1. YAZARLAR

  2. Mahmut Cemil İnce

  3. İlkelere yer yok: Kanlar kurumadan Esed ile barışmak
Mahmut Cemil İnce

Mahmut Cemil İnce

Köşe yazarıYazarın Tüm Yazıları >

İlkelere yer yok: Kanlar kurumadan Esed ile barışmak

A+A-

Suriye'de 2011 yılında başlayan savaş, siyasi açıdan yerelden bölgesele ve zamanla küresele uzanan bir seyir izledi.

Her ne kadar çeşitli dezenformasyonlar vasıtasıyla bu savaşta mağdurlar zanlı durumuna getirilmek istense de, savaşı başlatan, bizatihi halka saldıran Beşar Esed rejimiydi.

Protestolara yönelik saldırılar, zaten rejime karşı 40 senedir bilenmiş olan halkı, hakkını güç kullanarak almaya itti. Zira "modern" dünya, güçten başkasına saygı duymuyor.

10 yıllık süreç içerisinde Suriye'de Esed rejimi, ayrıca sadık müttefikleri İran ve Rusya, sayısı yarım milyona ulaşan sivili katletti. Suriye'nin birçok şehri yerle bir edildi. On binler cezaevlerine atıldı, işkencelerle katledildi. Milyonlarca insan evlerini terke zorlandı, sığınmacı durumuna düştü. Gittikleri ülkelerde çeşitli zorluklarla karşılaştı, binlercesi göç yollarında, kaldıkları kamplarda ve çeşitli bölgelerde yaşamını yitirdi.

Ne için?

Beşar Esed'in tahtı, meşruiyet kazanması, bölgedeki statükonun korunması, uluslararası siyasetin istenen dengelere göre dizayn edilmesi için. Birçoklarının dediğinin aksine Batı, bugüne kadar hiçbir zaman Esed rejiminin bir an önce devrilmesi için bir adım atmadı. Eğer atmış olsaydı, Libya'da olduğu gibi çok kısa bir sürede rejimin devrilmesi kaçınılmazdı.

Kanlar kurumadan Esed'le barışmak

Savaşın 10 yılı geride kalırken, birçok bölge ülkesi Esed rejimi ile barışmak, ilişkilerini normalleştirmek üzere kolları sıvamış durumda.

Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri bu konuda adımlarını atmış durumda. Rejim, uluslararası kamuoyunda yeniden meşruiyetini kazanmak üzere temaslarını sıklaştırıyor. Türkiye'de de birçok kesim, Esed ile normalleşmenin gerektiğini savunuyor. Esasen bu, tamamıyla "mevcut iktidarın tüm politikalarına karşı çıkma" yönündeki bir siyaset anlayışının eseri. Rusya ve İran'ın izni olmadan sarayından dahi çıkamayan Beşar Esed ile doğrudan diyaloğa girmenin nasıl bir faydası olacağı sorusu bu noktada oldukça mühim bir soru.

Siyasi olarak, bu gibi ilkesiz ve gayesiz çıkışlara aşina olmakla beraber, asıl mesele Suriye'de dökülen kanlar meselesi.

Her ne kadar insanlıktan, haktan, adaletten, hukuktan dem vurulsa da, herhalde bu tarz mefhumlar, söz konusu Müslümanlar olduğunda işlevsiz kalıyor.

Yarım milyon insanı, her türlü vahşi yöntemle katleden bir rejimle normalleşme isteği, içinde bulunduğumuz dünyanın iki yüzlülüğü konusunda da çok şey anlatıyor. Suriye'de katledilen Müslümanların kanları henüz kurumadan ve halen kanlar akmaya devam ederken, rejimle uzlaşmaya olan bu heves, mevcut siyasi anlayışların bariz bir eseri.

İlkelere yer yok

Dünya üzerinde egemen olan mevcut siyasi anlayışta ilkelere yer yok. Çıkarlar söz konusu olduğunda istenen yapı "terör örgütü" ilan edilebilir. Yine çıkarlar söz konusu ise, yüz binlerce kişiyi katletmiş olan bir rejim, meşru bir aktör kabul edilebilir. Tıpkı Esed rejimi gibi. Tıpkı 1948'den bu yana İslam coğrafyasında krizin müsebbibi olan İsrail'in varlığı gibi. Öyle ki, Filistinli Müslümanları katleden, süren ve yok eden İsrail ile normalleşme girişimler, asrın en büyük barış süreci gibi lanse edilebiliyor.

İlkelere sahip olanlar ise bu sistemin taşıyıcıları tarafından aşağılanmaya, "siyasetten anlamamak" ile suçlanmaya mahkum. Oysa siyasetin anlamı, ne pahasına olursa olsun kendi çıkarlarının peşinde koşmak olmamalı. Mesela Suriye'de dökülen bunca kan daha kurumadan Esed rejimi ile "ulusal çıkarlar" adı altında el sıkışmak, neşeli pozlar vermek, siyaset olamaz. Olsa olsa güç kullanımını, katliamı, işkenceyi meşrulaştırmak olabilir. Bu tutum, devletleri ve devlet dışı aktörleri, gücün yegane meşruiyet kaynağı olduğuna dair inancını pekiştirecektir.

Gücü ve güçlüyü her koşulda meşru gören anlayış, İslam'ın 14 asır önce ortaya koyduğu sistem ile beraber sona ermiştir. Ancak anlaşılan, İslam'ın ortaya koyduğu ilkeleri "çağ dışı" addeden "modern" sistemlerde bu gibi temel ilkelere yer yoktur.

Bu yazı toplam 1878 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.