Muhammed Elikçi

Muhammed Elikçi

İran'ın Atatürk'ü: Rıza Şah dönemi örtünme yasağı

İran'ın Atatürk'ü: Rıza Şah dönemi örtünme yasağı

İran'da Rıza Şah dönemine bakıldığında Batılı yaşam tarzının öne çıktığı; buna bağlı olarak geleneksel giyim tarzının, yönetim tarafından "gerici" olarak nitelendirildiği bir dönem olarak görülmektedir. Rıza Şah'ın geleneksel İran giyimine karşı olup batılı yaşam tarzını benimsemesinin önemli etkilerinden biri de 1934 yılındaki Türkiye ziyareti ve Mustafa Kemal ile görüşmesi sonrasında gerçekleşmiştir. Türkiye'de yaşanan reformlardan da etkilenen Rıza Şah, ülkesine döndüğünde kadınların ve erkeklerin giyiminde radikal kararlar almış ve halkına Avrupai giyim tarzını dikte etmeye çalışmıştır.

Hemen hemen tüm kaynakların üzerinde mutabık olduğu Rıza Şah'ın ve çevresindeki modernleşme yanlısı aydınların, Mustafa Kemal ve Türk İnkılabından büyük oranda etkilendiğidir. Bu etki, onun Türkiye gezisi ile daha anlamlı hale gelmiştir. Rıza Şah'ın gezisi, Batı dışı bir ülkenin modernleşme yönünde ciddi adımlar atması ve bu adımlarını sağlamlaştıran köklü inkılapları yerinde görmesi ile ilgilidir.1 Nitekim yaptığı yeniliklere ve ilan edilme tarihlerine baktığımızda, Türkiye'deki yenilikler ile yakın tarihte olduğunu görebiliriz.

1.png
Rıza Şah'ın 1934 yılında Türkiye ziyaretini simgeleyen bir fotoğraf. Solda İsmet İnönü, ortada Mustafa Kemal, sağda Rıza Şah

Rıza Şah'ın yaptığı yenilikler, siyasal bir tercih ve tepeden inme bir özelliğe sahip olmasından kaynaklı halk nezdinde karşılık bulamadı. Ona göre Avrupa'nın modernleşme seviyesine ulaşmak için kıyafette devrim niteliğinde yenilikler yapmak zaruriydi. Bu yeniliklere karşı çıkmanın ise gericilik olarak nitelendirileceğini, karşı çıkanlara ise taviz verilmemesi gerektiğini düşünüyordu. İşte bu çalışmada Rıza Şah döneminde ki kıyafet reformundan, bu reformlarla beraber özelde Şapka Kanunu ve Örtünme Yasağı ile İran toplumundaki olumsuz etkilerinden dolayısıyla yaşanan baskılar incelenecektir.

I. Dünya Savaşı sonrası siyasal kargaşa, etnik ve ideolojik çatışmalar ile yabancı güçlerin işgali problemleriyle yüzleşen İran'da temel sorun merkezi otoritenin sağlanması üzerinedir. Mustafa Kemal gibi asker kökenli olan ama onun gibi siyasi tartışmaların içinde hiç bulunmayan Rıza Şah 21 Şubat 1921'de gerçekleştirdiği askeri darbe ile İran'ın en güçlü siyasi figürü olmayı başardı.2 Nisan 1924'te Başbakan Rızâ Han, başta ulemâ olmak üzere cumhuriyet rejimine karşı çıkan çevreleri ikna etmek için görüşmeler yapmaya başladı. Bu sırada onun cumhuriyetçi davranışlarından hoşlanmayan İran lideri Kaçar Ahmed Şah, meclis başkanına Avrupa'dan gönderdiği bir yazıyla azlini istedi; Rızâ Han da istifa edip Tahran'dan ayrıldı. Ancak kamuoyunda onun istifasını geri alıp tekrar ülkenin başına geçmesi doğrultusunda bir istek oluştu ve Tahran'a dönen Rızâ Han yeni bir kabine kurarak tekrar göreve başladı. 31 Ocak 1924 tarihinde meclis, Avrupa'da bulunan Ahmed Şah'ı gıyabında tahttan indirerek Kaçar hânedanına son verdi. 12 Aralık 1925 tarihinde Rızâ Han'ın meclis tarafından "şehinşah" ilân edilmesiyle Pehlevî hânedanı kuruldu ve Rızâ Şah 25 Nisan 1926 tarihinde Tahran'daki Gülistan Sarayı'nda taç giydi.3

Rıza Şah, iktidarını perçinledikten sonra İran'ı modernleştirme çerçevesinde İranlı modernistlerin kültürel planlarını uygulamaya koydu. 1927 Ağustosunun başlarında Fransız kasketine benzeyen Pehlevi Şapkasını, İranlı erkeklerin resmi şapkası yapmaya karar verdi. Yeni şapkanın getirilişi, zorunlu askerlik kanunu ve adli sistemin laikleştirilmesi ile aynı zamana denk gelmişti ve bunların hepsi birlikte ülkede büyük bir huzursuzluğa sebep oldu. Pehlevi şapkasına en büyük itiraz, namaz sırasında secdeye engel olan siperlikte yoğunlaştı.4 Bütün yetişkin erkeklerin (kayıtlı din adamları dışında) batı tarzı pantolon ve ceket giymeleri ve "Pehlevi başlığı" adı verilen önü siperli şapka takmaları gerekiyordu. Başlık kişinin geleneksel ya da mesleki bağlarını dışa vururdu. Pehlevi şapkası artık ulusal birliğin simgesi diye kabul edilmekteydi. Çok geçmeden onun yerini İran'da "beynelmilel şapka" diye bilinen kenarları keçe fötr şapka aldı.5

2.png
Şapka Kanunu'ndan sonra Sekizinci Meclis milletvekillerinden bir grubun şapkalı fotoğrafları6

Bunların yanı sıra İran halkının tamamının kıyafetlerinde de Avrupaileşme çabası vardı. 1928 yılının sonbaharında batı kıyafetlerinin herkes için zorunlu hale getirileceği dedikoduları çıktı ve İran şehri Reşt'te yerel terzilere mevcut siparişlerini tamamlamaları için bir ay süre verilmişti, daha sonra sadece yeni moda giysileri dikebileceklerdi. Kasım ayı boyunca gazetelerde "kıyafetlerin tektipleştirilmesi için çaba göstermeyen, vatansever olduğunu iddia edemez" gibi sloganlar yayınlandı. Nihayet 28 Aralık 1928'de ilk kıyafet kanunu, yakın zamanda oluşturulan, rejim destekçileriyle doldurulmuş ve tüm muhalefetin yasaklandığı Yedinci Meclis tarafından yasalaştı.7

Rıza Şah 1928'den itibaren bütün geleneksel giysileri yasakladı. Kadın ve erkeklere Batı tarzı giyim kuşam yasaları dayatıldı. Bütün erkeklerin Avrupa kıyafetleri giymesi zorunlu kılınırken sıra kadınların giyimine gelmişti.8 Kadınların örtü ve çarşaflarının "gericiliği" çağrıştırdığını düşünen Şah, kadın giyiminin değiştirilmesi için hazırlık yapmaya başladı. Bilhassa dergi ve gazete gibi yayınlar üzerinden örtü ve çarşafın kaldırılması ile ilgili yayınlar yaptıran Şah, toplumu buna hazırlamaya çalıştı. 1934 yılındaki Türkiye ziyareti, örtü ve çarşafın kaldırılması hazırlıklarını hızlandırdı. Bu ziyaret sırasında Türkiye'deki seküler kadınların giyiminden çok etkilenen Şah, İranlı kadınların da aynı şekilde giyinmeleri gerektiğini düşünüyordu. Ona göre modernleşmek için kadın giyiminin değiştirilmesi gerekiyordu. Hatta O, kadınların örtünmesini İran'ın ilerlemesi önünde büyük bir engel olarak görüyordu. Ayrıca ona göre, İranlı kadınların geleneksel kıyafeti olan örtü ve çarşaf çağdışıydı ve Batı'da dalga konusu olmaktaydı. Bu sebeple İran'ın ilerlemesi ve gelişmesi için kadınların örtü ve çarşaflarını çıkarmaları gerektiğini düşünen Şah'ı, Batı'da eğitim gören aydınlar, bazı kadınlar, bürokratlar destekliyorlardı. Nihayet Şah Ocak 1936'da Tahran'da bir okulda katıldığı mezuniyet töreninde örtünün yasaklandığını duyurdu.9

Örtü yasağı neticesinde İranlı kadınlar, yeni toplumsal hiyerarşide herhangi bir sosyal statüye sahip olamadılar. Ancak toplumsal güç hiyerarşisinde örtü giymeyen kadınlara ayrıcalıklar tanındı. Örtülü kadınlar ise bu ayrıcalıklara ulaşmak için en alt katmanda yer aldılar ve aşağılanmış duruma düştüler. Kendilerini dışlanmış hisseden örtülü kadınlar, evlerinden çıkmak istemediler. Bu durum zaten İran toplumunda dışlanmış olan kadınları daha da zor durumda bıraktı. Modern bir toplum oluşturma ideali ile ortaya çıkan Rıza Şah, bilhassa İran'ın elit olmayan grupları üzerinde yıkıcı etkiye sebep oldu.10 Şah'ın kadınlar giyimleri hakkında verdiği kararlar, halk arasında büyük tepkilere yol açtı. Her ne kadar Şah'ın otoritesi sert ve acımasız olsa da bu kadar baskıya dayanamayan İran halkı özellikle örtü yasağından sonra hareketlenmeye başladı.

Zorunlu örtü yasağı, belki de diğer modernleşme politikalarından çok daha fazla toplumu gelenekçi ve yenilikçi kamplar şeklinde en azından kültürel yönden ikiye böldü. Kesin sayıyı hesaplamak zor olsa da çok sayıda şehirli kadın, evde kalmaya zorlandı ve sosyal faaliyetlere katılamadılar.11 Beklenen asıl toplumsal tepki 1935 yılında geldi. Meşhed türbesinin 1911'de Ruslar tarafından bombalanmasının yıldönümü olan 10 Temmuz günü, oranın yerlisi bir vaiz fırsatı değerlendirip yalnızca bu "kâfir icatları" kıyafetler hakkında değil, hükümetin yozlaşması hakkında aleyhe sözler söyledi. Bunu duyan çevredeki insanlarda vaize katıldılar. Askeri baskı gelince kalabalık türbeye sığındı. "Şah yeni Yezid'dir" ve "İmam Hüseyin bizi şeytan Şah'tan korusun" diye bağırıyorlardı. Yerel yetkililer dört gün boyunca çaresizlik içinde olup bitene seyirci kalmışlardı, çünkü şehir polisi ve taşradaki askeri tabur türbeye girmeyi reddediyorlardı. Britanya konsolosunun anlattığına göre, subaylar korku içinde yeni şapkalarını, ancak başka subaylarla karşılaştıklarında başlarına takmak üzere ceketlerinin altına gizlemiş, sağa sola koşturuyorlardı. Azerbaycan'dan takviye kuvvetler gelip de türbeye girene dek böyle sürüp gitmişti. Kanuna karşı gelenlere polisin gösterdiği şiddet sonucu, makineli tüfeklerle ateş açıldı.12 Bu eylem sonucunda iki yüz sivil ağır yaralandı, aralarında kadınlarla çocukların da olduğu yüzden fazla insan da yaşamını yitirdi. Ertesi aylarda türbe bekçisi ve ateş etmeyi reddeden üç asker idam edildi. Rıza Şah dini kuruluşların idaresini dini vakıflar müdürlüğünden alarak Eğitim Bakanlığı'na verdi. Bundan başka bütün kamu alanlarında ve sokaklarda çarşaf yasağı daha net bir şekilde hissedilmeye başlandı. Artık sokaklarda, hükümet binalarında, sinemalarda, hamamlarda, belediye otobüslerinde, hatta faytonlarda çarşaf giyilmeyecekti. Sıradan yurttaşlara toplu etkinliklere giderken eşlerini başını açık getirmelerini emretti. Sokakları süpürenler, dükkân sahipleri ve fayton sürücüleri bile buna uymak zorundaydı. Britanya konsolosları emre uymayanların karakollara çağrıldığını bildiriyorlardı. Bir valinin karısı intihar etmişti. Pek çok kadın uzun eşarplar ve boğazlı üstlükler giyiyordu.13 Şah, Kum'daki Hz. Fatıma Türbesi'ne bizzat giderek, iyice örtünmediği için karısının türbeye girmesini yasaklayan bir memuru halkın önünde kırbaçladı.14 Örtünme yasağı ve baskılar 1941'de Rıza Şah'ın iktidarını kaybedeceği döneme kadar devam etti.

3.png
8 Ocak 1936 Kıyafet Reformu'ndan sonra kadınların örtülerine çıkartıp topluma dahil olmaya çalıştığını simgeleyen bir grup kadın15

Özellikle zamanın Türkiye'sine benzer şekilde tepeden inme kararların dayatıldığı Rıza Şah döneminin politikaları, halkta karşılık bulamadı. Modernleşme yolunda, düşünsel olarak batılı seküler sistemi benimsemekle beraber kıyafette de zorunlu değişikliklerin gerekliliği savunuluyordu. Bu uğurda her türlü baskı meşru görülüyor, karşı çıkanlar ise vatana ihanet suçlamaları ile yargılanıyordu. Ancak Şah'ın seküler ve laik politikaları beklediği sonucu alamadı. Mustafa Kemal'in Türkiye'sinde başarılı olan batı tarzı yaşamın Rıza Şah'ın İran'ında başarılı olamamasının da elbette siyasi ve içtimai nedenleri vardı. İran'da laik düzenin İdeolojik bir alt yapıdan yoksun ve siyasal yapısındaki keskin bölünmelerle beraber, Türkiye'deki İttihat ve Terakki gibi güçlü bir siyasal gelenek üzerine oturmuş örgütlenmenin olmamasından dolayı, Şah'ın mücadelesi kanlı, kısır bir sürece yol açtı.16 Rıza Şah, yasaklar ve laik reformlar ile İran'da modernleşme yolunda önemli adımlar atabileceğini düşünüyordu. Ancak amacına ulaşamadığı gibi aldığı baskıcı kararlar, iktidarının sarsılmasına neden oldu. Nitekim 1941 de iktidarını kaybetmesiyle beraber yasaklar da son bulmuş oldu.

Dipnotlar

1 Celal Metin, “Modernleşme Perspektifinden Türkiye ve İran (1800-1941): Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme”, Denge, 2018/5, S.116

2 Celal Metin , a.g.m. S.104

3 Rıza Kurtuluş, “Rıza Şah Pehlevi Maddesi”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, TDV Yayınlar, 2008, 35/67

4 Touraj Atabaki, “Türkiye ve İran’da Otoriter Modernleşme Atatürk ve Rıza Şah Dönemleri”, İstanbul Bilgi Üniversietsi Yayınları, İstanbul, 2012, S.200

5 Ervand Abrahamian,” Modern İran Tarihi” Çeviren Dilek Şendil, İş bankası Kültür Yayınları, 2017, S. 110

6 https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Teymourtash_among_deputies_to_the_Eighth_Majles.jpg

7 Touraj Atabaki, a.g.e, S.200

8 Gene R. Garthwaıte, İran Tarihi, Çeviren Fethi Aytuna, Inkılap Yayınları, 2011, S.211

9 Kamuran Karabalık “Rıza Şah’ın İran’ı Modernleştirme Politikası: Kadınların Örtü ve Çarşafının Yasaklanması”, Tarih Araştırmaları Dergisi, 10/1,2025 S.560-561

10 Kamuran Karabalık, a.g.m.,s.180

11 Behrooz Moazami, “İran’da Devlet, Din Ve Devrim 1797’den Bugüne”,Çeviren Bahar Bilgen, İletişim Yayınları, 2018,s. 191. Çarşaf)

12 Mihail Seryegeviç İvabov,”İran Tarihi En Eski Çağlardan 20. Yüzyıla”, Çeviren Hasan Demiroğlu, Selenge Yayınları, 2021, s.367)

13 Ervand Abrahamian, a.g.e.,s.124

14 Gene R. Garthwaıte, a.g.e., s.211

15 https://www.instagram.com/p/CJMThfsnh2Y/

16 Celal Metin, a.g.m., s.104


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 1100 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
2 Yorum
Muhammed Elikçi Arşivi