1. YAZARLAR

  2. Mahmut Cemil İnce

  3. Türkistan'da Müslüman kalmayıncaya kadar
Mahmut Cemil İnce

Mahmut Cemil İnce

Köşe yazarıYazarın Tüm Yazıları >

Türkistan'da Müslüman kalmayıncaya kadar

A+A-

Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan, asırlardır süregelen bir soykırımla karşı karşıya. 

Başta Uygurlar olmak üzere bölgede yaşayan Müslüman halklar, akla hayale gelmeyecek katliam politikalarının hedefi olmuş durumda.

Özellikle son yıllarda, mevcut Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 2013 yılında göreve başlamasıyla, Doğu Türkistan Müslümanlarını hedef alan vahşetin boyutları artış gösterdi. 

Çin Komünist Partisi rejiminin niyeti oldukça açık. Doğu Türkistan'da Çin rejimine muhalefet etme ihtimali bulunan tek bir insan dahi bırakmamak. Tarihi, kültürel, etnik ve en önemlisi dini olarak Komünist rejimle uzlaşamayacak bir unsur olarak görülen Türkistan halkı, tamamıyla yok edilmek isteniyor. Bunun için kullanılan yöntemler ise vicdan sahipleri için korkunç nitelikte.

Çin rejimi Türkistan'da insanları en mahrem sırlarına, gündelik hayatlarına varıncaya kadar izliyor ve fişliyor. İbadetlerini yerine getirmelerine, Türk kültürlerini yaşamalarına, Müslümanca bir hayat sürmelerine engel oluyor. Camilerini, dini mekanlarını, tarihi yerlerini yıkıyor. İslam'ı çağrıştıracak isimleri yasaklıyor.

Milyonlarca insanı cezaevlerine ve toplama kamplarına gönderiyor. Bu merkezlerde yıllarca tutulan insanlar, insanlıktan uzak birer ceset haline getiriliyor. Seneler boyunca ışıksız hücrelerde yaşayan, doğru düzgün yemek yiyemeyen, kendisine ne olduğu belirsiz ilaçlar verilen, sürekli aşağılanan, işkence ve tecavüze uğrayan bir insan düşünün. Bu insan serbest kaldıktan sonra artık ruhu kalmamış bir ceset halini alıyor. Bu sayede Komünist Çin rejimi, iktidarının sarsılması "tehdidinden" kurtuluyor. 

Yüz binlerce kadın, toplama kamplarında sistematik şekilde toplu tecavüze uğruyor. Ailelerinden erkekler hapsedilen kadınların evlerine, Çin rejimi için çalışan erkekler zorla yerleştiriliyor. Bu sayede Çin'in ajanları evlere kadar girmiş olurken, yüz binlerce Müslüman kadının hayatı yok ediliyor. Sürekli tehdit ve gözlem altında, sürekli bir taciz ve tecavüz halinde yaşayan Müslüman Türkler, hayatta kalsalar dahi cansız bir nesneden farksız hale getiriliyorlar. 

Dünya Müslümanlarının tepkisizliği 

Türkistan'da yaşananlar, esasen her insanın ve her Müslümanın birincil gündem maddesi olması gereken, acı olaylar.

Ancak dünya Müslümanlarının bu konuya da, diğer hayati konularda olduğu gibi, genel itibariyle bakışı teorik tartışma ve kınamalardan ibaret kalıyor.

Tabi, kınamakla bir şey değişmese de, Türkistan konusunda Çin'i kınayanları görmek yine de sevindirici. Zira bazı hesaplar, bazı düşünceler, bazı kimseler, Çin'in kınanmasını dahi istemiyorlar. Çin'i ülkemizde dahi medya kurumlarına, hatta kanaat önderlerine, siyasi figürlere ve gazetecilere reklam verirken görebiliyoruz.

Nereye kadar? 

Doğu Türkistan'da yaşayan Müslümanların sayısı, verilen en üst rakamları göz önüne alacak olursak, yaklaşık 20 milyon kadar. Bunların çoğunluğu Müslüman Uygur Türkleri. Çin'in nüfusu ise 1 milyarı aşkın. Çin'in sanayisi, teknolojisi, ordusu, siyasi ve iktisadi gücü karşısında Türkistan'daki Müslümanların hiçbir maddi varlığı yok. Hal böyleyken, Çin'in Türkistan'da hiçbir canlı Müslüman kalmayıncaya kadar kaç sene uğraşması gerekir ki? Belki 5, belki de 10 sene daha.

Ya sonra?

Müslümanlara Türkistan'dan kalan tek şey tarih kitapları ve hatıralar, bir de dünya üzerinde dağınık vaziyette hayatta kalmaya çalışan Müslüman Uygurlar olacak. Tabi onlar da Çin'e iade edilme tehlikesinden kurtulabilirlerse. 

Pek kıymetli kanaat önderleri, yazarlar, çizerler de, bugün nasıl Endülüs'ten bahsediyorlarsa, yarın da Türkistan'dan öyle bahsettikleri konferanslar mı düzenleyecek? Yahut "Türkistan Tecrübesi" diye kitaplar mı kaleme alınacak?

***

İspanya'nın güneyinde bir bölge vardır, "Puerto del Suspiro del Moro" isminde. Anlamı "İç Çeken Mağriblinin Geçidi". Hikayeye göre 1492 yılında Endülüs'teki son İslam devleti olan Gırnata Emirliği'nin emiri 12. Muhammed, şehri teslim ederek çekilmek zorunda kaldığında, bu bölgede son kez dönerek şehrine bakmış ve ağlamıştır. Annesi ise ona "Erkek gibi savunamadın, kadın gibi ağla" minvalinde bir söz söylemiştir.

Günün birinde Türkistan'a gözyaşı dökmekten utanmayacak mıyız?


Yazıda yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir, Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 7596 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.