç baştan aşağı yanlıştır.”

Elleuch, Tunus için demokrasi umudunun hala tükenmediğine inansa da bu yeni anayasa ile birlikte bir diktatörlük rejimine geri dönülebileceği hususunda ciddi endişeleri olduğunu şu sözlerle ifade etmektedir.

“Bu gayrimeşru proje, geçtiğimiz yıl 25 Temmuz tarihinde başlayan sürecin bir mamulü olup tek bir adamın hiçbir hesap sorma makamı olmaksızın tüm otoriteyi elinde tutması ve herhangi bir şekilde yaptıklarından sorumlu tutulmaması mantığına dayalıdır.”


Alessandra Bajec tarafından kaleme alınan ve The New Arab'da yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için tercüme edilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 1230 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.