Dr. Mehmet Sürmeli

Dr. Mehmet Sürmeli

Hz. Ömer üzerinden moderniteye hakimiyet alanı açmak

Hz. Ömer üzerinden moderniteye hakimiyet alanı açmak

Sahâbeyi tek tek ve çok yönlü olarak araştırdığımızda görürüz ki, Hz. Ömer, sahâbe içerisinde en iyi Kur’an bilenlerdendir. Onun Kur’an bilgisi; tilâvet alanından başlar. Anlama ve anlaşılanla hayat arasında bağ kurmaya uzanan geniş bir alana kadar uzanır. Anlaşılan şeylerle hayat arasında bağ kurma dediğimiz içtihat alanında isabetli hükümler verebilmek için sağlıklı bir illet bilgisine sahip olmak gerekir. İçtihatlarını tetkik ettiğinde görürüz ki Hz. Ömer, hükümlerin illetini en iyi bilenlerdendir.

İçkinin ve diğer uyuşturucuların yasaklığının illetini açıklaması bakımından şu örneğe bakmakta fayda vardır: “Hz. Ömer, içkinin yasaklanmasıyla ilgili ayetten bahsetti ve sonra da minberden şöyle seslendi: ‘Hamr / içki beş şeyden yapılır. Bunlar; üzüm, hurma, bal, buğday ve arpadır. Aklı örten her şey hamr / uyuşturucudur.’”[1] “Hamr”ı aklı örten her şeye genellemesi onun illet bilgisinin derinliğini ortaya koymaktadır.

Müellefe-i kulûb’a zekâttan pay vermezken de Hz. Ömer, illet bilgisine bağlı olarak, onlara zekât vermeyi gerektirecek illetin olmadığını görmüştür. Bu insanlara zekâttan hisse ayrılmasının illeti, İslâm’ın güçsüz olduğu dönemde onları kazanarak, İslâm toplumunu madden ve manen güçlendirmektir. Hz. Peygamber vefat ettiğinde güçlü bir İslâm toplumunu oluşturmuş ve Hz. Ebû Bekir de takviye etmiştir. Bu bakımdan Müslümanlığın, kalpleri maddî değerlerle dine ısındırılacak insanlara ihtiyacı yoktu. Bunu iyi kavrayan Hz. Ömer, Uyeyne b. Hısn ve Akra b. Habis, müellefe-i kulub üyesi olarak zekâtlarını almaya geldiklerinde, onlara: “İslam’ın sizin gibi insanlara ihtiyacı yok” diyerek zekât paylarını vermemiştir.[2] İllet ortadan kalktığına göre hüküm de ortadan kalkmıştır.

Kıtlık yıllarında, hırsızlık yapan Hatıb b. Ebî Beltâ’nın kölelerine Hz. Ömer, hukuki ceza uygulamamıştır. Bunun yerine, köleleri aç bırakan Hatıb develeri iki katıyla ödemiş, ortada ciddî bir açlık olduğu için köleler ise serbest bırakılmıştır.[3] Böyle bir suça cezanın uygulanabilmesi için gerekli illetin olması lazımdır. Bu illet ise, normal şartlarda yapılan hırsızlığın bizzat kendisidir. Bu olayda ise gerçek bir hırsızlığın oluşumuna mani bir hâl; açlıktan ölüm tehlikesi vardır. Tüm bunlar, hırsızlığın gerçekleşmesinin illetinin kâmil anlamda meydana gelmediğinin delilleridir. Bunları bilen hukukçu bir sahâbî olarak Hz. Ömer de cezaî yaptırım uygulamamıştır. Hz. Ömer’in bu uygulamalarını günümüz İslâm hukukçularının iyi bilmesi ve güncelleyerek üzerine yeni hükümler bina etmeleri hukukumuzu daha da zenginleştirir.

Burada şöyle bir değerlendirme yapmak mümkündür: Hz. Ömer, hayatının bütünlüğü içerisinde incelenirse görülür ki Kur’an’a ve Kur’an’ın hayata aktarılmasına çok düşkün bir sahâbîdir. Çünkü O, Kur’an’ın ne demek olduğunu biliyordu. Hz. Ömer’in hayatından belirli bir bölümü bağlamından kopararak alıp sonra da öznel bir yaklaşımla; bu yaklaşımın üzerine insanın kendi tezini oturtması ve şahsi düşüncelerine Hz. Ömer’den referans alarak meşruiyet kazandırması doğru bir yaklaşım değildir. O, hırsıza ceza uygulamadı veya müellefe-i kulûba zekât vermediyse, bunları ayetlere rağmen kendi reyini öne çıkararak yapmadı.

Bilakis, ayetlerin uygulama alanları tahakkuk etmediği için bu uygulamaları gerçekleştirdi. Hükümlerin illetini bilmeden veya illetleri karıştırmak suretiyle, “Ömer de nasları uygulamamıştır.” Diyerek Kur’an’ın lafızlarını hafife almak ve modern hayat tarzına meşruiyet alanı açmaya çalışmak ilmî bir anlayış değildir. Böyle bir anlayış ve yaklaşımın temelinde Kur’an ve sünneti hukukun dayanağı olmaktan çıkarma düşüncesi vardır.

[1] Buhârî, 65, Tefsîr, 5, V, 190.
[2] Taberî, Câmiu’l-Beyan, VI, 400, Kâsânî, Bedayi, II, 45; Ebû Suud Efendi, İrşadu’l-Akli’s-Selim, IV, 76; Salih, İslam Mezhepleri ve Müesseseleri, s.270; Kardavî, İslâm Hukukunda Zekat, II, 81.
[3] İbni Kayyım, İ’lâmu’l-Muvakki’în, III, 17.


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 382 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
1 Yorum
Dr. Mehmet Sürmeli Arşivi